Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu'nun, "Eğer biz üretmesek, bugün Avrupa'da insanların bineceği otobüs bulması gerçekten çok zor olurdu" şeklindeki iddialı ve çarpıcı tespiti, sektörde geldiğimiz noktayı en net haliyle özetliyor. Nitekim 2025 yılına ait veriler bu gurur verici iddiayı rakamlarla da destekliyor. Geçtiğimiz yıl tam 12 bin 655 adet otobüs ihraç ederek kırılması güç bir rekora imza atan Türkiye, sahip olduğu devasa ve modern tesislerle kıtanın ulaşım yükünü adeta tek başına sırtlıyor.
AR-GE VE TEKNOLOJİ İHRACATINDA 300 MİLYON DOLARLIK SIÇRAMA
Türk otomotiv sanayisi artık sadece montaj yapan, parça birleştiren bir yapı olmaktan çoktan çıktı. Kendi teknolojisini, yazılımını tasarlayıp dünyaya satan dev bir ekosisteme dönüştük. Sektörün toplam Ar-Ge harcamaları 25,4 milyar liraya ulaşırken, doğrudan teknoloji ve mühendislik ihracatımız 300 milyon dolar sınırına dayandı. Otonom ve elektrikli araçlara yapılan cesur yatırımlar meyvesini veriyor. TAYSAD Başkanı Yakup Birinci'nin de belirttiği üzere, tedarik sanayimiz Avrupa sınırlarını aşıp Amerika gibi devasa alternatif pazarlarda da ağırlığını hissettiriyor.

ÇİN BASKISINA KARŞI 'YERELE DÖNÜŞ' STRATEJİSİ
Elbette bu parlak başarı hikayesinin önünde aşılması gereken zorlu engeller de mevcut. Küresel piyasalarda giderek artan agresif Çin baskısı ve dünyada yeniden popülerleşen "kendi ülkende üret" (yerele dönüş) akımı, sektörümüzü yeni savunma stratejileri geliştirmeye itiyor. İç piyasada satışlar istenilen ivmeyi henüz tam olarak yakalayamasa da, OSD yönetimi verimliliği artıracak hamleler üzerinde titizlikle çalışıyor. Yeni yatırımlarla yerlilik oranını en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen Türk otomotiv sektörü, küresel rekabetteki bu tehditleri avantaja çevirmek için direncini koruyor.





