Nisan ayında silah seslerinin gölgesinde kalan o meşhur Beyaz Saray Muhabirleri Derneği (WHCA) yemeğinde bu kez siyasi bir deprem yaşandı. Başkent Washington'un en prestijli otellerinden Waldorf Astoria'da kameraların karşısına geçen ABD Başkanı Donald Trump, bir dönem daha Beyaz Saray'da kalma niyetini en cüretkar sözlerle dünyaya duyurdu. Yıllardır süren anayasa tartışmalarını bir kalemde silip atan bu hamle, Amerikan siyasetinde yeni bir fırtınanın da habercisi oldu.
"BUNU ZATEN YAPTIM, TEKRAR YAPACAĞIM"
Yarıda kesilen etkinliğin telafi programında kürsüye gelen Başkan Trump'ın, salondaki gazetecilere dönerek o çok tartışılacak cümleleri arka arkaya sıraladığı kaydedildi.
Önce bir şaka edasıyla başladığı konuşmasını çok net bir siyasi manevraya dönüştüren Trump'ın, "ABD başkanlığına dördüncü kez aday olma niyetim var. Resmi bir adım atacağım. Aslında sanırım bunu zaten yaptım; üç kez kazandım, şimdi bunu tekrar yapacağım." şeklindeki çıkışı şaşkınlık yarattı. Konuyu medyanın izlenme oranlarına bağlamayı da ihmal etmeyen Başkan'ın, "Basına ne kadar önem verdiğimi göstermek ve reytinglerinizi kurtarmak adına bir duyuru yapmaktan memnuniyet duyuyorum." diyerek bu kararı bir 'özel haber' olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Konuşmasının en can alıcı anında cebinden çıkardığı o meşhur kırmızı şapkayı başına geçiren Trump'ın üzerinde "TRUMP 2028" yazılı şapkayla verdiği bu gövde gösterisinin salonda derin bir sessizliğe neden olduğuna dikkat çekildi. Başkanlığın kendisi için kolay bir iş olduğunu da "Ben bu işi yürütme konusunda çok iyiyim." diyerek vurguladığı görüldü.

ANAYASA'DAKİ 'İKİ KERE' ENGELİ NE OLACAK?
Bu iddialı çıkış, gözleri doğrudan Amerikan Anayasası'nın o çok net olan kurallarına çevirdi.
Bilindiği üzere Anayasa'nın 22. ek maddesinde, "Hiç kimse cumhurbaşkanlığı makamına iki kereden fazla seçilemez." ibaresi çok kesin bir çizgiyle yer alıyor. Trump, geçtiğimiz aylarda 8 yıllık sürenin sonunda görevi devredeceğini açıklamış olsa da, daha sonra şartların sağlanması halinde Barack Obama'yı rakip olarak görmeyi çok istediğini de dile getirmişti. Kulislerde, bu kuralın değişebilmesi için Kongre'nin iki kanadının veya eyalet meclislerinin üçte ikisinin devasa desteğine ihtiyaç olduğu gerçeği şimdiden yüksek sesle tartışılmaya başlandı.

İRAN'A GÖZDAĞI: "HER ŞEYLERİ DENİZİN DİBİNDE"
Ortadoğu'daki yüksek tansiyona ve İran hedeflerine yönelik sarsıcı operasyonlara da değinen Trump'ın hedefinde yine Tahran yönetimi vardı.
Bölgedeki durumun çok iyi gittiğini savunan Başkan'ın, İran'ın askeri kapasitesine ağır darbeler vurduklarını şu sözlerle ifade ettiği kayıtlara geçti: "250 jet ve 159 bot artık yok. İyi botlardı. Onları kullanabilirdik. Ama hepsi denizin dibinde. Radarları yok. Gördüklerinizin aksine, çok az insansız hava araçları kaldı. Pek bir şeyleri kalmadı."
Müzakere masası için de açık kapı bırakan Trump'ın, İran heyetiyle temas halinde olduklarını belirterek, "Bu arada, şu anda (İranlı heyet) bizimle konuşuyor, bir anlaşma yapmak istiyor. Bence henüz hazır değiller, henüz zamanı değil ama dinlemeye hazırım." demesi diplomatik bir esneklik olarak yorumlandı. Ancak kırmızı çizgisini bir kez daha çeken Trump'ın o çok net mesajı şuydu: “Washington D.C.'nin, şehirlerimizin, İsrail'in veya açıkçası Orta Doğu'nun nükleer silahla yok edilmesini istemiyoruz. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Yani her şey bununla ilgili. Onların nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceğiz.”




