Ülkemizin sadece bir teörör örgütünün saldırılarına muhatap olduğunu söylemenin doğru olmadığını düşünüyorum. Olsa olsa terör örgütü bir maşadan ibaret.. Esas olan bu maşayı ellerinde tutan ve kullanan güçlerdir. Çünkü, saldırılar gösteriyor ki olay birkaç kişilik grupların vur-kaçından ibaret değildir. Önceki gün yaşanan saldırı olayıda gelen haberlere göre düzenli ve planlı tek taraflı bir saldırıdır. Çünkü, teröristler önce bir köprüyü havaya uçuruyor, ardından da askeri garnizona karşı saldırıya geçiyorlar.. Yine haberlere göre saldırıya katılanların 200-250 kişilik bir grup olduğu belirtiliyor.
Kısacası düşmanı birkaç kişilik çete olarak nitelendirmek doğru değildir. Her ne kadar saldırılar bir terör olayı olarak nitelendiriliyor olsa da yaşananların daha başka boyutu olduğunu düşünmek gerekiyor. Saldırılar bir terör örgütünün yaptıklarından ibaret bile olsa belli ki bu teröristler belli merkezlerde ve belli ülkeler tarafından özel birlikler gibi eğitilmekte, silah ve bilgi desteği ile beslenerek ülkemize gönderdilmektedir. Bu bakımdan artık sadece bir terör örgütünden bahsederek olayı izah etmenin yanlış olduğunu görmek durumundayız.
Terörün kökünün kazınması için öncelikli olarak bu örgütün destekcileri ile bağının kopartılması gerekiyor. Bunun için gerekirse bazı ülkelerle karşı karşıya gelmeyi göze almak, onlara darbe vurmak için harekete geçilmelidir. Özellikle de ABDnin bölgeden sökülüp atılması şarttır.
Türkiyenin sınır ötesi operasyon kararı almasının ardından başta ABD olmak üzere bazı ülkelerin yaptıkları açıklamalar Türkiyeye destek vermekten çok terör örgütüne arka çıkmak şeklinde olmuştur. Bu destek elbette terör örgütüne cesaret vermektedir. Ve olay artık klasik terör eylemi olmanın ötesine geçmiştir. Türkiye bir terör örgütü ile değil, birtakım güçlere karşı mücadele vermektedir/vermek durumundadır. Bu bakımdan şimdiye kadar verilen mücadele tarzının yetersiz olduğu, bu tarzın hergün şehit vermemizden öte bir işe yaramadığını da görüyoruz.
Olayın Anayasa değişiklik referandumunun yapıldığı gün yaşanması provakasyon iddialarını da gündeme getirmiştir. Eğer böyle ise bu provakasyonu yapan ellerin kırılması şarttır. Başsağlığı mesajları ile milletimizin acısını dindirmek mümkün değildir.
Kaldı ki, son günlerde meydana gelen kayıplarımız bir çatışma neticesinde değil, tek taraflı saldırılarda olmuştur. Adeta tek taraflı saldırılar gerçekleştirilmekte askerlerimizin karşılık vermesine bile imkan verilmemektedir. Kısacası askerlerimiz pusuya düşürülmekte, gafil avlanmakta, bu yüzden de şehitlerimizin sayısı yüksek olmaktadır.
Görünen o ki, ortada düzensiz bir çete değil, düzenli en modern silahlara sahip bir düşman vardır. PKKsadece ortaya sürülmüş piyondan ibarettir. Topluma onlar gösterilmekte ama perdenin arkasındaki güçler saldırıları planlamak ve gerçekleştirmektedirler. Olay Türkiyenin bölgede güçsüz ve etkisiz kılınmasına yöneliktir. Böylece bölge üzerindeki planlarını ABD ve siyonist İsrail daha rahat uygulamak istemekdir. Bir diğer ifade ile bölgedeki gelişmeler karşısında Türkiyenin kayıtsız şartsız destek olması, hazırlanmış planın aynen uygulanması isteniyor.
Irakı işgal ile teslim alan güçler Türkiyeyi terör yoluyla sıkıştırarak istedikleri çizgiyide tutmak, kendilerinin maşası olma rolünü şartsız üstlenmesini istiyorlar.
Artık olayı ve kayıplarımızı tek başına PKKterör örgütü ile izah etmek yeterli değildir. Elbette PKKterör örgütünün eylemleri söz konusudur ama, bu örgütü eğitim, silah, istihbarat yoluyla sahaya sürenleri görmezden gelmek bizleri yanlışa sürükler.
Bu çıkmazdan kurtulmanın yolu ise en kısa zamanda bölgede yeni bir oluşumun gerçekleştirilmesi ve bu yeni oluşum çerçevesinde emperyalist ve siyonistlerin hedefi haline gelmiş olan ülkelerin işbirliği ve güçbirliğini gerçekleştirmeleridir..