Ülke siyasetinde “partiler arası transferler” olanca hızı ile devam ediyor!
İktidar partisi sözcüleri muhalefet partisinden yapmış oldukları transferlerle güçlendiklerini iddia ediyor.
Muhalefet partileri sözcüleri ise kimi mensuplarının önlerine dosyalarının konularak mecburen transfer edildiklerini ileri sürüyor.
Ve bu transferlerin şaibeli transferler olduğu söyleniyor.
Olayın tarafları arasında yer almadığımız için ortaya atılan iddiaların gerçekleri ne kadar yansıttığı hakkında bir fikrimiz yok.
Ortaya atılan iddialar tümüyle gerçek de olabilir.
Gerçeklerle uzaktan yakından bir ilgisi bulunmayabilir de!
Bizim ilgi alanımızı ülke siyasetinin içine düştüğü bu vahim durum oluşturuyor.
İddialar gerçekse bu, büyük bir felaket demektir.
Muhalefete mensup isimler önlerine konulan yolsuzluk dosyaları ile transfer ediliyorsa siyasette tuz kokmuş demektir.
Böyle bir durumda yapılan transfer ile iktidar partisi nasıl güçlenmiş olur?
Adı yolsuzluklara karışmış bir ismin aralarına katılmış olması olumlu bir durum mu, yoksa olumsuz bir durum mudur?
Bu şartlarda muhalefet partilerinin aralarından adı yolsuzluğa karışmış bir isimden kurtulmuş olmalarına sevinmeleri gerekmez mi?
“Yaptığı yolsuzluklar ile partimizi zor duruma düşürüyordu” diyerek o ismi partilerinden ihraç etmeyi akıl edememiş olmaları dikkat çekici değil mi?
Bugün önüne dosyası konulunca parti değiştiriyor diye suçlanan isimler dün o dosyalar bilindiği halde baş tacı edilmiyor muydu?
Yani vaktizamanında herkes kendi kapısının önünü süpürmüş olsa bugün böyle olaylar hiç yaşanır mıydı?
Ülke siyaseti o hale gelmiş durumda ki; bu durumu açıklayabilmek mümkün değil!
Hangi ucundan tutsanız eliniz kirleniyor.
Evet, bu iddialar ve sadece bir yakıştırmadan ibaret ise bu da bir başka felaket demektir.
Ülke siyasetinde söz sahibi olanlar böylesine gerçeklerden uzak yakıştırmalarda bulunuyorlarsa, yani büyük bir rahatlık içinde yalan söyleyebiliyorlarsa başımıza gökten taş yağsa yeridir.
Sanırız iktidarı ile muhalefeti ile herkes bu duruma nasıl geldiğimiz üzerinde kafa yormalı ve eski halimize dönmek için kollarını sıvamalıdırlar.
Zira bu gidiş hayra alâmet bir gidişat olmasa gerek. Böylesine bir zeminde dürüst siyaset yapmanın imkânı kalmamış demektir.