Dünya diplomasisi, 40 günlük şiddetli çatışmaların ardından Pakistan ve Fransa gibi aktörlerin arabuluculuğuyla sağlanan iki haftalık "fırsat penceresine" odaklanmışken, İsrail’in Lübnan genelinde gerçekleştirdiği hava saldırıları Moskova’nın sert tepkisini çekti. Sözcü Zaharova, yaptığı yazılı açıklamada İsrail’in bu tutumunun sadece Lübnan’ın egemenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda küresel güvenliği ilgilendiren ABD-İran müzakere zeminini de dinamitlediğini vurguladı.
"Saldırgan Eylemler Geniş Çaplı Savaş Riskini Artırıyor"
Zaharova, saldırının zamanlamasına dikkat çekerek; geçici ateşkesin hemen ardından gelen bu "operasyonel dalganın" Orta Doğu’da kontrol edilemez bir kaosu tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Rusya’nın duruşunu net bir şekilde ortaya koyan Sözcü, şu ifadeleri kullandı:
"İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu tür saldırgan eylemler, planlanan müzakere süreci için tehdit oluşturuyor ve geniş çaplı silahlı çatışmaların yaşanması riskini önemli ölçüde artırıyor. Siyasi ve diplomatik çözümden yanayız; Lübnan'ın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz."
Rusya’dan "İstikrar İçin İş Birliği" Çağrısı
Moskova yönetimi, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi amacıyla hem bölgesel hem de uluslararası ortaklarla çalışmaya hazır olduğunun mesajını verdi. Zaharova, krizin derinleşmesinin küresel ekonomik dengeleri ve enerji yollarını da tehdit ettiğini belirterek, tüm tarafları itidale ve mutabık kalınan ateşkes şartlarına uymaya davet etti.
2 Mart’tan Bu Yana En Kanlı Gün
Dün yaşanan saldırılar, İsrail’in 2 Mart 2026’da tırmandırdığı gerilimin en kanlı aşaması olarak kayda geçti. Lübnan Sivil Savunma Müdürlüğü'nün verilerine göre, öğle saatlerinde ön uyarı yapılmadan başlatılan ve 100’den fazla noktayı hedef alan hava bombardımanında en az 254 kişi hayatını kaybetti. Beyrut’un kalbindeki sivil yerleşimlerin hedef alınması, Lübnan hükümetinin ulusal yas ilan etmesine ve İran’ın "pişman edici cevap" tehdidinde bulunmasına neden olmuştu.
Rusya’nın bu açıklaması, uluslararası arenada İsrail’e yönelik diplomatik baskının arttığının ve ateşkesin ne kadar kırılgan bir zeminde olduğunun en somut göstergesi oldu.




