Son bir haftadır Ramazanın yaklaşması sebebiyle gıda fiyatlarında meyadana gelen fiyat artışları medyanın ana gündem maddelerinden birisini oluşturuyor. Gazete ve televizyon haberlerinde öylesine bir üslup sergilyeniyor ki, sanki Ramazan ayının gelmesi ile gıda maddelerinde fiyatların artması normal bir gelişmeymiş gibi takdim ediliyor. Böyle bir yaklaşım ise fırsatçıların işini kolaylaştırmaktan öte bir sonuç vermiyor. Bazı esnaf eğer Ramazan ayının gelmesi ile birlikte gıda fiyatlyarında durdukları yerde bir artışa gidiyorsa yaptığı en hafif ifadesiyle istismardır, sahtekarlıktır. Bunun da bir cezasının olması gerekir. Ama ülkemizde yaşanan bu tür sahtekarlıkların cezasının olduğunu söylemek mümkün değil.

Bize göre olayın bir başka boyutu ise Ramazan ile birlikte fiyatların artırılması insanımızın dini duyarlılığının istismarı anlamına da gelir.. İnsanlar genellikle Ramazan boyunca hayırda yarışır. Daha hoşgörülü, yumuşak başlı olur, alış verişlerde fiyatların üzerinde fazlaca durmaz.. Daha doğrusu alışverişlerde fiyatlara fazla bakmaz.. Ramazan ayının gelmesi ile bazı esnafın fiyatları artırması insanımızın işte bu ruh halinin istismarı anlamına gelir.. Ramazanın gelmesi ile fiyatların artırılması kesinlikle normal bir olay değildir, böyle gösterilmesi de istismarcılara destek anlamına gelir.

Bu girişten sonra üretici, aracı ve tüketici üçgeninde meydana gelen fiyat hareketlerinin ülkemizde normal olmadığı, üreticiden çok ucuza çıkan bir ürünün tüketiciye geldiğinde birkaç kat fiyata ulaştığını biliyoruz.. Denebilir ki bu fiyat çarpıklığından üretici de, tüketici de şikayetçidir.. Çünkü, büyükşehirlerde tezgahlarda söz gelimi 1.5-2 YTLye satılan bir tarım ürünü üreticinin elinden 30-40 YKra çıkmaktadır. Diyebiliriz ki üretici emeğinin ve masrafının karşılığını alamazken tüketici de üreticinin elinden çok ucuza çıkmış bir malı pahalıya almaktadır. Üretimden tüketime ulaşana kadar olan pazarlama sürecinde bir yanlış işleme vardır. Bu yanlış işlemenin önüne geçilecek bir düzenleme yapılmadığı sürece üretici ürününü ucuza satmaya, tüketici de pahalıya almaya devam edecektir.

Bu konuda sadece aracıları suçlamanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Birçok alanda komisyoncu denen üreticiden malı alan tüketim merkezlerine sevkeden esnafı aradan çıkarmaya kalktığınızda üreticinin malı elinde kalacaktır. Bu bakımdan aracılara ihtiyaç olduğu kesindir. Ancak, çiftçinin ürettiği ürünün fiyatının belirlenmesinde kendisini etkili kılmak gerekiyor. Çünkü, daha önce çeşitli kereler yazdığım gibi birçok bölgede çiftçi ürettiği malı toplayıp komisyoncuların gelip almasına hazır hale getiriyor.. Mal alınıyor, çoğu zaman kamyonlara yükleniyor tüketim merkezlerine hareket ediyor ama ürünün fiyatı ancak öğleden sonra belirlenip ilan ediliyor.. Yani çiftçi ürününü kaçtan verdiğini bilmeden komisyoncuya teslim ediyor. Kış ayları boyunca serada sebze üretimi ile uğraşan çiftçiler ürünlerini bir bakarsınız 2 YTLye, bir bakarsınız 5 YKrşa satabilirler. Üretimin az olduğu günler fiyat yükselirken çok olduğu günler adeta çiftçinin ürünü elinden bedava denebilecek bir fiyata çıkmış olur.

İşin bu boyutu ülkemizin genel durumunu yansıtır ve üreticin aracılara mecbur ve mahkum edilmişliğinin göstergesidir. Buna bir de Ramazan fırsatçılığı eklenince olan tüketiciye olmaktadır.

Liberal ekonomi eğer sadece güçlünün zayıfı ezdiği bir ekonomi olacaksa bilinmelidir ki bir gün ezilenler ayağa kalktığında kimse bunun önüne geçemez. Bunun için ürticiyi de, tüketiciyi de, aracıyı da ezmeyen herkesin hakkını koruyan yeni bir uygulamaya ve kontrol mekanizmasına ihtiyaç vardır.. Ve bu mekanizma çok geçmeden oluşturulmalıdır.