Âlemlere rahmet olarak gönderilen efendimiz, bir yolculuk esnasında yeni Müslüman olmuş bir kabileye uğrar.
Ateş yakmakta olan bir kadın, ateş alevlenince yanındaki çocuğunu alev almasın diye kenara çeker sonra efendimize "Allah merhamet edenlerin en merhametlisi değil mi " diye sorar. Efendimiz "Allah daha merhametlidir." Deyince kadın, " Peki anne çocuğunu yakamaz" diye cevap verince efendimizin gözlerinden yaş geldi ve "Allah, ancak küfürde inad eden kullarına azap eder" buyurdu.
İbni Mace nin Kitab-ü Zühd de 35 inci bab, 4297 no lu hadisi olarak rivayet ettiği bu hadisi red ederek müminleri yakmakta ısrar eden bir kısım insanlarımız, Allah adına ahkam kesebilirler. "Bu hadis, diğer hadis kitaplarında yok" diyebilirler.
O vakit Buhari nin Kitabül edeb 18. bab 5628 no lu hadisinde Müslimin Kitabüt-tevbe 4. bab 2754 no lu hadisinde bir başka anlatım şeklinden sonra efendimiz "Allah bu anneden daha merhametlidir" buyurur.
Ebu Davud un K. Cenaiz 1. bab 3089 no. lu hadisinde ise yavrusu için çırpınan bir anne kuşu görünce efendimiz "Allah bu anne kuştan daha merhametlidir" buyurmuş.
Cehennem zebanilerinin görevini haksız yere üstlenmeye çalışan kardeşlerim Allah adına ahkâm keserek "Olmaz öyle şey" derken ilahlığa özendiğinin farkındalar mı acaba Kur an-ı Kerim de Rabbimiz kendini bizlere "Er hamür Rahimin" = merhamet edenlerin en merhametlisi olarak tanıtıyor. (A raf 7/151, Yusuf 12/64-92, Enbiya 21/83).
"Allah ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah bütün günahları affeder." (Zümer 39/53).
"Rabbinin rahmetinden ancak sapıtanlar ümit keser." (Hicr 15/56) buyurur. Sapıklardan olmayalım.
A raf Sûresi nin 57 nci ayetinde yağmura rahmet diyor Kur an-ı Kerim.
Gökyüzünden rahmet yağarken dikenle gül arasında ayırım yapmaz. Akreple bülbül arasında da ayırım yapmaz. Yağar ve ikisine de rahmet olur.
Kur an ayetleri de alemlere, bütün yaratılmışlara rahmettir.
Üstü açılmış Müslüman bir kadının üzerini örtüvermek dururken o nazenin tenini cehenneme kakıvermek işini üslenmeye çalışmak, midesinden oltaya yakalanmış çırpınıp duran politikacıyı oltadan kurtarmak, tavada yanmasına göz yummak, kendi nur çeşmeleri kurumuş yazarlarımızın kanallarından küfrün kiri akarken onun kirde boğulmasına acımamak, Müslümanlığa yakışmaz.
Hırsız malımızdan bir şey çalmışsa ondan önce biz kendi iç dünyamızdan bir şey çalmışız demektir.
Fahişe (bu tabir kadın ve erkek için birlikte kullanılmıştır) vücudundan bir şey vermeden önce, toplum özünden bir şey vermiştir ki, onları koruyamamıştır.
Efendimiz (s.a.v.) kendi aleyhinde şarkılar söyleyerek Mekke müşriklerini eğlendiren iki kadını, Mekke nin fethinden sonra affetmiştir. Hatta Sârrâ isimli biri Medine ye geldiğinde Rasülüllah tan yardım istediğinde uzanan eli boş çevirmemiştir. (İbn-i hişam 2/397).
Serçe kuşuna acıyıp, yavrularını tutan sahabeye yavruları yerine iade ettiren, fahişeye yardım eden, günahkâr bir kadının bir köpeği sulaması sebebiyle cennetlik olduğunu müjdeleyen (Müslim K. Selam 154), binlerce kuzuya acıdığı için kurta silah çeken çoban gibi binlerce mazluma acıdığı için zalimlere karşı yeri gelince kılıç çeken ve zulümlerini engelleyerek zalime de mazluma da yardım eden Peygamber efendimizin bu merhametini benimseyenler gülistan eder dünyayı.