İktidar ile CHP ve MHP arasındaki ağız dalaşından ibaret kavga ülkemizin sorunlarını dikkatlerden kaçırırken, çevremizdeki gelişmelerin gerçek yüzünü toplumumuzun görmesini de engelliyor. Söz gelimi Irak’ta bugün iktidarda olanlar o makamlara kendi güç ve becerileri ile gelmiş, bunda ABD ve yandaşlarının Irak’ı işgal ederek Saddam’ı idam etmelerinin hiçbir rolü yokmuş gibi davranıyor olmaları kendilerini kandırmaktan öte gitmez...

Aylardan beri Kuzey Irak petrolünün önce Türkiye’ye pompalanıp pompalanmayacağı tartışıldı. Ardından Irak merkezi yönetimi ile anlaşma sağlandığı söylenerek Kuzey Irak petrolü ülkemize sevk edilmeye başlandı. Ancak, Irak yönetimi ile mutabakat sağlanamadığı, bunun için de sevkiyatın durdurulduğu açıklandı. Kısacası, Irak merkezi yönetimi Kuzey Irak yönetiminin üçüncü ülkelerle petrol anlaşması yapamayacağını, bu konuda tek yetkilinin kendileri olduğunu belirterek Kuzey Irak ile yapılmış petrol anlaşmalarının geçersiz olduğunu duyurdu. Bu karşılıklı restleşme arasında Türkiye’ye önceden sevk edilmiş petrolün satışının gerçekleştiği açıklandı. İşler düzene girdi diye düşünülürken petrol sevkiyatı ve satışının ardından Bağdat’ın Türkiye ve BOTAŞ’a Uluslararası Ticaret Odası nezdinde Tahkim’e dava açılması için başvurduğu belirtildi. Açıklamada Türkiye’nin Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi petrollerini, Irak Petrol Bakanlığı’nın onayı olmaksızın ihraç ettiği vurgulanarak Irak-Türkiye Petrol Boru hattı Anlaşması’nın ihlal edildiği vurgulandı. Bu iddiaların doğruluk derecesinin tartışılması ayrı bir konu. Kuzey Irak yönetimi konusunda Irak merkezi yönetiminin kafasının karışık oluşu ve kendilerini Irak yönetiminin başına getirenler ile Kuzey Irak’ta ayrı bir yönetimi oluşturanların aynı güç olduğunu görmek istememelerinden kaynaklanan bir durdum söz konusu. Çünkü Irak denince tüm dünyada iki yönetim akla geliyor. Birisi Irak merkezi yönetimi diğeri ise Kuzey Irak yönetimi. Irak’ı işgal edenler Kuzey Irak yönetimini bağımsız bir devlet olarak kabul ediyor, öyle muamele yapıyor. Bu gerçeğin farkında olmayanlar ya kandırıldıklarını düşündükleri ya da gerçeğin farkında olmadıkları için Kuzey Irak petrollerinin kontrolünün, Irak’ın ABD ve yandaşları tarafından işgal edildiği andan itibaren ellerinden çıktığını görmek istemiyorlar.

Bu gerçeği kabul etmek istemeyen bir takım ülkeler ve yorumcular sanki Kuzey Irak’ta ayrı bir yönetim oluşturulduğunu görmek istemeyerek Kuzey Irak petrolünün Ceyhan’dan satışının başlamasını “Petrol satışının Barzani’yi bağımsızlığa götürecek” bir adım olarak değerlendiriyorlar. Böylece Türkiye’nin Kuzey Irak’ta bağımsız bir devletin oluşmasına zemin hazırladığını vurgulanmaya çalışılıyor. Petrol satışı başlamadan Türkiye Kuzey Irak yönetimini muhatap almıyormuş da petrol satışı böyle bir durum ortaya çıkmış gibi bir tavır sergileniyor. Halbuki daha Irak işgal edilmeden Saddam güçlerine karşı Kuzey Irak’ın uçuşa yasak bölge ilan edilmesi ile bağımsız bir devletin kurulma adımları ABD tarafından atılmıştı. Bu durum Irak’ın işgalinin ardından resmen hayata geçirilmiş oldu. Sadece Kuzey Irak bağımsız bir yapıya kavuşturulmadı, Irak merkezi yönetiminde de Kürtlere önemli bir güç sağlandı. Yani 1900’lü yılların başlarında İngiltere ve Siyonistler tarafından gündeme getirilmiş olan Kürdistan planının hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım atılmıştı. Buna karşılık uzun yıllar Kuzey Irak’ta yeni bir oluşuma kesinlik karşı olduğumuz açıklamasına rağmen Kuzey Irak’ta oluşan yeni yapıyı kabullenmekle kalmadık, ikili anlaşmalar bile yaptık. Yani, Kuzey Irak petrolünün Türkiye üzerinden satışının başlamasından çok önce Barzani bağımsızlığını ilan etmiş ve bu gerçek ABD eliyle sağlanmıştı. Irak merkezi yönetiminin arada bir zıplaması sonucu değiştirmeyecektir. Bu bakımdan sömürgecilere iktidar hırsı ile destek vererek yönetimi ele geçirenlerin işgalcilere bedel ödemek zorunda kalacakların önceden görmeleri gerekirdi.