25 yılda milyonlarca masum katledildi, kimsenin sesi çıkmadı, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte küresel baronların menfaatleri zarar görünce dünya ayağa kalktı.
Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, Arakan’da Filistin’de ve İslam dünyasının dört bir yanında son çeyrek asırda 5 milyondan fazla masum insan savaşların ve vahşi soykırımların kurbanı oldu. Hastaneler bombalandı, günahsız çocuklar açlıktan vefat etti, minicik yavruların eğitim gördüğü okullar devasa bombalarla yerle bir edildi. Ne Birleşmiş Milletler ne sözde insan hakları örgütleri bu vahşi eylemlere karşı tek bir etkili karar alamadı. Ama Hürmüz Boğazı’ndan petrol gemilerinin geçişi askıya alınınca dünyayı ayağa kaldırmaya başladılar.

İKİYÜZLÜLÜK BAŞKA NASIL ANLATILABİLİR?
Yıllardır Gazze’de her gün onlarca çocuğun parçalanmasını izlerken suskunluğa bürünen, Yemen’de milyonlarca insanın açlıktan ölmesine göz yuman, Irak’ın işgalinde yarım milyon sivilin can vermesini ‘demokrasi getiriyoruz’ yalanıyla meşrulaştıran vahşi Batı’nın çirkin yüzü İran’daki savaşta da kendini bir kez daha açığa çıkardı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla birlikte küresel petrol fiyatlarındaki tek bir dalgalanma, tüm dünya başkentlerini olağanüstü toplantılara sevk etti.

MASUM İNSANLARI HEP GÖRMEZDEN GELDİLER AMA..
İran’ın meşru müdafaa ölçülerinde Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapatması sebebiyle Beyaz Saray’dan Brüksel’e, Tokyo’dan Londra’ya enerji güvenliği bahanesiyle askeri müdahale senaryoları masaya yatırılıyor. Petrol şirketlerinin hisseleri düşmesin diye savaş gemileri bölgeye yönlendiriliyor. Oysa aynı aktörler, Gazze’de İsrail’in açlığı silah olarak kullanmasına, Batı Şeria’da toprak gaspına, Lübnan’daki katliamlara asla aynı hassasiyeti göstermedi. Batı’nın vicdanı, ancak batının enerji santrallerine giden boru hatları tehdit altına girdiğinde sızlamaya başladı. Petrol akmadığında dünya ayağa kalkıyor, ama kan aktığında herkes sessizliğe gömülüyor. Bu çifte standardın adı ise tam anlamıyla insanlık suçu.



