İnsanlar görürsünüz; sefil perişan, yoksul…

Kimi yoksulluğun fevkindedir kimi de kibrin çıkmaz sokaklarınadır. Bir girdapta gezindikçe gezinirler ve yolları bir türlü arzu ettiği yere çıkmaz. Çarpık cetvelden düzgün çizgi çıkmadığı gibi. Yoksulluğunu bilen ve kederlerinde Allah’a sığınanlar ise hiç şikayet etmez hallerinden. Böyleleri çevremizde mutlak vardır. Her türlü kedere ve imkansızlıklara rağmen yoksulluğu kendine hiç dert etmeyen bir insan bilirim. O’nun hali karşısında adeta eririm.  Duygudan duyguya salar beni o haller. Sonuçta insan üzülse de bazı hallere önemli olan doğru yolda olduğunu bilmektir. İşte o hal insana serinlik verir, güç verir.

İnsanlar görürsünüz tepeden bakan, şımarık, ukala…

Bu insanlar da kendi ellerindeki güçle bakarlar çevresindekilere. Sanırlar ki o güç daima öyle kalacak. Halbuki her yeni gün hayatta durmadan yeni şeyler devşirir. Ağaçlar dahi ilk haliyle kalmaz güçlü olduğu oranda dal budak salar gücünü yitirdiğinde ise artık yeşilliğini yitirir solmaya ve kurumaya başlar. Ancak bazı ağaçlar zamanından önce kururlar. İnsanlar da böyledir işte. Beslendiği her ne ise o şey insanı ya güçlü ya da güçsüz kılar. Acziyetinin farkına varamayan, altındakini göremeyenlerin sonu hüsrandır. Büyüklenmek, kibirlenmek, yukarıdan bakmak insan değerli kılmaz.

İnsanlar görürsünüz iyi, doğru ve kötü…

Kötüler kısa vadede kazanıyor gibi görünse de daima kaybeden taraf olurlar. İçleri fesatlıkla dolu olduklarından ve kısa yoldan hak etmeden kazanmak istediklerinden işleri hiçbir zaman yolunda gitmez. Ancak insanlar arasında konumlarını korumak için kendilerini farklı gösterme gayreti içine girerler. Ta ki tanınıncaya kadar. Tanınanlar son rollerini çevirmenin peşinde olurlar. Bütün kötü huy ve davranışları bilinmesine karşılık toplum içinde varlıklarını bir şekilde sürdürürler. Kötü ahlaklı insanların bu hallerini sürdürmelerinde iki durum karşımıza çıkar. Birincisi kendi huy ve davranışına yakın olanlar diğeriyse iyi niyetliler. Kötü, kötüler için varlık sebebidir. Kötü, iyiler içinse ibretlik bir durumdur. İyilik kötülük karşısında daha da güçlenir. Ancak iyilik kötülük olmadan da hayat bulur. Çünkü bütün olumsuzluklar kötülüklere bağlanamaz. İmkânsızlıklar ve insanların anlayışlarındaki farklılıklar da iyiliklerin gelişmesine ortam sağlar. Kötü ile iyi arkadaşlık ettiğinde, iyi kötüden zarar görebilir ama kaybeden daima kötü olur. İyi de kendi hususiyetini kaybetmemelidir.

İyi ve doğru hiçbir şek ve şüpheye mahal bırakmaksızın kendi hususiyetini devam ettirmekle yükümlüdür. Bu halinden taviz verdiğinde kendi değerini düşürür. İyilerin işi biraz zor gibi görünüyor. Çünkü bütün olumsuzluklar ve kötülükler iyinin işini güçleştirir.

İyi insanlarla bir arada olmak çok güzeldir.

İnsanın rahat, huzurlu, sağlıklı ve mutlu olmasında kuşkusuz iyilikle hareket etmenin büyük katkısı vardır. Bir nevi hastalıklar da insanın bazı olumsuz, sorumsuz bir hal içinde olmasında, hatalı hareket etmesinde kötülere bulaşmasında ve yardım etmesinde sirayet gösterebilir. İnsanlar genellikle yaptıklarının ceremesini çekerler. Başkalarının kötülükleri geçicidir. Akıllı olan kötülüklerden arınan veya uzak olandır.

İyi insanlardan önemli denilecek derecede zarar gelmez. Daima rahatlık verirler. İyi günde olmasalar da iyiler güvenlidir. Pozitiftir. Dünyaları sevgi ve saygıyla örülüdürler. Doğru yolda olan insanların işleri daima rast gider. “Allah gönlüne göre versin” duası yerini bulur. Temiz ve doğru olanların yaptığı işlerde de zorlanmaz, zorlansa da işini başarıyla yapar. Yaptığı işin sonunda da huzur dolu olur. Doğru, iyi niyetli, iyi karakterli insanlarla bir arada bulunmak fevkalade güzel, hoş bir durumdur. İyi ve güzel dostlukların kurulması bazen uzun bazen de kısa zaman içinde gerçekleşir. Ebedi dostluklar insanın ömrüne ömür katar. Hayatı anlamlı ve daha da yaşanılır kılar. Aradan yıllar geçmesine rağmen böylesi dostlar, dostluklar unutulmaz. İnsanların önemsiz de olsa bazı olumsuz düşünce ve davranışlardan arınmasında iyi kalpli dostların, yardımlarının pek fazla bir önemi ve katkısı vardır. Peygamber Efendimiz (SAV.) “Din kardeşinin bir işini yapana, melekler dua eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı af olur ve kıyamette çeşitli nimetlere kavuşur.” [İbni Mace) Onları düşünmek bile bir rahatlama vesilesidir. Fakat bütün bu iyilik, doğruluk güzellik gibi tavır, davranış ve hareketler Allah’a yöneliş sebebiyledir. Peygamber Efendimiz bir başka hadisi şerifinde “Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allahü teâlâdır” buyurmaktadır.  Nihayetinde saadete erişin kaynağında da bu ilahi gücün mutlak surette etkileri vardır. İnsan hiçbir hal ve şartta Allahsız yapamaz. İster inansın ister ise inanmasın.

İnsanın gönlü Allah’ın nuruyla dolduğundan yüzü apak olur, lisanı tatlı ve mutluluk vericidir. Bütün kötülükler insandan çok şeyler alıp götürür. İyiliklerde insana çok şeyler getirir. İnsanlara sevgiyle merhametle, yumuşak huyla yaklaşılmalıdır. Bir dostu, kardeşi sevindirmek insanı mağfirete erdirir. Kirlenen fani dünyada huzura erebilmek için daima iyiliklerin peşinden koşulmalıdır.

Sağlıkla, mutlulukla, sevgiyle ama mutlaka iyiliklerle kalın!

OSMAN AYTEKİN