Hükümetin Kürt meselesini çözmek için sinema ve tiyatro sanatçılarından destek araması bana 11 Eylül sonrası Pentagon‘un Hollywood‘dan destek aramasını anımsattı.
Bir sorunun çözümü için hükümetin destek istemesinden daha doğal bir şey olamaz. Ama önce ne için destek istediğinizi netleştirmeniz gerekmez mi? Bunun için de ilk konuşulacak kişiler her halde Kürtler olmalıdır.
Zaten işin doğrusunu söylemek gerekirse ben bu tip destek arayışlarını sanatın ruhuna uygun bulmam. Temkinli yaklaşırım. Siyasetçilerin çeşitli yöntemler kullanarak medyayı manipüle etmeye kalkması nasıl gazetecilik etiği açısından kabul edilemezse, siyasetin, iktidarların, askerlerin kamuoyunu yönlendirmek için basından ya da diğer medyadan destek beklemeleri de o kadar ters bir şey. Hele sanatçılar? Sanatçı siparişle çalışmaya başladığında yaratıcılığını rehin bırakmış demektir...
Bir hükümetin kendi sanatçılarıyla buluşmasına karşı değilim. Ama bu buluşmalar Hükümet‘in destek aradığı değil, sanatçının sorunlarının masaya yatırıldığı ve sanata destek vermek için düzenlenen toplantılarsa. Türkiye‘de ne otuz yıldan beri süren savaş, ne de Kürt sorunu nedeniyle yaşanan insan hikâyeleri sinema ve tiyatroda, edebiyatta, resimde, müzikte anlatılabildi. Neden? Çünkü bu ülkenin düşünce ve ifade özgürlüğü sınırları buna el vermedi. AKP Hükümeti, işte bu özgürlük ortamını sağlayabildiği ölçüde Kürt sorununun çözümünde sinemanın, tiyatronun, müziğin, sanatın ve medyanın desteğini arkasında bulacaktır. Ama bu tamamen hayata ve sanata bir bakış meselesidir.





