Lig öncesi, daha doğrusu sezon başı idmanları başladıktan kısa bir süre sonra hazırlık maçları oynanır. Amaç, eski kadroyla ona yeni katılanların nasıl bir uyum içinde olduklarını görmektir. Ya da bir başka açıdan, yakınlaşmakta olan sezona nasıl bir oyun düzeni kimlerle kurulacaktır. Ciddi eksiklikler de saptanırsa, transfer bitmeden ve son yıllarda cebinin durumuna bakarak transfer raporu hazırlamaktır.

İşte buradan hareketle bendeniz de izleyebildiği kadar Üç Büyük firmanın birkaç maçına göz gezdirdim. Tamam sonuç hiç mi hiç önemli değildi özel maçta ama, gelecek için ölçü de önemliydi. Yabancılarla oynadılar bütün takımlarımız. Bazen kazandılar, bazen kaybettiler, bazen de berabere çıktılar. Zaten bu futbol maçı da bu üç neticenin dışında olamazdı.

O zaman Galatasaray’dan başlayalım. Geçen sezonun şampiyonu idiler. Ama izlediğim maçlarında sadece ve sadece bir tek oyuncu dikkatimi çekti. Sanki tek başına gibi oynuyordu. Ve ne acıdır ki, koca Galatasaray’da bu oyuncu kendini teknik direktör sanan bir düşük akıllı yüzünden çöpe atılmıştı. Sonrası mı? Hakiki teknik adam gelip onu takıma yerleştirdi. Bu oyuncunun adı Donk... Sanki geçen sezon takıma girdiğinden bu yana bir dakikasını bile boş geçirmemiş ve aynen devam ediyor. Son maçta da stoper oynadı. Zaten Kasımpaşa’da da orada çok oynamışlığı vardır. Savunma yakını ön libero ve hatta pozisyona göre öne çıkan orta saha... Sanırım Galatasaray Kulübü az kalsın ne kaybetmekte olduğunu Terim hoca sayesinde anlamıştır.

Gelelim Fenerbahçe’ye... Geçen yıla oranla daha aktif ve daha fazla oyuncu ile hem savunmayı hem de hücumu düşünüyor. Savunma hemen hemen aynı oyunculardan kurulu... Topal zaten takımda... Sousa da girip çıkıyor. Bu yüzden de insanın aklına, “Acaba Sousa gidici mi” diye düşenesi de geliyor. Önde malum uç adamı yok. Guiliano orada Barselona modeli bir uç adamı rolünü oynuyor. Ön kenarlar sık sık değişiyor. Ama bana göre bir oyuncu var... Her maç üstüne koyarak oynuyor. Tamam bu hazırlık maçıdır, resmisi gelince işler zorlaşır ama, bu genç oyuncu sanki o günlere de hazır gibi... Gidiyor geliyor, veriyor alıyor, vuruyor, ortalıyor. Bu gencin adı geçen sezon yok edilen Eljif... Yaşı da daha bebek sınırında futbol için... Ya Aykut hoca işte böyle...

Beşiktaş mı? Savunmasının göbeği neredeyse boşalmış bir Beşiktaş’ta Atiba da yok. Orta alan ile ön taraf arası iş bitiren Talisca da yok. Quaresma da henüz dinlenmede... Bu tablodan sonra insanın aklına ister istemez şimdi yazacağım oyuncunun sanki bunlar varken “Bana ne” dediği geliyor. Bu oyuncu Oğuzhan... Koca bir sezon yan gelip yatmakla acaba enerji mi toplamış? Yoksa artık sorumluluğun omuzlarına yüklendiğinin farkında mı? Alıyor, veriyor ve atıyor da... Tolgay’ın ciddi desteği de yenilenmiş Oğuzhan’ın özelliklerine yardımcı oluyor. Bir de bir başka oyuncuya daha iki satır yazmak lazım. Uzun zamandan beri ortalıkta görünmeyen Gökhan Töre de bu sezon “Ben de geldim” diyecek kadar oynadı bu hazırlık maçlarında...

Evet, evet ligin başlamasına sadece 18 gün kala Üç Büyükler’de çarpıcı olanlar bu kadar. Tabii ki Beşiktaş’ın ihracata devam edişi, Fenerbahçe’nin sadece ve sadece gençlere takılışı, Galatasaray’ın da şaşırtıcı biçimde transfer zenginliği yaşaması da dikkat çekicidir.