Aylardır siyaset kulislerinde fısıltıyla konuşulan o ağır iddialar, nihayet mahkeme salonunda sert bir yüzleşmeye dönüştü. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu'nun ihbarıyla başlayan ve 178 sayfalık devasa bir iddianameyle şekillenen rüşvet davasında sanıklar hesap vermek üzere hakim karşısına dizildi. Özellikle dev zincir marketlerin kasasına göz dikildiği, reklam anlaşmasına yanaşmayan firmaların zabıta ordusuyla ablukaya alınarak canından bezdirildiği yönündeki iddialar, duruşmanın seyrini bir anda başka bir noktaya taşıdı.

Zabıta Ordusuyla Abluka Kuruldu mu?

Davanın olaylı ilk celsesinde bütün dikkatler, market zincirlerine yönelik eşine az rastlanan o yoğun denetimlerin perde arkasındaydı. İddianamede, Özcan'ın makamında firma temsilcilerini bizzat toplayarak Bolu Bel Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile reklam sözleşmesi imzalamaya zorladığı öne sürüldü. Anlaşmayı reddeden zincir marketlere ise baskı kurmak amacıyla zabıtanın seferber edildiği iddia edildi. Ancak tutuklu sanık kürsüsüne gelen BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, her şeyin yasal çerçevede yürüdüğünü savundu. Sürecin tamamen ticari bir reklam anlaşmasından ibaret olduğunu belirten Sarıyıldız, "Market olayı başladığında belediyede görevim yoktu. Süreç BOLSEV A.Ş. üzerinden yürütüldü. Reklam vermek isteyen firmalar oldu, istemeyen olmadı" sözleriyle kendini savundu.

Rutin Denetim mi, Gizli Talimat mı?

Salondaki gerilimli atmosferde hakkındaki ağır suçlamalara yanıt veren bir diğer isim ise tutuklu sanıklardan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can oldu. Zabıtalara kesinlikle özel bir emir vermediğini ifade eden Can, "Savcılıkta verdiğim beyanlar geçerlidir. Atıfta bulunan suçlamaları kabul etmiyorum. Zabıta müdürüne kesinlikle talimat vermedim. Herhangi bir zorlama söz konusu değildir" dedi.

O meşhur toplantılarda 20'ye yakın pazar yetkilisinin bulunduğunu aktaran Can, okları başka bir yöne çevirerek "Hiçbir market yetkilisini tanımıyorum. Bir toplantı yapıldığında 20'ye yakın market yetkilisi vardı. Denetimler rutin ve mevzuat çerçevesinde yapılmıştır. Kartalkaya olayı sonrası denetimler zaten sıklaştırılmıştır" ifadelerini kullandı. Bu sözlere destek veren tutuksuz sanık Zabıta Müdürü

Hakan Yılmaz da "Ben kimseden talimat almadım. Hiçbir toplantıya katılmadım. Sadece zabıta müdürlüğünün yetki alanı dahilinde görev yaptım" diyerek ortada bir baskı zinciri olmadığını kaydetti.

Tekne Bile Satıyorlar, Tabi ki Denetleyeceğiz!

Günün en çok beklenen anı ise Tanju Özcan'ın kürsüye gelmesiydi. Vakıf için zorla para toplandığı iddialarına sert çıkan Özcan, söz konusu denetimlerin market yetkilileriyle yapılan toplantılardan çok daha önce başladığına dikkat çekti. "Müfettişler yapılan işlemlerin kanuna uygun olduğunu belirtmiştir" diyen Özcan, savcılığın tutumunu eleştirerek salonda fırtına estirdi.

Kartalkaya yangınında personelin eksik denetimden dolayı ceza yediğini hatırlatan Özcan, tepkisini şu çarpıcı sözlerle dile getirdi:

"Şu an savcılık, 'Neden denetimleri fazla yaptınız?' diye soruyor. Marketler her şeyi satıyor, tekne satan bile vardı. Diğer esnaflar ne olacak? Tabii ki denetleyeceğiz. Zabıta ekipleri titiz bir çalışma yapmıştır. Denetimde iki marketin gerekli ruhsat için başvuru yapmadığı tespit edilmiştir. Kod yenilememişlerdir ve bunun maliyeti vardır. Bolu zabıtası bunu ortaya çıkarmıştır. Bunların derdi reklam değil. Yaptıkları reklamları vergiden düşüyorlar zaten"

Kaynak: Haber Merkezi