Bölgemizdeki gelişmeleri Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi

bugünde ABD’yi dikkate almadan, onu yok sayarak doğru okumanın mümkün

olmadığını düşünüyorum. Bunun için pek çok gerekçem var. Bunları bu köşede

sıkça dile getiriyorum. Özellikle terörü sona erdirmek üzere başlatılan girişimlerin

görünen aktörlerinden ziyade şimdilerde nedense hiç meydanda yokmuş gibi

davranan ABD’nin bu gelişmelerdeki yerini ve hedefini doğru okumadan muhtemel

sonuçları doğru tahmin etmek de mümkün olmaz.

Ne demek istediğimi dünkü iki haberin ışığında izaha çalışayım.

Aslında haberlerde yer alan hususlar bilinmiyor değil. Özellikle, “ABD’den

Kürtlere para ve silah” başlığı atında yer alan haberde bugün Kuzey Irak’ta

oluşturulan Bölgesel Yönetim’in temellerinin ne zaman ve nerelerde planlandığı

ve uygulamaya konulduğu görülüyor. Hem de bunu, gizliliği kaldırılan ABD

Dışişleri Bakanlığı görüşme tutanaklarından öğreniyoruz. Bu tutanaklarda yer

alan bilgiler aslında bilinmeyen bir hususun ortaya çıkması değil. Bölgemizdeki

gelişmeleri biraz olsun takip etmeye çalışan herkesin bildiği bir husus. Hatta

bölgemizde bugün uygulanan bir takım politikaların 1900’lü yılların başından

itibaren İngilizlerin hayata geçirdiğini, daha sonra bu plan ve programları

ABD’nin uygulamayı sürdürdüğü de biliniyor. Bölgemizdeki gelişmelerin ortaya

koyduğu gerçek o ki, tüm olayların ardında geçmişte önce İngiltere, sonra ikiz

kardeşi ABD’yi bu arada İsrail’i görmeden gelişmeleri doğru okumak mümkün

olmaz. Bu arada İngilizlerin eski belirleyici gücünü kaybettiğini, yerini

ABD’nin aldığını düşünerek sıralamayı önce ABD, İsrail ve sonra İngiltere

olarak yapmak gerekiyor.

Açıklanan ABD Dışişleri Bakanlığı tutanaklarında Kuzey

Irak’taki Kürtlere niçin yardım yapıldığının cevabı da, “ABD’nin Kürtlerin

bölgede ‘kanayan yara’ olması için güç sağlandığı” şeklinde veriliyor. Bölgede

İsrail devletinin oluşturulması ile Kürtlere verilen destek arasında da bir

bağlantı kurmak yanlış olmaz.

Yine açıklanan tutanaklarda yer alan ABD eski Başkan

Danışmanı Henry Kissinger’in değerlendirmelerinden kısa bir alıntı aktarmak

istiyorum:

“Sovyetlerin, Ortadoğu’yu oyun oynamak için oldukça pahalı

bir bölge olduğunu hesaba katmasını istiyoruz. Bölgedeki Arapların da Sovyetler

Birliği’yle bedava yürüyemeyeceklerini hissetmelerini istiyoruz. Kürtlerin

Irak’ta kanayan bir yara olmak için yeterli güce sahip olmaları gerekiyor.”

Bugün gelinen noktada gelişmeler ABD’nin bölgeyle ilgili

planları ve bölgedeki Kürtlere bu bakış açısından değerlendirildiğinde, Kuzey

Irak Bölgesel Yönetimi’nin kuruluş sebebi de anlaşılır. Geçmişte Sovyetler

Birliği’ne karşı ‘bölgede kanayan yara’ olması istenen Kürtler, günümüzde Irak,

İran, Türkiye ve Suriye’ye karşı sürekli problem olarak bulundurulmak isteniyor

denebilir.

Bu izahın ardından ”Silahlara vedanın ev sahibi Barzani”

başlıklı habere geçmek istiyorum. Bölgede söz sahibi haline getirilen Barzani

terörün sona ermesi için ev sahibi rolüne soyunmuş ise tüm bunları ABD’den

bağımsız yorumlamak mümkün olabilir mi Hâlbuki tüm gelişmeler ABD’den

habersiz, kendiliğinden oluyormuş gibi bir görüntü veriliyor. Ön planda

görünmek istemiyor. Perde arkasında durmayı tercih eden ABD’nin bu işten

beklentisinin ne olduğu mutlaka görülmeli ve hesaba katılmalıdır. Yoksa yeni

bir hayal kırıklığı kaçınılmaz olacaktır. Bu arada Paris’teki saldırının

arkasında bir takım istihbarat örgütlerini arayanlar işin bu boyutunu da

dikkate almalıdırlar.