Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 12 Haziran seçimleri öncesi milyonlarca oy pusulasını çift taraflı mühürledi.

50 milyon seçmen YSK onaylı pusulaya baktı. Düşündü. Tercih kaşesini istediği partinin altındaki yuvarlağa vurdu. Aynı YSK seçimlerden sonra milletvekili adaylığına ses etmediği BDP destekli bağımsız aday Hatip Dicle‘nin milletvekili olamayacağına hükmetti. CHP‘nin iki adayına da yargı fren yaptı. 12 Haziran‘da, Ergenekon davasının tutuklu sanıkları Mustafa Balbay İzmir, Mehmet Haberal ise Zonguldak‘tan CHP milletvekili seçildi. Mahkeme yıllardır yargılanan bu iki ismi "kaçma şüphesi bulunduğu ve delilleri karartabilecekleri" gerekçesiyle tahliye etmedi.

Baraj "baraj" üstüne

Bu durum maalesef sadece birkaç milletvekilinin meclise girememesiyle açıklanamıyor. Yargı ve YSK‘nin engellemeleriyle 2.5 milyon seçmenin iradesine pranga vuruldu. Kayıtlı olduğu sandığa gidip, YSK onaylı pusulaya mühür basan 2.5 milyon yurttaşa verilen göstermelik oy hakkı da bir nevi elinden alınmış oldu.

Çağdaş Hukukçular Derneği: YSK kendini siyasetin göbeğine hapsetti

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ise "12 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası verdiği kararlarla Yüksek Seçim Kurulu kurum olarak kendisini siyasetin göbeğine hapsetmiştir" dedi. Dernekten yapılan açıklamada, "BDP‘li bağımsız milletvekilleri ile ilgili verdiği daha önceki kararında olduğu gibi YSK‘nın bu kararı da  hukuk  dışıdır ve bu kurumun  yasaları inatla görmezlikten gelmeye devam ettiğinin açık bir kanıtıdır" ifadeleri kullanıldı.

MAZLUM-DER: "YSK‘nın iradesi milletin iradesinden üstün olamaz"

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Mazlum-Der Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban, "Hatip Dicle olayında yaşanan tam bir hukuk cinayetidir. YSK bağımsız adayların adaylıklarını veto ettiğinde yaşananlar halen hafızalarda tazeliğini korumaktadır. YSK‘nın veto kararı kaldırılır iken Hatip Dicle‘nin bu kararı UYAP ortamına girmiş ve YSK‘nın önüne gelmiştir. Eğer YSK bunu kamuoyu ve halktan saklamışsa görevini kötüye kullanmıştır. Etkin bir şekilde soruşturma yapılmalı ve sorumlular yargılanmalıdırlar. Eğer 22 Mart 2011 tarihinde Yargıtay‘ca onandığı söylenen bu karardan habersiz olduğunu savunuyorsa bu yargının çürümüşlüğünün ve çöktüğünün ilanıdır" şeklinde konuştu. Çoban, "YSK yetkisizdir. Yetki gaspında bulunmuştur. Halkın oyları ile seçilmiş bir milletvekili hakkında ancak halkın oyları ile seçilmiş vekillerin bulunduğu bir yer ve millet iradesinin tecellisi sonucu oluşan parlamento "milletvekilliğinin düşürülmesi kararı" verebilir" dedi.

ÖZGÜR-DER: YSK, yasakçılığı benimsedi

Özgür-Der Başkanı Rıdvan Kaya ise "YSK‘nın sicili ortada. Bugüne dek verdiği pek çok kararla yasakçılığı temel tutum olarak benimsemiş bir kurumsal kimlikle, her zaman halkın iradesini sınırlamaya, özgürlükler alanını daraltmaya yönelik kararlara imza attığı biliniyor" dedi. Kararın bütün Diyarbakırlı seçmenlere bir saygısızlık olduğunu ifade eden Kaya,  "Daha ötesinde ise Hatip Dicle‘nin temsil ettiği siyasi-ideolojik kimlikten ötürü Kürt halkına yönelik inkar ve dayatma siyasetinin yeni bir göstergesi olarak algılanacaktır. Bu ülkede statüko güçlerinin kötü bir geleneği var. Hukukun talileştirilip, toplumsal gerçeklerin yok sayılması ve yasaların dar ve keyfi yorumlanması neticesinde özgürlüklerin rahatlıkla çiğnenebildiğini biliyoruz. 12 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan sonuçlar halkın statüko güçlerinin iktidarına son verme iradesini net biçimde göstermiş ve resmi ideolojinin taşlaşmış savunucularına bir kere daha tokat indirmiştir. Kısa bir süre önce kapatılmaktan kıl payı kurtulan bir partinin halktan 4 yıllığına daha güçlü bir şekilde iktidar vizesi alması da bölücülük, terör vb. suçlamalarına ve cezaevi engellerine rağmen bağımsız adayların Kürt illerinde güçlü destek görmesi de egemenlere yasakçı tutumlarının beyhude olduğunu göstermiş olmalıdır" ifadelerini kullandı.

Yüksek yargıdan ilk yorum: Söyleyeceklerimiz var

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bazı mahkeme üyeleriyle birlikte sürdürdüğü Artvin gezisinde Yarıyol mevkisinde bulunan bir tesiste kahvaltı yaptı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç, Hatip Dicle‘nin milletvekilliğinin düşmesi ve tutuklu vekillerin durumuyla ilgili değerlendirme yaptı.  ‘‘Süreci bir iki gün daha bekleyelim. Bakalım gelişmelere, ondan sonra belki bu konuda bizim de söyleyeceklerimiz olabilir. Şu anda itirazlar var. Yargı süreçleri işliyor. Onlar da bir sonuçlansın bakalım, daha sonra bir değerlendirme yapmayı düşünüyoruz.‘‘

Yüksek Seçim Kurulu, KCK tutuklusu Hatip Dicle‘nin milletvekilliğinin düşürülmesine karar vermişti. CHP‘den milletvekili seçilen Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal da tahliye edilmemişti. "Balyoz" davası nedeniyle cezaevinde bulunan MHP‘li vekil Engin Alan ve KCK tutuklusu 5 Bağımsız milletvekili için karar bekleniyor.

Milletin iradesiyle kavga etmeyin

MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, tutuklu milletvekilleriyle ilgili konuşarak, ‘‘Millet adına yetki kullananlar milletin iradesiyle kavga yapmamalıdır‘‘ dedi. Mersin‘den yeniden milletvekili seçilen Şandır, kaydını yaptırdıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Tutuklu milletvekilleri ile ilgili soruya karşılık Şandır, mahkemenin bugün milletin iradesi doğrultusunda karar vermesini ve milletvekillerinin Meclise gelerek yemin etmelerine imkan vereceğini ümit ettiğini söyledi. Şandır, şöyle devam etti: ‘‘Türkiye hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğü hepimizin ortak paydasıdır. Millet adına yetki kullanan kurumların toplumsal faydayı yok saymaları kamu vicdanını rahatlatmayacaktır. Toplumsal fayda, milletin iradesi dikkate alınmak mecburiyetindedir. Yazılı hukukun kurallarını uygulayarak toplumu huzursuz etmenin, milletin iradesine aykırı davranmanın bu ülkeye bir faydası olmayacaktır.‘‘

Muhabir: Haber Merkezi