Beşiktaş- Trabzonspor arasında oynanan dev karşılaşma gerçekten de adına yakışır bir şekilde geçti. Maçın hakemi Meler bile ilk faul düdüğünü 26. dakikada öttürdü. Bu da maçtaki temponun, kalitenin, izleme keyfinin son dakikaya kadar süreceğinin bir habercisiydi. Dorukhan Toköz’ün 77’de kırmızısı olmasa idi skor bu olur muydu bilinmez fakat Abdullah Avcı’nın on dakika sonra N’Wakaeme ve Djaniny’i oyundan alıp savunma ve orta sahayı takviye yapması işin rengini anlatıyordu.

Bu nedenle iki takımı ve teknik ekibini tebrik ediyorum.

Bir de işin diğer tarafına bakalım. Maçta tempo, paslar, ikiye birler, ön direk arka direkler, kontra ataklar vs tamam da o acemi ve çaylak hareketler nedir bir anlam veremedik. Bu oyuna ve performansa hiç yakışmadı. Hele bir “Baker Yürüyüşü” vardı ki akıllara ziyan. Beşiktaş orta sahası adeta uyudu ve geç kaldı. Beşiktaş savunmasına bir şey diyemem çünkü savunmacılar hepsi rakip isimleri dikkate almış ve o isimleri marke ediyorlardı. Bu en ufak mahalle veya amatör takımlarda bile bilinen bir taktiktir. Eğer orta sahadan bir orta saha elamanı rakip kaleye ve de tam göbeğine bindirme yapar ise bunu yine orta saha adamı kovalamalıdır. Bekler ve stoperler bu oyuncuya bir baskı yapamaz. Hepsi kendi tuttuğu hücumcular ile meşguldür. Orta sahanın geç kalması tam bir acemilikti. Bu kadar güzel bir organizasyonu, elini kolunu sallayarak gelip, ileri çıkan kaleci Ersin’in yanından topu yollayan Baker da ikinci bir çaylaklığa imza atmıştır.

Sakatlıktan yeni çıkmış Abdulkadir Parmak’a ilk onbirde yer vermek veya kararı futbolcuya bırakmak teknik bir hata idi. N’Wakaeme ve Djaniny’i kanatlara ve Beşiktaş hücumunda kaleye yakın bekletmek ne kadar doğru bir taktik ise, bir tuzak ise, Abdulkadir Parmak’ı sahaya bu şekilde sürmek bir o kadar teknik adamlık yanlışı idi.

Rıdvan Yılmaz’ın Djaniny ve Ekuban gibi hızlı oyuncular karşısında doğru zamanlama ve fuleli koşu ayarını doğru şekilde yapamaması çaylak bir hareketti ve bu acemiliği sakatlığı getirdi. N’Sakala’nın girmesine rağmen Montero’nun o bölgeye takviye yapması fazladan efor harcamasına yol açtı. Bu da hataları getirdi.

Dorukhan’ın gereksiz kırmızı kartı ise birçok örnekleri olan acemi kartlar listesindeki yerini aldı.

Ghezzal ve Ebubekir’i (Aboubakar) izlemek oldukça keyif verici. Gerçekten de Beşiktaş ve Trabzonspor çok başka bir futbol oynuyorlar. Avcı’nın bordo-mavililere farklı bir hava ve oyun stili aşıladığı muhakkak. Çok değişik bir dev maç izledik. Tekrardan teşekkür ediyorum.

Beşiktaş eski golcüsü Cenk Tosun’u geri çağırdı. Trabzonspor ise Yunus Mallı’yı ve Bakasetas’ı transfer etti.

Galatasaray bir zorlu deplasmanı daha kayıpsız kapattı. Onyekuru ayağının tozuyla hem skoru hem de Galatasaray hücumunu değiştirdi. Hareketlilik getirdi. Halil İbrahim ve son dakika transferleri Yedlin, Mustafa Muhammed ve Fernandes’i de görmek gerek. Hazır olunca onlar da sahne alacaktır.

Fenerbahçe için daha göllü kazanır diyordum. Hatta Fenerbahçe’nin geriye dönüş ve adam paylaşma zaaflarından Rizespor yararlanır ise çok gollü bir maç izleriz diye yorum yapmıştım. Acaba Erol hocanın elinde çok alternatif olması kafaları mı karıştırdı? Ya da futbolcuların kafası karışık? Takımda taktiksel bir netlik yok, flu olan yerler var. Fakat kazanan haklıdır. Hem de lider olan daha da haklıdır.

İrfan Can Kahveci…

Bu transferin kazananı hiç şüphesiz Başakşehir’dir. İki ezeli rakibi çarpıştırdı ve sonuçta istediğini aldı. Galatasaray 6 milyon Euro + Emre Akbaba’yı ve satıştan % 50 pay teklif etti. Fenerbahçe 7 milyon Euro + Tolga Ciğerci ve satıştan satış 11 milyon Euro’nun üstünde olursa % 20 pay bir de sezonlarda yaşanacak bonuslardan bonservisine ekleme yapılacak. Aldığım duyumlara göre Deniz Türüç de bu teklife eklenecek imiş. Yalan ya da doğru bilemiyorum. Fakat Tolga Ciğerci’yi bile vermek yanlış bir pazarlıktır. Bana göre Tolga Ciğerci gerektiğinde stoper de oynayabilen bir isimdir. Szalai o bölgeye alınmış olabilir fakat uzun bir maraton Fenerbahçe’yi bekliyor olabilir. İrfan Can transferi gerekli miydi bilemiyorum. Tartışma konusudur. Tabii Fenerbahçe’nin transfer stratejisi örnekleri çok yıllardır böyledir. Galatasaray’ın transferlerini takip et, bir fazlası ver ve renklerine bağla! Bu da bir büyüklük politikasıdır. Bakalım gelecekte yapacağı transferi göz önünde bulundurularak transfer edilen İrfan Can bu sıçramayı yapabilecek mi?

Ara transferde gelen isimlere bakıldığında çok enteresan bir Süper Lig bizi bekliyor. Biz de izlemeye ve yorum yapmaya devam ediyoruz.

Uzun lafın kısası: “Oduncunun da baltası vaaa, baltacının da baltası vaaa… Öyle de oluuu, böyle de oluuu…”