FENERBAHÇE erkek basketbol takımı, çok çarpıcı olarak, Avrupa Kupası’nda silindir gibi bütün rakiplerini ezerek geçiyor. Hem de kimler var ezilenler arasında... Koca Barcelona, dev CSKA falan... Bizim ligde de Tofaş kazası hariç kim geldiyse farklı yenilip gitti Fenerbahçe’nin karşısında...

Peki, bu, bizim basketbolumuzda pek rastlanmamış büyük zaferlerin, müthiş çıkışın ardındaki sır nedir Hem de çoluk çocuk denecek bazı deneyimsiz oyuncularla parkede rakip tanımadan mücadele edilerek... Tabii ki Obradoviç büyük bir hoca... Hatta Avrupa’nın bir numarası... Bunu kimse tartışamaz. Böyle bir hocanın oyuna müdahalesi, oyuncu değişikliklerindeki isabeti tabi ki başrolü oynayacaktır. Bakınız bir de enteresan durum var. Fenerbahçe’nin sezon başından bu yana parkede izlediğimiz takımında gerçek manada, çok üst düzey hiç uzun oyuncusu yok. Bjelica’yı, Kleiza’yı anladığımız, alıştığımız biçimdeki uzunlar listesine koyamayız. Bir tek Gasper Vidmar var. Bu oyuncu da bizim ülkede başlayan gösterisinde önce faul atmada arızalı, sonra teknik de çok eksik görülmedi mi Ya şimdi Faul de atıyor, dörtte iki gibi topu yere vurduğunda eskisi gibi steps yapmıyor.

Neyse asıl sırra gelelim. Fenerbahçe’nin yabancı bordrosuna bir bakalım. Yedi yabancıdan beşi eski Yugoslav coğrafyasından, biri Litvanyalı, ve sadece tek bir Amerikalı... Sayalım mı Bugünkü kimlikleriyle: Nemanja Bielica (Sırp), Linas Kleiza (Litvanya), Luca Zoriç (Hırvat), Bojan Bogdanoviç (Bosna), Bo McCalebb (ABD), Gasper Vidmar (Slovenya) ve de bizim pasaporta sahip Emir Preldziç (Bosna)...

Açalım. Bunlardan beşi eski Yugoslav coğrafyasından Yani dünyanın iki numaralı ekolünden. Bir ABD ya... Bir diğeri Rusya parçalandıktan sonra karşımıza yine dünyanın üçüncü büyük basketbol ekolünden, yani Litvanya’dan... Ve sadece Bo... O da Obradoviç’in Partizan’dan eski öğrencisi... Yani Yugoslav ekolünü yaşamış, teneffüs etmiş ve onun hocası ile sanki işe başlamış... Çakma Yugoslav bile diyebiliriz neredeyse...              

Eeee mi Eeesi şu: Bir kere takımın koçu beş yabancısı ile aynı dili konuşuyor. Litvanyalı ve Bo ile de İngilizce... Ben Obradoviç’i Avrupa’nın en iyi hocası diye bilirdim de, henüz emekleme devrindeki bir ülkede bu kadar akıllı davranacağını düşünemezdim. Bakınız Nanterr takımına... Hani şu geçenlerde rezil edilen takıma... Beş adet dördüncü sınıf Amerikalı vardı. Yani Obra, dördüncü sınıf, üçüncü kademe siyahlarla takımı şişireceğine dünyanın en iyi ikinci ekolü ağırlıklı bir takım kurdu. Vidmar hariç bu takımda driplingle adam geçemeyecek oyuncu var mı Bu takımda yine Vidmar hariç ortalama yüzde elli şut sokma yüzdesi olmayan var mı Basketbol sayı işi değil mi Hem atmada, hem de yememede... Eh bu kadar çabuk ve atletik oyuncular, dördüncü sınıf odun Amerikalılardan daha çabuk olacaklar ve iyi savunma yapacaklardır.

Tebrikler Obradoviç... Aman sakın etrafındaki yerli üstatlara kulak asma...