Orta Doğu’daki büyük savaşın 22’nci gününde füzeler bir kez daha nükleer sahaların üzerinde patladı. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin kalbi sayılan Natanz Şehid Ahmedi Ruşen Nükleer Tesisi, bu sabah ağır bir hava bombardımanına maruz kaldı. Saldırının hemen ardından katiller ordusundan gelen açıklama ABD ve İsrail arasındaki görüş ayrılığını ortaya koydu.
İsrail ordusu, Natanz’a yönelik operasyonu kendilerinin gerçekleştirmediğini açıklaması sonrası gözler ABD'den gelecek açıklamaya çevrildi. İsrail’in bu çıkışı ABD Başkanı Donald Trump ile Siyonist Netanyahu arasındaki gizli kriz iddialarını yeniden gündeme getirdi..

SIĞINAK DELİCİ BOMBALAR KULLANILDI
İran Atom Enerjisi Kurumu, tesisin doğrudan hedef alındığını teyit ederken, ilk incelemelere göre bölgede radyoaktif bir sızıntı tespit edilmediğini bildirdi. Ancak hasarın boyutu hakkında net bir bilgi verilmedi. İsrail devlet televizyonu KAN, saldırının detaylarına dair geçtiği haberde, operasyonun ABD savaş uçakları tarafından sığınak delici bombalar kullanılarak gerçekleştirildiğini ileri sürdü. Bölgedeki hava operasyonlarının seyrinin değiştiğini gösteriyor. İsrail ordusu ise savaş koşulları nedeniyle ABD’nin İran’daki faaliyetlerine ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.
TRUMP VE NETANYAHU ARASINDA ÇATLAK MI VAR?
Bu kritik saldırı, müttefikler arasındaki görüş ayrılıklarını da gün yüzüne çıkardı. ABD Başkanı Donald Trump, Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile yaptığı görüşmede Netanyahu’ya petrol ve doğal gaz altyapısından uzak durmasını söylediğini belirtmişti. Trump’ın, "Harika anlaşıyoruz ve koordineli çalışıyoruz ancak zaman zaman bağımsız kararlar alabiliyor. Eğer yaptığı bir şeyi beğenmezsem, o eyleme devam etmiyoruz" sözleri, sahadaki operasyonların kontrolünün kimde olduğu sorusunu gündeme getirdi. İsrail bu kez saldırının faili olarak kendisini değil, ortağını işaret etti.

NATANZ DAHA ÖNCE DE HEDEF OLMUŞTU
Savaşın ilk günlerinde de benzer bir saldırıya maruz kalan Natanz tesisinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı binaların hasar gördüğünü uydu görüntüleriyle doğrulamıştı. O dönemde de radyolojik bir sızıntı yaşanmamış olması, tesisin derin koruma kalkanının bir sonucu olarak görülüyor. Ancak bu kez kullanılan mühimmatın cinsi ve saldırının faili üzerindeki tartışmalar, gerilimi çok daha tehlikeli bir noktaya taşıdı. Kurumsal ciddiyetle yapılan açıklamalarda, nükleer bir felaketin henüz eşiğinden dönüldüğü ancak saldırıların devam etmesi halinde riskin büyüyeceği vurgulandı.



