Hani diktatöre sormuşlar "Bunca sene memleketi, el bebek gül bebek nasıl idare ettin " Diktatör cevap vermiş: "3 F kuralıyla" Neymiş bunlar: Futbol, Faşing, Fiesta Kısacası, eğlenceyle Eski Romalıların halkın gazını almak için inşa ettikleri, gladyatör köleleri birbirleriyle dövüştürdükleri arenalar, collesyumlar vardı Çağdaş dünyanın çağdaş eğlence arenaları ise "futbol stadyumları" Kimlik sorunu yaşayan kitleleri, belli başlı takımların altlarında topluyorsunuz, sonra da 22 kişinin bir meşin yuvarlağın arkasından koşuşturduğu arenalarda bu kitlelerin stresini, gazını alıyorsunuz. Takımınızın galibiyetiyle coşuyor, mağlubiyetiyle hüzünlere bürünüyorsunuz. Bugün, dünyanın her ülkesinde futbol, vahşi kapitalizmin tüketim endüstrisiyle paralel yürüyen devasa bir sektör halini almış durumda. Dünyanın her ülkesinde amatör, profesyonel futbol ligleri var Takımlar var, taraftarlar var, yöneticiler, teknik direktörler var Ama, dünyanın hiçbir ülkesinde futbol, bir endüstri olarak bizim ülkemizdeki kadar kirlenmiş değil

Geçtiğimiz Cumartesi günü dünyanın en büyük derbilerinden ( ) biri olarak kabul edilen Galatasaray-Fenerbahçe arasındaki müsabaka, fanatizmin utanç karnesi olarak belki de dünya futbol tarihine geçti. Nasıl gelindi bu noktaya Ve nereye gidiyoruz Gazetemizin dağıtım servisinden kardeşimiz Mehmet, "Abi, böyle giderse beş sene sonra Türkiye de futbol kalmaz. Sahalarda maçları da yöneticiler yapmak zorunda kalır. Siyasetçiler ve medya kalemşörleri de milletin gazını alacak bir şey bulamayacakları için, bu fanatikler sokaklarda birbirini yerler" diye güzel bir değerlendirme yaptı. Doğru!... Nereye gidiyor Türkiye de futbol Futbol takımlarının başına bu işten anlayan profesyonel yöneticiler gelmeli

Ama, daha önce bu yöneticilerin sosyal bilimlerden haberi olmalı Psikoloji bilmeli Kitle psikolojisinin ne olduğundan haberdar olmalı "Tencere dibin kara, seninki benden kara" Bu anlayışla futbol takımı idare edilmez! Aziz Yıldırım, sene boyunca ortalığı geren bir yönetim anlayışı göstermiş olabilir Ama, ta başından gergin geçeceği belli olan bir derbi öncesinde de, "Biz Fenerbahçe yi alkışlamayacağız. Şampiyonluk, Fenerbahçe taraftarına ve Fenerbahçeli lere hayırlı olsun. Yöneticilere hayırlı olmasın" şeklinde de beyanat verilmez. Ortalığı böyle gerdikten sonra, sahaya atılan su şişesi, koltuk, çakmak vs. malzemelere anlam veremez,  "Benim taraftarıma neler oluyor " diye bön bön bakarsınız işte! Galatasaray ın UEFA Kupası nı kazandığı tarihten bu yana Türk futbolu çöküş içerisinde. Her hafta taraftarlar, "Takımlarımız nasıl bir futbol sergileyecek diye değil, yöneticiler ortalığı nasıl gerecek" diye beklenti içine sokuldu. Fanatizmi körükleyen, taraftarı çileden çıkaran bir orta oyunu oynanıyor.

Futbol un üç ihtimalli bir oyun olduğunu unuttuk Spor değil skor yorumcusu fanatik kalemşörlerin de medyada bu orta oyununa çanak tutmasıyla, futbol zevk veren bir oyun olmaktan çıktı. Derbi öncesi bir spor gazetesinin birinci sayfası dikkatimizi çekti. İki tane boks eldiveni Birinin üzerinde GS, birinin üzerinde FB yazıyor Sorunlu medyanın anlayışı da bu işte Millet birbirini yiyince de, "Fair play ruhu nerde Fanatizm hortladı" diye manşet atarlar Sen önce kendini düzelt kardeşim! Medyası sorunlu, yöneticisi sorunlu, futbolcusu sorunlu Bu kafayla futbol düzelir mi Çok beklersiniz!