İnsanın emek sarfettiği her şeyde kararlı olması gerekir. Kararlılık ise ancak imandan kaynaklanan şevk ile oluşabilir. Kuvvetli bir imanı olmadığı zaman insan çabuk yılgınlaşabilir, emek sarfettiği işinden pes edebilir. Önüne çıkan ve engel gibi görünen olayların Allah ın kontrolünde olduğunu unutur ve başarıyı Allah tan isteyip tevekkül etmek yerine, gücünü kendi eliyle zayıflatır.

İman eden bir insanın şevkli olması ise Allah a olan bağlılığından kaynaklanmaktadır. Allah ın kendisini yaratması, iman vermesi, sayılamayacak kadar nimet içerisinde yaşatması mümin kişiyi Allah a ve dinine sadık olmaya yöneltir. Bu sadakati de hiç bir şekilde zayıflamaz. Karşısına hayrını bilemediği olumsuz gibi görünen hangi olay çıkarsa çıksın Allah a dayanıp güvenir. Allah ın kulları için daima hayır yarattığını bilir. Allah ın sonsuz merhametli ve sonsuz şefkatli olduğunu bilen bir kişinin umutsuzluğa düşüp şevkini kaybetmesi mümkün değildir. Olayları açık bir şuurla değerlendiren müminler kendilerinin nefes alıp vermesini sağlayan, her an yeryüzündeki tüm varlıkları koruyan Allah ın her olayı pek çok hikmetlerle yarattığının farkındadırlar. Allah a duydukları sevgi ve bağlılıklarının neticesi olarak hayatları boyunca asla şevkleri azalmadan Allah ı hoşnut etmek için çaba harcarlar. Bu istek müminlerin en önemli neşe kaynağıdır.

Allah müminlere, "Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz." (Al-i İmran Suresi, 139) ayetiyle her zaman şevkli olmalarını bildirmiştir. Şeytan insanın Allah a kulluğunu eksiksiz yapmasını istemeyeceği için kalbine vesveseler verip azmini, heyecanını azaltmaya çalışır. Oysa müminler en başta Allah ın rızasını kazanıp cennete kavuşabilme umudu ve arzusu ile bitmez tükenmez bir heyecan ve güce sahiptirler. "O na umut taşıyarak dua edin. Doğrusu Allah ın rahmeti iyilik yapanlara pek yakındır" (Araf Suresi, 56) ayetinde bildirildiği gibi Allah müminleri dünya hayatlarında müjdelemektedir.

Müminler korku ve umut hissini aynı anda yaşadıkları için hiçbir zaman gösterdikleri çabayı yeterli bulmazlar. Kendilerini hiçbir zaman eksiksiz ve üstün görmezler. Kendilerini peygamberlerin ahlakı ile kıyaslarlar. Her zaman daha mükemmel bir ahlaka sahip olabilmek için çaba gösterirler.

İnsan şeytanın etkisi ile cansızlaşıp, güçsüzleşir. Gözünün ve yüzünün görünümüne donukluk hakim olur. Sanki bedenini bile taşıyamıyormuş gibi bitkin bir duruşu olur. Şeytanın dünyadaki hedefi boş kuruntular fısıldayarak insanları aldatmaktır. Kur an da şeytanın bu özelliği kendi ifadesi ile şöyle bildirilmiştir:

 "Onları ne olursa olsun- şaşırtıp saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim..." (Nisa Suresi, 119).

Şeytan hayırlı ve güzel olan şeyleri onlara şer gibi göstermeye çalışır. Bazı olayları çözümsüz gibi göstererek, insana fayda sağlayacak kararlar almasını engeller. Özellikle Allah a yakınlaşmasını ve Allah ın rızasını kazanmasını istemediği için sürekli olarak ümitsizliğe düşürme, tembelleştirme, geleceğe erteletme, ağırdan aldırtma gibi yöntemlerle vesvese verir. İnsanın iradesini kıran da yine şeytanın etkisidir. Allah yolunda fayda getirecek bir çalışma yapmasını istemediği için her şeyin Allah ın kontrolü altında olduğunu unutturarak iradesini zayıflatır.

Kur an da şeytanın tüm bu çabalarının iman edenlerin üzerinde etkisinin olmayacağına dikkat çekilmektedir.

Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiç bir zorlayıcı-gücü yoktur. (Nahl Suresi 99)

...Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)

Allah ın rızasını sürekli arayan bir müminin gevşemesi mümkün değildir. Hastalık veya yaşlılık vesilesiyle bedenen zayıf hale gelseler bile ruhları her zaman çok güçlü olur. Şevklerini kıracak şekilde kalplerinde hiç bir kuşku, akıllarında hiçbir vesvese olmamasının nedeni, ömürleri süresince inandıkları değerler uğruna çaba harcamaya kesin olarak niyet etmelerindendir. Müminler yaşadıkları her olayda Allah ın kendilerini imtihan ettiğini bilirler. Verdikleri tepki her zaman Kur an a uygun olur.

İman sahibi olan müslümanların şevki Allah ın izni ile asla kırılmaz. Bu şevkin anlamı geçici heyecan ya da çıkarlarına uygun olduğu zaman hissedilen bir duygu değildir. İman sahiplerinin kalplerinde olan Allah inancına  dayalı sürekli bir coşkudur.