Başlığı aslında ne ABD, ne Rusya, ne AB, ne BM şeklinde atmak da mümkündü. Hatta buna NATO’yu da eklemek yanlış olmazdı. Çünkü sonuç olarak Haçlı ittifakı, İslam dünyasına karşı birlikte hareket ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi içinde veto hakkına sahip bir İslam ülkesinin bulunmuyor olması bile yukarıdan beri hatırlattıklarımızı doğruluyor. Bunun ötesinde bu köşede hatırdan çıkmaması için sıkça vurguladığım dünyanın sömürülmesinde ülke olarak ABD ve Rusya’nın tam dayanışma içinde olduklarına vurgu yapıyorum. Çünkü bu gerçeği görmeden dünya üzerinde cereyan eden olayları tam olarak yorumlamak mümkün olmaz, olmuyor.
Mesela, son günlerde İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girmek için müracaat etmeleri bir anda ortalığı karıştırdı. Daha doğrusu karıştırdığı yok da bazı ülkelerce Türkiye’nin bu müracaata karşı çıkması sanki yoktan bir bahane icat edilmiş gibi bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Aslında NATO örgütünün kuruluş gerekçesinde bu hususta kesin hükümler var ama bugüne kadar bu hükümler uygulanmadı. Söz gelimi NATO üyesi ülkelerin terörle mücadele eden ülkelere destek vermesi gerekiyorken, başta ABD olmak üzere pek çok ülke teröristlerle birlikte hareket ediyor. Yani, üyelerini bir takım dış saldırılardan korumak gibi bir görevi olan NATO’da bazı ülkeler teröristlerle işbirliği yapıyorlar. Böyle olunca da ister istemez İsveç ve Finlandiya’nın teröristlerle işbirliği şimdiye kadar hiç gözden geçirilmemiş iken, sanki NATO’nun bu konudaki duyarsızlığı yüzlerine vurulmuşçasına tepki verdiler. Hâlbuki Türkiye veto ile İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye yapılmasını engellese bile ABD orada başrollerde oynamayı sürdürdüğü sürece dünya üzerinde barışı sağlamak üzere kurulmuş olan NATO, terör örgütlerine destek vermeye devam edecektir. Elbette, NATO doğrudan teröristlere silah gönderecek değil ama NATO üyesi ülkeler bu işi yıllardan beri yapıyor, buna NATO engel olmadığı gibi bu terör seviciliklerini barışa destek gibi sunmaları devam ediyor. Yani dünyayı aptal kendilerini akıllı sanıyorlar.
Elbette, başlığa ABD ve Rusya’yı çıktım ama aslında dünya üzerinde uluslararası örgütlerin hemen hepsi kafalarının üstüne çektikleri barış şemsiyesinin altında dünyayı kan gölüne çevirmeye devam ediyorlar. Söz gelimi AB ülkelerinde hemen her gün teröristler Türkiye karşıtı gösteriler yapıyorlar. Türkiye’nin tüm uyarılarına rağmen söz konusu ülkelerde teröristlere yönelik bir hareket söz konusu değil. Hem de üst üste teröristlerin eylem yaptığı ülkelere Türkiye nota vermesine rağmen vurdumduymazlıkları devam ediyor.
Tüm bunlara Birleşmiş Milletlerin yapısı ve etkisizliğini de eklediğimizde başlıkta niçin ne ABD, ne Rusya dediğimiz açıkça anlaşılacaktır. Bu arada medyaya iki gün önce yansıyan bir haberi de kısaca hatırlatırsam yeni bir dünya düzenine duyulan ihtiyaç açıkça görülecektir. Bir gazetemizde, “NATO’nun silahı ile kafa tuttu” başlığı altında yer alan haberde özet olarak şöyle deniyordu:
“Terör örgütü PKK/YPG yöneticisi Ferhat Abdi Şahin, ABD ve NATO üyesi ülkelerden silah aldıklarını söyledi, Türkiye’yi tehdit etti.”
Aslında bu gerçek sık sık ülkemizin gündemine geliyor olsa da, dış politikadaki pozisyonumuzda bir değişiklik olmuyor. Görünen bu. Özellikle de başlatacağımız bir askeri harekât konusunda müttefik sandığımız ülkeleri bilgilendirmek durumunda kalınıyor. Hâlbuki bu bilgilendirme anında terör örgütüne müttefik sandığımız ülke/ülkeler tarafından aktarılacak, onların muhtemel saldırıya karşı desteklenmesini gündeme getirecektir. Bunun için sözü uzatmadan bir kez daha dünyanın adaleti esas alan yeni bir düzene ihtiyacı olduğunu söylemekte yarar var.