Merhaba sevgili okurlar!

Bu günden itibaren haftanın Salı ve Perşembe günleri

sizlerle birlikte olacağız. Milli Gazete aracılığıyla sizlere ulaşacağım ve

meslek hayatımla ilgili tecrübeleri sizlerle paylaşacağım. Umarım hayırlara

vesile olur diyelim.

Evet... İlk yazı pozitif başlasın istedim ve sizler için

hayata daha mutlu bakmanızı sağlayacak bazı öneriler sıralamak istedim.

İlk bakışta garip gelebilir ama; mutlu/huzurlu insanların

bazı ortak kişilik özelliklerine sahip olduğunu gözlemliyorum. Dile kolay!

Yıllardır insanların sorunlarıyla birebir ilgileniyorum. Psikolojik danışmanlık

mesleğimin dışında televizyon ve radyodan gelen, cevaplandırdığım soru sayısı

90.000 i aştı. Mutlu-mutsuz pek çok insanla muhatap oldum. Dolayısıyla insan

davranışları ve bunların sebepleri hakkında tecrübeye dayalı öngörüye sahip

oluyorum. Aklımda kalanları da buradan yazıyorum ki hayatınızın bir yerlerinde,

bazı işlerinizi kolaylaştırmaya yarasın diye.

Seanslarda dikkatimi çekiyor. Mutluluk, hayat boyu

karşılaştıklarımızla ilgiliymiş gibi görünse de aslında olaylara bakış açımızla

ilgili. Çünkü insan ömrü birbirine benzeyen tecrübelerle dolu. Mutlu kişi,

olanı kabul ediyor ve yolunda yürüyor. Mutsuz olan kişilerse, başlarına gelen

her durumun olumsuz ve can yakıcı tarafını bulmakta gecikmiyor.

Bana öyle geliyor ki mutlu olmak biraz güçlü karakterli

insanların işi! Ve işin içinde başka bir iş var diyelim ne dersiniz

Olumsuz durumlara verilen tepkiler:

Hayat bu, herkesin başına türlü işler gelebiliyor. Mutsuz

kişiler, canlarını sıkan bir durumla karşılaştıklarında hemen başkalarını

suçluyor. Onlara bu sıkıntılı durumu oluşturacak biri, birisi, bir olay mutlaka

vardır! Suçlu arama veya olumsuzluğun nedenini aramaya odaklanıyor mutsuz

insan.

Mutlu insan bunun tam tersi. Başına gelen olayla

silkelendikten hemen sonra, bu durumu nasıl atlatacağına odaklanıyor. Suçlu

arayarak vakit kaybetmiyor. Kendisini veya bir başkasını sorgulayarak vakit

kaybetmek yerine, olayın çözümlenmesine vesile olacak noktalara odaklanıyor.

Yaşama dair beklentiler açısından:

Mutsuz insanların beklentileri çok yüksek. Gerçi onları

karşınıza alıp konuşsanız, kimseden bir şey bekledikleri yok! Ağzından çıkana

mı inanırsınız gözlerinize mi bilinmez, ben kendilerini soktukları girdapları

gördükçe endişeleniyorum doğrusu. En ince detaylar, en görmezden gelinecek

meseleler onlar için çok önemli.

Mutlu insanların detaylarla işi yok sanki. Genel bakış

açısıyla yaşayıp gidiyor. Detaylara takılmıyor, olanın keyfini çıkarıyor,

olmayan için hayıflanmıyor. Dünyaya evrensel pencereden bakmayı başarıyor.

Genel geçer doğrular üzerinde yaşıyor. Yöresel, kavmiyetçi beklentiler ve

ince-hassas dengelerle yaşamıyor.

Kararların alınması bakımından;

Mutsuz insanların tipik ortak özelliği; önce davranışı

sergileyip, ardından düşünmek! Mutlu insanların tipik ortak özelliği ise; önce

düşünüp sonra davranışı sergilemek!

Tahmin edin bunun sonucunda ortaya ne çıkıyor

Düşünmeden, tepkisel davranış sergileyen kişi yakıyor, yıkıyor veya sonradan

üzüleceği kararlar alıyor. İlk ters hareketin ardından rahatlayıp kendine

gelmeye başladığında, yaptığı ters davranışın muhasebesini yapıyor ve aslında

yanlış davrandığı kararını veriyor. Hem yaptı hem yanlış yaptı kararı verdi,

şimdi ne olacak Evet, bildiniz. Vicdan azabı ve çöküş duygusu. Bu git gel

hallerin artması iyice mutsuz ediyor.

Oysa mutlu insan, şartlar ne olursa olsun aklını devreden

çıkarmıyor. Kararlarını aniden vermiyor. Tepkileriyle değil, sezgi ve aklıyla

hareket ediyor. Sonradan pişman olacağı davranışları yapmıyor. Böylece geri

dönüşümlü düşüncelerle, vicdani sorgulamalar yaşamıyor.

Odaklanma ve zihni meşgul etme bakımından;

Mutsuz kişiler herhangi bir sorun yaşadıklarında, sorunun

kaynağı veya büyüklüğü ne olursa olsun, devamlı aynı duruma odaklanıyor. Gece

yatıyor gündüz kalkıyor gündem aynı. Ne bir adım öne ne bir adım geriye! Sanki

zaman o olayın üzerinde duruyor, köprünün altından sulan hiç akmıyor!

Mutlu insanlar, yaşanılacak olayın büyüklüğüne göre

belirli bir süre üzüntü yaşadıktan sonra yoluna devam eden bir açı

geliştiriyor. Zihnini dağıtacak başka düşüncelere odaklanıyor. Kendisini

kışkırtıp üzeceğine, tam tersi dikkatini farklı noktalarda toplayabiliyor.

Mutlu olmak hiç de zor değil bana sorarsanız. Problem

dediğimiz şey, yaşadıklarımıza yaptığımız yorumdur. Demek oluyor ki, problem

sandığımız durum gerçek sorunumuz olmayıp, onu sıkıntılı hale getiren, bizim o

anki duruma verdiğimiz tepkidir.

Sevgiyle kalın