Yıllardan beri gerek Ramazan ayı, gerek dini
bayramlarımızı karşılarken yazılarımda İslam dünyasının durumunu hatırlar,
okuyucularıma hatırlatır, akan kan ve gözyaşına dikkat çeker, bu acıların biran
evvel son bulması için dua ederim. Bu defa farklı bir yazı yazayım istedim ama
gene mümkün olmadı. Nasıl olsun ki, Mısır da Ramazan öncesi sabah namazını
kılan kardeşlerimiz saldırıya uğradı, 50 den fazlası hayatını kaybederken kesin
sayı bilinmemekle birlikte yüzlercesi yaralandı. Bu kardeşlerimizin yaşadığı katliamı
görmeden hiçbir şey olmamış gibi davranmak, hayatımızı sürdürmek mümkün
olabilir mi Suriye ise iki yılı aşkın bir süreden beri kan gölüne dönmüş
durumda. Sürekli katliam söz konusu. Kısacası Suriye de hayat felç İnsanlar
yiyecek ekmek bulamıyor, bulanlar ise Esad güçlerinin saldırısına maruz
kalıyor. Diyebiliriz ki, Suriye de katliam, kan ve gözyaşı kalcı hale
geldi/getirildi. Benzer bir durumun Mısır da da kalıcı hale gelme ihtimali
acımızı artırıyor.
Mısır ve Suriye deki katliamların içerideki sorumlularından
bir gün mutlaka hesap sorulacaktır. Buna inanıyorum. Ama, sadece Suriye ve
Mısır da değil İslam dünyasının tümünde sürekli olarak Müslümanların payına hep
kan ve gözyaşının düşüyor olması dikkat çekici değil mi Sanki yer yüzünde
belli merkezler Müslümanların kökünü kazımaya karar vermişler. Hemen belirteyim
ki, bu zalimlere karşı İslam dünyasında soylu direnişler hep oldu, bundan sonra
da olacak. Bundan şüphem yok. Ancak, İslam ı yer yüzünden silmeye karar vermiş
olan kafirlerin İslam dünyasında yandaş buluyor olması işin bir başka acı
boyutu. Ağaç, kendini kesmekte olan baltanın sapının kendinden oluşuna
üzülürmüş. bu misalde olduğu gibi İslam ülkelerinde kafirler bazen İslam
düşmanlıkları nedeniyle bazen de bu dünyaya dönük çıkarları uğruna
kullanabilecek maşalar hep buluyorlar. Maşalarına kan bulaşıyor ama kafirler bu
maşalar sebebiyle kenardan akan kanı seyrediyorlar.
Rabbimin İslam alemine bu rahmet, bereket ve mağfiret ayı
vesilesiyle huzur ve saadet getirmesini diliyorum. Buna layık olmamız, O nun
gösterdiği yoldan sapmadan yürümemiz gerekiyor. Özellikle de kafirleri dost
edinmek gibi Allah ın yasakladığı bir davranıştan kendimizi kurtarmak, onların
himmetini beklemek gibi bir yanlıştan biran evvel dönmek durumundayız.
Bir yandan Haçlılar ile aynı çuvala girebilmek için çaba
sarf ederken, ardından Mısır da yaşanan darbeye aynı çuvala girmeye
çalıştıklarımızın sessiz kalarak destek vermeleri, böylece katillerle suç
ortaklığı yapmakta sakınca görmemeleri Batı nın gerçek yüzünü görmemize vesile
olmalı değil mi Onlarla birlikte hareket etmeyi sürdürdüğümüz sürece
yaşananlar karşısında üzüntü duymak ne anlam ifade eder Ramazan münasebetiyle
tekrar tekrar düşünülmelidir. Eğer Ramazan bu iç muhasebeye vesile olursa
Allah ın yardımı gelecektir.
Ama bir yandan kendi medeniyet değerlerimizi bir kenara
itip Batı nın değer yargılarını ideal gibi algılayıp takdir ederek,
arkasındanda Batılıların yaptıkları karşısında şaşırmak akıl karışıklığı
değilse nedir
Kısacası Batılıların ortaya attığı ve içlerini
kendilerine göre doldurdukları kavramlara mutlak doğrular gibi yaklaşıp, kendi
mutlak doğrularımızı bir kenara iterek insanlığın mutlu olamayacağını İslam
dünyasının artık görmesi gerekiyor.
***
Ramazan ın ilk günü (dün) aldığım bir mesaj Hüseyin Amcanın
(Çelebican) Hakka yürüdüğünü haber veriyordu. Uzun yıllardan beri tanıdığım
Hüseyin Amcanın cenaze namazında hazır olmayı çok istememe rağmen bulunduğum
yerin uzaklığı buna imkan vermedi. Bu da beni Ankara yı terk ederek buralara
geldiğim için ilk defa üzdü. Mekanın Cennet olsun Hüseyin Amca Bir hakkım
varsa benden yana helal olsun. İnşaAllah sen de helal etmişsindir. Bu vesile
ile Milli Görüş camiasına ve yakınlarına
başsağlığı ve sabır diliyorum.