Bendeniz Türkiyeli bir Müslümanım. Irkçılık ve

kavmiyetçilik yapmadan etnik kökenimin Türk olduğunu bildiririm. Türkiyeyi,

vatanımı, memleketimi severim. İnsan zamanla ve mekanla kayıtlı bir yaratıktır.

Vatanım olmasa ben ne yaparım.

Türkiye halkının çoğunluğu Müslümandır. Vatanımda, bir

Müslüman olarak hür yaşamak isterim. Yaşım ilerledi, son seksen sene içinde çok

kötü, çok kara, çok zulümlü günler gördü Müslüman çoğunluk. Kendilerine

Kemalist diyen veya Kemalizm postuna bürünen egemen azınlıklar, vesayetçiler Müslümanlara

sömürge yerlisi muamelesi yaptı. Sovyet Birliğindeki zulümlere paralel olarak,

Türkiyede Müslümanlara kan kusturdular. On binlerce camiyi, medreseyi, tekkeyi,

vakıf binasını yıktılar, kapattılar, kiraya verdiler, sattılar, gayesi

dışındaki işlerde kullandılar; genç nesillere din eğitimi verdirtmediler,

zikrullah yapanları, Risale-i Nur okuyanları, Kur an ve iman hizmeti yapanları

ezdiler, ağır cezalarda muhakeme ettiler, zindanlarda inlettiler.

Tarihî İslam kabristanlarının yüzde doksan yedisini yok

ettiler.

Bir tek, kendi kabristanları olan Üsküdar Bülbülderesi

Dönmeler mezarlığına dokunmadılar.

Dine savaş açtılar. Ezan-ı Muhammedîyi bile yasakladılar,

okuyanları hapislere attılar.

Halkevlerinin aylık dergisi Ülkü de, En iyi din

terbiyesi dinden hiç bahs etmemektir diye yazdılar.

Çok şükür o kapkara günler geride kaldı, memlekete bir

miktar hürriyet ve çoğulculuk geldi ama bu sefer de din sömürücüsü, mukaddesat

bezirganı, yarı mühtedi, dini imanı para olan birtakım alçakların, G. Y. lerin

hücumuna uğradık.

Müslüman çoğunluk cahil bırakıldı. Öylesine cahil ki, beş

vakit namaz kılan sıradan bir Müslümanı tarihî bir kabristana götürünüz,

1928 den önceki Türkçe mezar taşlarını okuyamaz.

Faşist egemen azınlıklar icazetli hoca yetiştiren İslam Medreselerini

kapattılar.

Olgun Müslüman yetiştiren dergah ve tekkeleri kapattılar.

Müslüman toplumun temeli olan aile kurumunu

dinamitlediler.

Riba, zina ve yüksek binayı yaygın hale getirdiler.

Ehl-i Sünnet İslamlığını içinden yıkmak için sahte

dindarlar türettiler.

Mutezile mezhebini hortlattılar.

Müslümanların arasına ajanlar, casuslar, provokatörler

soktular Ümmet birliğini paramparça edip, mü minleri bin hizbe, fırkaya,

İslamcılığa ayırdılar, birbirleriyle çekişip tepiştirdiler.

Bendiniz bu satırları 2014 te yazıyorum. Artık Türkiye

Ehl-i Sünnet Müslümanları tek bir Ümmet değil. Başlarında kendisine biat ve

itaat edilen âdil ve râşid bir İmam yok.

Müslümanların büyük çoğunluğu ilmihalini bile bilmiyor.

On milyonlarca Müslüman var ama güç, vasıf ve keyfiyet yok.

Birkaç Dönme, Kripto, Pakraduni milyonlarca Müslümanı

parmağıyla oynatıyor.

Kafirler ve münafıklar Müslüman yığınları şifahî kültürlü

dedikodu mübtelası yaptı.

Ahlaksızlık, fuhşiyyat, azgınlık, içki, kumar, rüşvet,

haram yeme, çıplaklık, müstehcen yayınlar, rant haydutluğu yaygınlaştı.

Kur an, Sünnet, Şeriat gözlüğüyle bakılınca manzara

fecaat, manzara dehşet.

Bir toplumu çökertmek mi istiyorsunuz, onun mekteplerini

bozunuz, eğitim sistemini dejenere ediniz., başka bir şey yapmaya gerek kalmaz.

Evet bendeniz okur-yazar bir Müslüman olarak böyle bir

memlekette, böyle bir toplum içinde yaşıyorum.

Zaman zaman şiddetli cemaat-iktidar kavgaları oluyor.

Müslümanlar o kadar dağınık ki, Ayasofya yı bile camiye

çevirtmekten acizler.

Çocuklarını misyoner mekteplerinde okutmak için çırpınan

dindar anne babalar.

Cemaat veya tarikat holiganlığı, militanlığı, fanatizmi

yapanlar.

Siyasî partisini dinin üzerinde tutanlar.

Din, iman elden gidiyor, cami şadırvanlarından Osmanlı

şerbeti akıtmayı marifet sananlar.

Bugünkü bozuk düzeni iyi bir düzen sananlar. Hattâ bu

günkü düzen eskisine göre çok iyidir diyenler.

Daha iyi meskenler, daha iyi yazlıklar, daha iyi

otomobiller, daha iyi yemekler için çalışıp çabalayan milyonlar.

Sabah namazlarında (Eyüb Sultan Camii dışında) İstanbul

camilerine gidip cemaati görünüz. Beş on ihtiyar Bir tek dindar liseli veya

üniversiteli               genç yok.

Geçen Ramazan İstanbul bir günahlar ve isyanlar şehriydi.

Gündüzleyin yiyenin, içeninin haddi hesabı yoktu

Bizim hacı beyin umurunda mı hiç. Caminin şadırvanından

şerbet akıttı ya, işler yolundadır onun için.

Din, iman, mukaddesat tehlikede. Bizimkiler lüks

umrelerde.

Benim cemaatim senin cemaatinden üstündür.

Benim şeyhim senin şeyhini döver.

Bizim caminin hoparlörleri daha bağırtlak.

Yaza yaza dilimde tüy bitti. Ey Müslümanlar Irak tan,

Suriye den, Libyadan ibret alın; en kısa zamanda Ümmet olun, başınıza râşid bir

İmam seçip ona biat ve itaat edin diye bağırmaktan yoruldum. Hiç tepki yok.

Memleket bölünüyor, hattâ bölünmüş bile, aldıran yok.

Benim cemaatim, benim şeyhim

Durum eskisine göre daha iyiymiş. Be geri zekalı nâbekâr,

zinanın suç sayılmadığı bir İslam ülkesi nasıl iyi oluyormuş, bana bir

anlatsana.

Halkın sadece yüzde onunun namaz kıldığı bir ülke nasıl

iyi oluyor

Bir İslam ülkesinde TC başlıklı vesikalarla serbest,

yasal, KDV li, polis nezaretinde seks köleliği yapılabilir mi

Kur ana, Sünnet, Şeriata, hikmete aykırı bunca isyan,

tuğyan, açık günah olan bir ülke nasıl iyi oluyor

(İkinci yazı)

Selefî İslam Devletinin Türbe Düşmanlığı

YENİ KURULAN Selefî İSLAM Devleti hakkında sayısız

dezenformasyon yapılıyor. Bir ara bütün kızları ve kadınları sünnet

ettirecekleri iddia edilmişti, sonra bu haberin yalan ve balon olduğu meydana

çıktı.

Lakin onlar hakkındaki bir haber var ki, doğruluğu inkar

edilemez. Bu da ellerine geçirdikleri bölgelerdeki enbiya, evliya türbelerini

ve yanlarındaki camileri patlayıcı maddelerle havaya uçurmalarıdır.

Enbiya ve evliya türbelerinin şirk, küfür, sapıklık

merkezi olduğu inanç ve iddiası çok aşırı bir görüştür.

Hiçbir islamî iktidar gerçek ulemaya, fukahaya, müftülere

sormadan, onlardan fetva almadan bu gibi tahripleri, havaya uçurmaları

yapmamalıdır.

Farz edelim, Selefî İslam devleti Medine-i Münevvereyi

ele geçirdi. Oradaki Resulullah (salat ve selam olsun ona) kubbesini de mi

yıkacaktır

İstanbulu ele geçirirlerse Eyyub el-Ensarî radiyallahu

anh efendimizin türbesini de mi dinamitlerle yıkacaklardır

Hızlarını alamayıp yanındaki cami-i şerefi de mi tahrip

edeceklerdir

Konyada Mevlana Celalüddin Rumî hazretlerinin türbesini

de mi yıkacaklardır

Bağdad ta Abdülkadir Geylanî nin, İmam-ı Âzamın

türbelerini de mi havaya uçuracaklardır

İslam dünyasındaki ehliyetli, icazetli, muttaqi ulemadan,

fukahadan, müftülerden fetva almadan Peygamberan ve evliyaurrahman türbelerinin

yıkılması çok kötü bir davranış olmuştur.

Bu konuda Vehhabilerden, Selefilerden fetva alınmaz.

Çünkü onlar, İslam dünyasında aşırı birer azınlıktır.

Kabirlerin, türbelerin, kubbelerin bazısı bid at olabilir

ama kesinlikle fetvasız ruhsatsız yıkılamaz.

Resulullah Efendimiz zamanında minare yoktu. Bugünkü

minareleri, bid attir diye yıkmak doğru olur

mu

İslam devleti âdil bir devlettir. İtaat eden Hıristiyan

ve Yahudiler Ehl-i Zimmettir ve onlara asla zulm edilemez. Onlar İslam

devletinin ve Resulullah Efendimizin ruhaniyetinin himayesinde dinleri,

ırzları, can ve malları korunmuş olarak güven ve adalet içinde yaşayabilirler.

Osmanlı İslam devleti ve Hilafeti kuruluş ve yükseliş

devirlerinde gerçek bir İslam devletiydi. Bir ara bu devletin Müslümandan çok

Hıristiyan tebaası vardı ve onlar adalet ve güven içinde yaşıyordu.

Selefî İslam devleti enbiya ve evliya türbelerini,

yanlarındaki camileri yıkarak çok kötü bir başlangıç yapmıştır.

Din-i Mübin-i İslamın temel prensiplerinden biri de işleri

müşavere=danışma ile halletmektir. Ehl-i Sünnet ulemasına, fukahasına,

müftülerine sormadan böyle radikal işler yapılamaz.

Namazı kıldırmak, kadınları tesettüre sokmak, fuhşiyyatı

yasaklamak iyidir ama türbeleri, camileri havaya uçurmak iyi değildir.

Doğru İslam, Kur anın doğru yorumu Ehl-i Sünnet ve

Cemaattir. Ehl-i Sünnet Sevâd-ı Âzamdır. Ehl-i Sünnet Cadde-i Kübradır.

Hulefa-i Râşidîn devrinden sonra Kur ana, Sünnete en

yakın islamî uygulama Osmanlının kuruluş ve yükseliş devrindeki uygulamasıdır.

(Mekke Şafiî Reisüluleması Ahmed Zeynî Dahlan ın Fütuhat-ı İslamiyye adlı

kitabının Osmanlı devleti bölümünü okuyunuz.)

1400 yıllık İslam tarihindeki en yanlış cereyan Vehhabî

hareketidir.

Vehhabilik hakkında fikir edinmek isteyenler, Muhammed

ibn Abdilvehhabın kardeşi Süleyman ibn Abdilvehhabın yazdığı

Es-Savaiqu l-İlahiyye fi r-Red ale l-Vehhabiyye adlı kitabı okumalıdır.

Bir buçuk milyarlık İslam dünyasının ulemasının,

fukahasının, meşayihinin, müftülerinin, ziyalılarının Selefî İslam Devleti

sorumlularını uyarmaları gerekir. Lakin ortada böyle bir uyarı yok. Ne büyük

bir eksiklik!..

Dünyada uzun süre devam etmiş iki Barış=Pax devleti

olmuştur. Biri Roma imparatorluğu, diğeri Osmanlı İslam hilafeti. Hakka inanan,

Hakka hizmet eden, gerçek bir barış sağlayan Osmanlıdır.

Vehhabî-Selefî hareketi nasıl başladı, nasıl gelişti,

Ceziretü l-Arab a nasıl hakim oldu ve şu anda günümüzde 2000 li yıllarda hangi

boyalara girdi .. İz anı, irfanı, vicdanı, firaseti olan Müslümanlar

düşünsünler.

Arabistan petrollerinden elde edilen muazzam gelirlerle

bırakın İslam dünyası, bütün insanlık alemi kurtulabilirdi.

İslam İslam demekle iş bitmiyor. Önemli olan Kur ana,

Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına, İslam medeniyetine, İslam adaletine uygun

âdil bir uygulama sergilemektedir.

İslamın en güzel uygulaması hangisidir: Bir kısım İslam

düşmanlarının da övdüğü, beğendiği, tasdik ettiği, teslim ettiği uygulamadır.

Hollanda da azılı İslam düşmanı bir politikacı vardı. Arnoud

Van Doorn Sonra bu zat ve bilahare oğlu Müslüman oldular ve eski

düşmanlıklarına tevbe ettiler, şimdi İslam için çalışıyorlar.

Resulullah Efendimiz Mekkeyi feth edince ne yaptı

Affetti Hakikî İslam onun yaptığıdır.

Hakkında idam kararı verilmiş olan, Ebu Cehil in oğlu

İkrimeyi bile daha sonra affetti Hz. Peygamber.

Haçlılar Kudüs ü aldıklarında 70 bin Müslümanı ve

Yahudiyi vahşice katl etmişlerdi. Selahaddin Kudüs ü geri alınca bir tek

Hıristiyanın bile burnu kanamadı ve taşıyabilecekleri miktarda mallarını alarak

şehri selamet içinde terk ettiler.

09.08.2014