Sinek küçüktür ama mide bulandırır sözünü bilmeyeniniz yoktur. Bazı küçük haberler de aynen bu sözdeki gibi en hafif ifadesiyle mide bulandırıcı haber mesabesinde. Haberin başlığından öğrendiğimize göre; neymiş: Lisede mescit açıldı iddiası! Nerede: Müslüman ve lâik Türkiye de!

Haberde, bodrum katında olduğu yazılan küçücük bir oda. Resimde, iki öğrenci namaz kılıyor. Resimden anlaşıldığı kadarıyla, en fazla 5-6 kişi namaz kılabilir. Haberin bir bölümünde yazıldığına göre; işte bu koca mescitte ya da haberde yazıldığı şekliyle mescit haline getirilen odada Cuma günleri de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Haydar Keleş in öğrencilere imamlık yaptığı ileri sürüldü. Haberdeki diğer detaylar şöyle: Adana Tepebağ Lisesi nin bodrum katındaki bir odanın mescit haline getirildiği ve bazı öğrencilerin teneffüste burada namaz kıldığı ileri sürüldü... Aynı lisede öğretmenlik yapan Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı, okulda mescit açılmasını "skandal" olarak değerlendirdi...

Malum, Milliyet ve benzeri gazeteler böyle haberler yayımlıyorlar. Sözkonusu haberi üç gün önce (29.10.2007) malum gazetede gördüm. Sonra aynı gazetenin internetteki Arşiv Ara penceresine mescit yazıp diğer haberlerin sadece başlıklarına baktım; aynen şöyle: Gizlenen mescit/ Prefabrik mescit atağı/ Kadınlara mahsus mescit yanlıştır/ Ata nın ormanına çadır mescit / Okuldaki mescit/ Lisede trafo mescit iddiası/ Okulda gizli mescit / Şimdi de seyyar mescit Haberlerin hepsinin olumsuz olduğu sadece başlıklarından bile anlaşılıyor. Bu haberler nerede yapılıyor Müslüman ve lâik Türkiye de!

Sonra aynı gazetenin Arşiv Ara penceresine ayrı ayrı kilise ve havra yazıp pek çok küçük haberle karşılaştım; ama hayret edilecek şekilde hiçbirinde olumsuz bir şey göremedim. Mescit-kilise-havra , hepsi de ibadet yeri; ama sözkonusu mescit veya cami olunca, bu özel düşmanlık neden !.

*

Mide bulandırıcı bu gibi küçük haberlerden rahatsız olmamın pek çok genel ve özel sebebi var. Genel rahatsızlığım elbette her normal Müslümanın iman genlerinde taşıdığı rahatsızlıktır. Bir Bosnalı ve Kosovalı olarak benim ayrıca özel sebeplerim de var: Malum, henüz birkaç yıl önceki Bosna ve Kosova savaşlarında Sırplar özellikle cami ve mescitlerimizi yakıp yıkmak için özel bir özen gösterdiler. Mescit ve cami düşmanlığı ile ilgili irili ufaklı her haber, biz Balkanlıların her şeyden önce yüreğindeki o malum acıyı depreştirir. Bir diğer özel sebep ise çok küçük yaştaki çocukluk yıllarıma dayanmaktadır. Anlatayım:

Ben, o zamanlar komünist bir ülke olan eski Yugoslavya daki Kosova da doğdum ve 7-8 yaşıma kadar orada ve Bosna/Sancak ta yaşadım. Küçüklüğümde çok haylaz olduğumdan, annem bazı günler benden kurtulmak için babamla birlikte işyerine gönderirdi. Bizim Endüstri Meslek Lisesi dediğimiz Teknik Lise de babamla geçirdiğim en çarpıcı hatıram; bildim bileli beş vakit namazını hiçbir zaman kaçırmayan babamın o komünist ülke okulunun çatı arasında veya bodrumdaki kömürlüğünde kıldığı namazlardı

Mide bulandırıcı medyanın mescit ve cami düşmanlığı kokan bu küçük haberlerini her gördüğümde; her Müslümanın duyduğu genel rahatsızlığın yanında, benim işte böylesi nice hatıralara dayanan özel sebeplerim de vardır. Hele bu mescit bodrumdaki izbe bir oda olur da buna rağmen haberde geçtiği üzere "skandal" gibi kelimelerle nitelendirilirse; inanın, tek kelimeyle iğreniyorum

Mahsus Teşekkür: Bugün anlattığım konuyu yazdığım gün (01.11.2007), -ele aldığı her meseleyi en kibar ifadelerle ama en etkili şekilde yazan- gazetemiz yazarı muhterem Mehmed Şevket Eygi nin de yazdığını gördüm ve sevindim. Başlığı şöyle: "Lisede Mescit Açılsa Kıyamet mi Kopar " Okumadıysanız, yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Biz Bosnalılar/Boşnaklar, birine selâm göndereceğimiz zaman mahsus (hususi) selâm deriz. Üstad M. Şevket Eygi ye, hissiyatımıza çok yönlü olarak tercüman olmasından dolayı mahsus/hususi selâm, hürmet, muhabbet ve teşekkürler

*

"2008 de özelleştirmeden 11,8 milyar dolar gelecek!"

Küçük haberin başlığı böyle. Bugün asıl yazacağım konu özelleştirme ile ilgili yine küçük ama mide bulandırıcı bir haber üzerine olacaktı, ama mini mescit haberi ile başlamış oldum.

Malum, pek çok varlığımız özelleştirme adı altında peşkeş çekildi; hâlen de çekilmeye devam ediyor Hükümet -haberde yazıldığına göre- yeni dönemde özelleştirmeye hız verecek/miş. Maliye Bakanlığı gelecek yıl satışa çıkarılacak kamu kuruluşlarından 11,8 milyar dolar gelir hedefliyor/muş...

Elektrik dağıtım şirketleri, otoyollar, köprüler ve onlar üzerinde yer alan tesisler özelleştirilecekmiş Limanlar ile şeker fabrikaları başta olmak üzere son kalan fabrikalar 2008 de öncelikle özelleştirilecekmiş Türk Telekom özelleştikten sonra neler oldu, neler yaşandı ve bugünlerde grev sebebiyle neler oluyor; bizzat yaşayarak biliyorsunuz Ben özerkleştirme ve halka açılma şartıyla özelleştirmeye karşı olmadığımı defalarca yazdım ve çözüm önerilerimi sundum. Bu konudaki bugünkü sorum ise şudur: Eldeki bu son varlıklar da özelleştirme adı altında bittikten sonra ne yapacaksınız, neyi satacaksınız, bütçe açıklarınızı nasıl kapatacaksınız; hiç düşündünüz mü, ya da düşünüyor musunuz !. Lütfen düşünün