Bu tabiri bilinçli kullanıyorum. Maksadım, insanları ayrıma tabi tutmak değil, elinde ve beyninde daha çok el feneri taşıyan insanları ayaklandırmaktır.

Zira her toplumun öncüleri, akıl ve fikir fedaileri vardır.

Herkes, proje oluşturamaz, herkes yeniliklerin kapısını açamaz… Sorgulama, kendini yenileme, olup biteni, geleceğe basamak yapma, her yiğidin harcı değil.

Müslüman aydınlar deyince aklıma birkaç elin parmaklarını geçmeyecek isimler geliyor.

İslam coğrafyası bataklıkla mücadele ediyor, cehaletle savaşıyor.

Bilme, bildiğini başkasına aktarma, bilgileri bir havuzda buluşturma, kıyas etme, geleceğe ışık tutma gibi hasletleri olanlara elbet toplum yol açmalıdır.

Lakin günümüzde, geçerli akçe, makam kapma, paraya kavuşma olunca, kalemin de, fikrin de, namuslu duruşun pek alıcısı çıkmıyor.

Övülen, takdir edilen davranış kalıpları değişmeye başladı.

Doğru söylemek, doğruyu yaymak… Adaleti ayakta tutmak, iyilikleri çoğaltmak, kötülüklerden nehyetmek amelyeleri, boş işler sınıfına dâhil edilince, toplumun ar damarı da çatlamaya başlıyor.

Ne yapmalı?

Aydınlar… Müslüman aydınlar… Bilmelidirler ki, bu dünya azık dünyası, bu dünya köprü mesabesinde. Bir nefeslik ömürde, ötelere taşıyacağımız her şey, aslında, bu dünyada diktiğimiz ağaç sayısı kadardır.

Ağaç nedir? Ağaç yerinde merhamettir, iyiliktir, insanlıktır, vicdandır… Kendini başkasının yerine koyabilmektir… Başkasının derdiyle dertlenmektir.

Ağaç nedir?

Saygıdır, sevgidir, Allah’a kul olmaktır… Sadece Allah’a secde etmektir... Hür olmaktır, hür kalmaktır. Aydınlarımız… Müslüman aydınlarımız bu halin neresindedirler?

Her halükarda doğruya sahip çıkabilmektedirler mi?

Her şartta, haklıyı öne çıkarabiliyorlar mı?

Yanlışa yanlış deme cesaretini gösterebiliyorlar mı? Zulüm karşısında dilsiz şeytan olmak yerine, dik durmayı, doğru söylemeyi yeğliyorlar mı?

Dahası, toplumun önüne düşüp, yeni yollar, yolaklar, çıkışlar, umutlar gösterebiliyorlar mı?

Neden temel eserler çıkmıyor artık?

Neden yazanlar, çizenler, kafa yoranlar azalıyor gitgide?

Popüler kültür, bir müddet sonra, hepimizi esir mi alacak ne? Kendi ürettiklerimizin, kendi yaptıklarımızın esiri mi olacağız, sahi mi?

Aydınlarımızdaki bu kısırlığın, sıradanlığın nedeni nedir?

Niye ışıklarımız çoğalmıyor? Krallara özenenlerin, sultanlığa ram olanların sayıları çoğalırken, insanlığı hayra çağıranların oranı niye düşüyor?

Kabahat kimde? Güce ram olan kalem ehlinde mi? kalemi gereksiz gören toplumda mı?

Bir şeylerin yanlış gittiği ortada… Yılda bir kez olsun, dünyadaki Müslümanların yazarları, çizerleri, kalem ehli, düşünürleri, bir platform etrafında dahi bir araya gelemiyorlarsa, gelecek adına nasıl umutlanacağız?

Yılda bir kez… Hac farizasında yapamadığımız, o geniş toplantıyı… O görüş alışveriş zeminini… Dünya müslümanlarının ve insanlığın problemlerini konuşamaz mıyız?

Bunu başarmak bu kadar mı zor?

Milli Gazete, bir adım atabilir bu yolda… Atmalıdır. En azından başlangıç olur... Umut olur. Bekliyorum.