Yahudilerin korkuları yatıştıkça ağızlarındaki baklayı çıkartıyorlar. Yahudilerin Mount Moriah/Murya Dağı adını verdiklerdi Harem-i Şerif bölgesi sistematik bir Yahudileştirme kampanyasıyla karşı karşıya. Uzun yıllardan beri Süleyman Tapınağının kalıntılarını bulmak amacıyla altında kazılar yapıyor ve tüneller açıyorlar. Bu tüneller ise Mescid-i Aksa’nın yapısına ve sütunlarına zarar veriyor. Raif Necm adlı mimara göre bu kazılar ve tüneller sebebiyle Mescid-i Aksa bir gün ansızın yıkılabilir. Mail-i inhidam vaziyette. Muhakkak ki Yahudiler o günü dört gözle bekliyorlar. Yahudiler sürekli olarak meseleyi gündemde tutuyorlar. Biz elimizdeki Ayasofya’yı hala atıl statüden çıkaramazken Yahudiler 1.6 milyar Müslümanın göz bebeği olan Mescid-i Aksa’yı oldu bittilerle tarihe gömmek ve yerine Süleyman Tapınağını inşa etmek istiyorlar. 2000 yılında Ehud Barak Camp David II görüşmelerinde garip bir istekte bulunmuştur. Bu istek Harem-i Şerif bölgesinin üstünün Müslümanlara ve altının da Yahudilere bırakılmasıdır. Görüşmelerin bu noktada tıkanması üzerine o dönemlerde Dışişleri Bakanı olan İsmail Cem Ramallah’da Arafat’ı ziyaret ederek dolaylı olarak bir kez daha Ehud Barak’ın teklifini gündeme getirmiştir. Arafat’ın cevabı şu olmuştur. Türk halkı da Müslümandır ve Mescid-i Aksa onların da meselesidir. Bu teklife razı olurlarsa bizim de kabülümüzdür. Bunun üzerine İsmail Cem gittiği gibi geri dönmek zorunda kalmıştır.
*
İsrail Ordu Radyosu bir raporunda Süleyman Tapınağını canlandırma amacıyla teşekkül etmiş ve 25 yıldır faaliyette olan Tapınak Enstitüsü (Temple Institute)nün bazı çalışmalarına yer vermiştir. Onun ötesinde fanatik ve aşırı Yahudi Netanyahu hükümetinin iki bakanlığının Tapınak Enstitüsünü finanse ettiğini de ortaya koymuştur. Bu iki bakanlık eğitim ve kültür bakanlıklarıdır. Bu bağlantının ortaya çıkması Netanyahu hükümetinin resmi olarak Mescid-i Aksa’nın yıkılması ve üzerine de Süleyman Tapınağı’nın kurulması planlarına ortak olduğunu göstermektedir. Tapınak Enstitüsü’nün yayınlamış olduğu broşürlerde mutasavver Süleyman Tapınağı’nın Mescid-i Aksa’nın yerine ikame edildiği görülmektedir. Bu yöndeki sinsi çalışmalar giderek alenileşmektedir. Netanyahu hükümeti sadece bu tarz fanatik teşekkülleri desteklemekle kalmıyor aynı zamanda onlara lojistik destek de vermektedir. Kâr amacı gütmeyen cemiyetlerden olan Tapınak Enstitüsü’nde hizmet eden İsrailli kadınlar zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutulmaktadır. Gelen yabancılara tur rehberliği hizmeti gibi hizmetlerde bulunma karşılığında zorunlu askerliği yapmış sayılmaktadırlar. Şimdiye kadar farklı dinlerden ve renklerden bir milyon kadar insan Tapınak Enstitüsü’nün Kudüs’te düzenlemiş olduğu sergileri gezmiş.
*
Tapınak Enstitüsü’nün yetkileri kısa ve orta vadeli amaçlarını şöyle izah etmektedir: “Kısa vadeli amacımız eğitim yoluyla insanlığın gönlünde yeniden Süleyman Tapınağı’nın ateşini yakmaktır. Uzun vadeli planımız ise yaşadığımız dönemde Tapınağı yeniden inşa etmektir…” Uzun dönem dedikleri şey yaşadığımız günler olmaktadır. Kendisini Filistin ve Mescid-i Aksa’ya adamış bir aktivist olan Raid Salah Yahudilerin imkan bulurlarsa 2010 ile 2020 yılları arasında bu yöndeki planlarını gerçekleştireceklerini ve Süleyman Tapınağı’nı yeniden kuracaklarını söylemektedir. Ürdün’de yayınlanan ed Dustur gazetesinden Reşid Hasan da Netanyahu’nun mevcut iktidarı döneminde bu işi bitirmek ve Süleyman Tapınağı’nı kurmak istediğini yazmıştır. Siyonist Tapınakçılar Tevrat’ta Eş’iya Peygamber bölümünde Kutsal Tapınağın bütün milletlerin ortak ibadet evi olacağının müjdelendiğini ve söz konusu tapınağın yeniden kurulmasıyla bu döneme girileceğini ileri sürüyorlar. Bu dönemle birlikte dünyada görülmemiş bir barış ikliminin ve uyumun yaşanacağını da ifade ediyorlar. Biz de buna inanıyoruz ama yönümüz ve aktörlerimiz farklı. Siz hiç gelmemiş Mesih’i beklerken insanlık Mesih’in ikinci kez gelişini beklemektedir. Bebek katilleri kendilerini dev aynasında görerek kendilerini bütün milletlerin efendisi ve mabetlerini de mabetler mabedi saymaktadırlar. Sezai Karakoç’un deyimiyle başkentlerini başkentler başkenti’ saymaktadırlar. Evet! İlk mabedi Davut ve Süleyman aleyhisselam kurmuştur ve ahir zamanda onların düzenleri yeniden kurulacaktır. Ama onların varisleri Yahudilerin değil bizim aktörlerimiz olacaktır. Yahudiler ise beklenen dönemde tabir caizse ya bu deveyi güderler ya bu diyardan giderler. Süleyman Aşkar’ın ifadesiyle ya Müslüman olurlar ya da toprağı bol olsun Beyaz Saray’ın kıdemli muhabiri Helen Thomas’ın dediği gibi bu diyardan giderler. Artık onların zulümlerinden hadisin ifadesiyle taş ve ağaç bile bizar olmuştur. Barış onların zulümlerinin bertaraf edilmesiyle ve Hakka teslim olmalarıyla mümkündür.