B i s m i l l a h i r r a h m a n i r r a h i m:
Tebarekelli biyedihilmülk vehüve ala külli şey in kadir
Kusurlu da olsa Latin harfleriyle bu şekilde yazılabilen
surenin bu 1. ayetinin meali şöyle verilebilir: Mülk (tüm varlık) elinde olan
zat (Allah) ne mübarek (bereketli) dir; O her şeye kadir (gücü yeterli)dir.
Veya Mülkü elinde tutan zat mübarektir (bereketlidir, bereket sahibidir)
Bazı tefsirlerde tenezzüh ve temeccüt kelimeleriyle
tercüme edilen tebareke sözünü teberreke sözüyle tercüme etmek daha uygun olduğu kanaatindeyim.
Tebareke sözü daha teleffuz edilirken mübarek sözünü hatırlatmaktadır.
Böylece müfaale babının bazen müştereksiz (ortaklık olmadan) da
manalandırılabileceği bilgisine dayanarak Tebareke sözünü hemen Allah
bereketlidir şeklinde manalandırabiliriz.
Öyleyse Allah ın bereketinden istifade edebilmek için onun
adını anmak ve kurallarına uymak mecburiyeti ortaya çıkar. Evet! Allah bu
surenin başında mülk benim elimdedir; (Allah ın -ele ihtiyacı yoktur; ama
bizim anlayabilmemiz için böyle ifade etmiştir) bilgisini vermiş ve arkasından
da O her şeye kadir (gücü yeten)dir güvencesini vermektedir. Başka bir ifade
ile Benim her şeye gücüm yeter; öyleyse benim adımı anın ve ilkelerime uyun ki
bereketimden faydalanabilesiniz buyruğunu vermektedir.
Ellezi Haleka-L-Mevte Velhayate Liyblüveküm Eyyüküm
Ahsenü Amela Vehüve-L-Aziz-Ül-Ğafur şeklinde yazılabilecek 2. ayet-i
kerime nin meali de şöyle verilebilir:
= O hanginiz daha güzel iş yapacak diye imtihan etmek
için sizi yarattı; O çok güçlü ve çok mağfiret edicidir (günahları örtücüdür)
Yani Allah ölümlü dünyayı yarattığı gibi devamlı hayat olan ahireti de
yaratmıştır ki hangimiz daha güzel, daha iyi iş yapıyor diye imtihan etsin ve
ona göre dünyadaki geçici hayatımızda yaptığımız iyi işlere göre bizi Cennet e
yerleştirsin.
Dikkat edilecek olursa Yüce Allah bizi hangimiz güzel,
iyi ve hangimiz daha güzel ve iyi iş yapmak üzere yarış yapalım diye yaratmış.
Hangimiz iyi, hangimiz kötü iş yapacak diye yaratmamış. Hal böyle iken kötü iş
yaparsak Allah bizi Cennet e koyar mı Dünyamızı cennet misali
güzelleştirmemize imkân verir mi Zaten ayetin hemen sonunda O azizdir
(intikam alabilecek güçtedir) ama çok da örtücüdür; yani bazen yaptığınız
hataları da örter uyarısında bulunarak iyi ve daha güzel iş yapmak üzere
imtihan için yarattığı bizleri kötü iş yapmamız halinde cezalandırmakla
korkutmakta ve kasıtlı olmadan dikkatsizlik yüzünden yaptığımız kötülükleri de
örteceği müjdesini vermektedir.
Bir taraftan iyi ve daha güzel iş yapmak üzere imtihan
için yaratıldığımızı bildirip aksine kötülük yapmamız halinde intikam alacağını
bildirirken öbür taraftan dalgınlık veya bazı etkiler altında istemeyerek
yaptığımız günahlardan dolayı da kara kara düşünmemize meydan bırakmayıp beşeri
zafiyet dolayısıyla yaptığımız günahları örtebileceğini müjdeliyor.
Şimdi böylesine merhametli bir yaratıcıya karşı
saygısızlık yapmak yakışır mı
Ellezi haleka seb a semavatin tıbaka, matera fi
halkırrahmani min tefavüt, ferciilbasara hel tera min fütur. Sümmerciilbasara
kerreteyni yenkalib ileykelbesaru hasien vehüve hasir. Meali kısaca şöyle verilebilir:
(Ölüm ve hayatı yaratan) öyle biridir ki yedi göğü
birbirine mutabık (uyumlu) olarak yaratmıştır. Rahman ın (dünyada hem kâfire ve
hem de mü mine nimet veren Allah ın) yaratışında bir çelişki (dengesizlik)
göremezsin. Gözünü döndür! Bir yarıklık (düzensizlik) görüyor musun. Sonra
gözlerini iki kez döndür (bak!); gözlerin yorgun ve küçülmüş olarak sana
dönecektir Yani iyi niyetle de baksan, kötü niyetle de baksan veya defalarca
baksan Allah ın yaratma düzeninde bir kusur göremezsin.
Yedi gök nedir Kur an-ı kerim dünyalılara hitap ettiğine
göre yedi gök dünyanın üzerinde olmalıdır. Başta Ruh-ul-beyan olmak üzere
çeşitli tefsirler göklerin aralarında büyük mesafeler olmak üzere yumurtanın
sarısıyla beyazının iç içe olmaları gibi onların da iç içe oldukları, bu
nedenle de yedinci kat göğün hepsinden büyük olduğuna işaret ediyorlar. Güneş
etrafında dönerek birer çember çizen dokuz gezegenden üçüncüsü dünya olduğuna
göre dünyaya göre güneşten daha uzakta olan Jüpiter, Satürn, Üranüs, Neptün, ve
Plüton güneşin etrafında ayrı yörüngelerde yüzmektedirler. Bunların
yörüngelerine sema (gök) dersek dünyanın üzerinde altı sema olduğu ortaya çıkar
ki bu Kur an-ı kerime uymaz. Ancak günümüz astronotları henüz isminde ittifak
edemedikleri onuncu bir gezegenin bulunduğundan bahsetmektedirler. İşte bu
gezegen de aynen diğerleri gibi güneş çevresinde bir çember çizdiğine göre onun
yörüngesine yedinci kat sema diyebiliriz. Yahut yine Astronominin verdiği
bilgilere göre dünya ile Jüpiter arasında toplu halde güneşin etrafında dolaşan
küçük gezegenler vardır. İşte bunların çizdiği yörüngeye dünya itibariyle
birinci kat sema diyebiliriz. Mü minun suresinin 17. Ayetinde Biz sizin
üzerinizde yedi yol yarattık beyanı da yedi yolun yedi gök manasına geldiğini
desteklemektedir. Bu yedi kat semanın birbirine uygun bir şekilde (mutabık)
olduğunu ve bu semalarda dolaşan gezegenlerin birbirine yaklaşmadan veya
uzaklaşmadan dönüp durmaları çok büyük bir güç tarafından düzene koyulduklarını
gösterir ki o da Allah tır. İşte Yüce Allah her şeyden önce bu harika olayı
hatırlatarak kendisine olan inancımızı takviye etmek istemektedir. Nuh
suresinin 15. Ayetinde de Görmüyor musunuz Allah yedi göğü nasıl birbirine
mutabık (iç içe) yaratmıştır sorusuyla bu uyumun önemine işaret edilerek
inançlarımız takviye edilmek istenmektedir.
Mülk suresinin 4. Ayetinin sonra gözlerini tekrar tekrar
çevir bak! Gözlerin sana zelil ve yorgun olarak dönecektir mealiyle kâinat
düzeninde bir kusur bulmaya çalışanların orada bir kusur bulamayacakları gibi o
kainatın yaratıcısı olan Allah ın İnsanlar için koyduğu nizama (Kur an ve İslam
nizamına) da ne kadar bakarsa baksınlar
bir kusur ve eksiklik bulamayacakları mesajını da vermektedir.