Öncelikle annelik daha yerinde bir tabirle ‘ana’lık nedir?
Günümüzde “ana”lık tam manasıyla yerine getiriliyor mu?
Kadın gerekirse elbette çalışabilir, evine katkı sağlayabilir.
Ancak kadının öncelikli görevi evine, çocuklarına sahip çıkmak değil midir?
Öncelikle çocuklarını vatanını, milletini seven, maneviyatına sahip çıkan nesiller yetiştirmek değil midir annelerin görevi.
Elbette babaların da…
Ancak fıtrat gereği ev annelere emanettir ve evde daha fazla vakit geçirmesi gereken de annelerdir…
Örnek alınması gereken eş, anne kimdir diye sorulunca ilk akla gelen elbette Hz. Hatice annemizdir…
Maaile Dergisi’nde AİŞE KAYA GÜÇLÜ Hz. Hatice annemizi anlatırken şu satırlara yer veriyor;
“…Peygamberimizin Hatice annemize olan sevgisini şu olay en güzel şekliyle ortaya koymaktadır: Peygamberimiz fetihten sonra 15 gün Mekke'de kaldı. Kendisini misafir etmek isteyen birçok ev bulunduğu halde, Cenne'tül Mualla’da Hz. Hatice Validemizin mezarının yanı başında bir çadır kurdurup, Sevgili Hatice’sinin yanı başında kalmıştı. Kimse “Ya Resulullah! Niye burada durmak istiyorsun? Gel bizim evimizde kal” diyemedi. Herkes bildi anladı ki; fetihten önceki Hatice'yi, fetihten sonra unutmuş olmayı kendisine yakıştıramamıştı. Ne büyük ne muhteşem bir vefa.
İBN-İ HACER'İN HATİCE ANNEMİZİ TARİFİ
Meşhur hadis alimi İbn-i Hacer, hadisi şerife dayanarak diyor ki; “Kim gelirse, hangi Müslüman gelirse gelsin, diyelim ki 20 milyar insan “La ilahe İllallah Muhammedun Resulullah” dedi tamamının, yaptıkları iyi iş ve ibadetlerin, cihadın, infakın, Müslümanlığın, Allah deyişin sevabı Hz. Hatice'ye de yazılacaktır.”
Yani Nurettin Yıldız‘ın deyimiyle “Haticeleri yetiştiremedikten sonra bu ümmetin Ümmeti Muhammed diye anılmasına gerek kalmamış demektir. Toprağı kurudu ekin vermiyor demektir.” (2)
HZ. HATİCE'NİN ÖZELLİKLERİ:
• Allah'ın selamına muhatap olmuştur.
• Yıllar sonra Peygamberimizin gönlünde taptaze duran onu mest eden biridir.
• O, Resulullah'tan sonra ilk namaz kılan insandır.
• Yeryüzünün dört büyük kadınından bir tanesidir.
• Hz. Ali gibi mücahitleri yetiştirmiştir. Zübeyr Bin Avvam, Zeyd bin Sabit Onların elinde yetişmiştir.
• O bir infak kadınıydı, ilk sadaka veren kadındı. O mücahideydi.
• Vahiy ilk defa onun evindeyken gelmiştir, ilk nurlanan ev onun evidir.
• Ücreti ahirete ertelenmiş bir mücahidedir.
• Allah'ın Veli kulu, akıllı mı akıllı deha bir kadındır.
• Sabır ve sebat kavramını ilk defa kullanarak Allah'ın rızasını kazanmış en kutlu kadınların en kutlularındandır. (2)
Bugün adını her andığımızda yürekten bir “râdıyallahuanhâ” dediğimiz Hatice Annemiz, sadece bir eş, bir anne ya da zengin bir tüccar değildi. O, vahyin gelişine şahitlik eden, imanı ilk kabul eden, evini vahyin ilk durağı kılan yüce bir kadındı. O, karanlık bir çağda, en aydınlık duruşun adıdır. Servetini değil, yüreğini ortaya koydu. Evinin huzuru için değil, ümmetin dirilişi için yaşadı. Bu nedenle, Hz. Hatice’yi anmak değil, tekrar tekrar anlamak ve yaşatmak sorumluluğumuzdur. Çünkü ümmet, Hatice’lerini unuttuğunda; anneliğini, cesaretini, sadakatini ve sabrını yitirir. Ve bugün, bu ümmete yine bir Hatice’nin duası, duruşu ve irfanı gerekmektedir. Unutmayalım: Cennetin kapısını çalan ilk kadını tanımadan, o kapıdan girecek yol bulunmaz.
Selam olsun İman öcüsü Huveylid kızına…”
ŞİMDİ O GÜNCEL HABER
Mühendis adayı kadın öğrencilerin sayısı 163 bini aştı…
Kadın öğrencilerin mühendislik programlarındaki oranı 10 yılda yüzde 15 yükseldi…
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar dedi ki: “Türk mühendislerin ortaya koyduğu başarılar ülkemizin gurur kaynağıdır. Bu başarı hikayelerinde kadın mühendislerimizin katkısının her geçen gün daha da arttığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz."
Mühendislik fakültelerinde kadın öğrencilerin oranı yükselmeye devam ediyor. Son 10 yılda mühendislik programlarında öğrenim gören kadın öğrencilerin sayısı yüzde 11 artarak 163 bine yükseldi.
Mühendislik alanında kadınların görünürlüğünü artırmak ve kadın mühendislerin çalışmalarına dikkat çekmek amacıyla her yıl 23 Haziran "Uluslararası Kadın Mühendisler Günü" olarak kutlanıyor. Yükseköğretim Kurulu verileri, Türkiye'de mühendislik bölümlerinde öğrenim gören kadın öğrencilerin sayısının ve toplam öğrenciler içindeki payının son yıllarda istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu.
2016 yılında mühendislik bölümlerinde 146 bin 766 kadın öğrenci bulunurken, 2026 yılında sayı 163 bin 105’e yükseldi. Böylece son 10 yılda mühendislik programlarında okuyan kadın öğrencilerin oranında yüzde 11,1’lik bir artış oldu.
HER YIL DAHA DA ARTIYOR
Mühendislik bölümlerinde öğrenim gören kadın öğrencilerin oranında son yıllardaki artış dikkati çekiyor. 2016’da mühendislik bölümlerinde okuyan kadın öğrencilerin toplam öğrenciler içindeki payı yüzde 27,5 olarak kaydedilirken bu oran 2026’da yüzde 31,6’ya ulaştı.
Bu program türünde okuyan kadın öğrencilerin oranı 2022’de yüzde 28,1, 2023’de yüzde 28,7, 2024’te yüzde 29,7, 2025'te yüzde 30,6 olarak gerçekleşmişti. 2026'da bu oran yüzde 31,6'ya yükseldi. Buna göre mühendislik bölümlerinde öğrenim gören kadın öğrencilerin toplam öğrenciler içindeki payı son 10 yılda yüzde 15 yükseldi.
Veriler, özellikle son dört yılda kadınların mühendislik alanlarındaki oranının düzenli olarak arttığını gösterirken, 2025-2026 eğitim öğretim yılında ulaşılan yüzde 31,6'lık kadın oranı son 10 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
2025-2026 eğitim öğretim yılında toplam 516 bin 471 mühendislik öğrencisi bulunuyor.
“YÜKSEKÖĞRETİM SİSTEMİ AÇISINDAN SEVİNDİRİCİ BİR GELİŞME”
Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar, Türkiye'nin son yıllarda özellikle savunma sanayiinde elde ettiği başarıların arkasında güçlü bir yükseköğretim altyapısının bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin savunma sanayiinde görev yapan mühendislerin yüzde 98'inin Türk üniversiteleri mezunlarından oluştuğuna vurgu yapan Özvar, “Bu durum, savunma sanayiinden yapay zekaya, havacılıktan uzay teknolojilerine kadar stratejik alanlarda elde edilen başarıların arkasında Türk yükseköğretim sisteminin yetiştirdiği insan kaynağının bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır." dedi.
Mühendislik alanında kadın öğrenci sayısındaki artışın memnuniyet verici olduğunu belirten Özvar, "Savunma sanayii başta olmak üzere havacılık, uzay, yapay zeka, yazılım, enerji ve ileri teknoloji alanlarında Türk mühendislerin ortaya koyduğu başarılar ülkemizin gurur kaynağıdır. Bu başarı hikayelerinde kadın mühendislerimizin katkısının her geçen gün daha da arttığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz." ifadelerini kullandı.
Kadınların mühendislik alanlarındaki varlığının güçlenmesinin Türkiye'nin kalkınma hedefleri açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Özvar, "Kadın öğrencilerimizin mühendislik programlarına ilgisinin artması, ülkemizin nitelikli insan kaynağını daha da güçlendirmektedir. Türkiye olarak savunma sanayii başta olmak üzere tüm sektörlerde daha fazla kadın mühendisin yetişmesini, araştırma-geliştirme faaliyetlerinde yer almasını ve teknoloji üretim süreçlerine yön vermesini önemsiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Özvar, mühendislik programlarında kadın öğrenci oranının son yıllarda istikrarlı biçimde yükselmesinin yükseköğretim sistemi açısından sevindirici bir gelişme olduğunu belirterek, bu artışın önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine inandıklarını ifade etti.
***
Dediğimiz gibi mühendis olmak isteyenlerin çoğunlukla kadın olması nasıl bir gelişmedir?
Kadınlarımız da elbette mühendis olsun, olmalıdır ama bir annenin asıl görevi ve ailedeki misyonu hakkında da düşünmek gerekir diyoruz…




