Ele alacağım konuya, Millî Gazete yazarlarımızdan Sadettin İnan ın 11 Ağustos 2007 Cumartesi günü, gazetemizde yayımlanan "Kredi sorununun Türkiye ye sıçramasından korkuluyor" başlıklı haber-yorumundan bir paragrafla başlamak istiyorum:

"ABD de başlayan sonra Avrupa ya yayılan kredi sorunu, Türkiye ye sıçrar mı Şimdilik dalgalanma olarak görülen ancak krize dönüşmesinden korkulan bu durum tamamen sıcak paraya bağımlı hâle gelen Türkiye yi de yakından ilgilendiriyor. 40 milyar dolar seviyesinden 138 milyar dolar seviyesine çıkan özel sektörün dış borcu, ABD de ve Avrupa da yaşanan öncü şokları daha anlamlı hâle getiriyor. İçeride faizlerin çok yüksek olmasından dolayı dışarıdan döviz borçlanması yapan özel sektör için şimdilik kredi anlamında bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Ancak özel sektöre bu borçları verenler bir gün acaba der mi Uzmanlar bugünlerde bu sorunun cevabını arıyorlar ve döviz borçlanması konusunda herkesi temkinli olması konusunda uyarıyor "

Aslında, bu konu üzerinde durmaya, Zaman gazetesinden Sami Uslu nun 08 Ağustos Çarşamba günü yayımlanan "Mortgage krizi ve para ticareti" başlıklı yazısını okuduğumdan beri karar vermiştim. Bu çalışmamda yazarın görüşlerini italik olarak iktibas edecek, sonra değerlendirmelerimi yapacağım.

Yazıda anlatılanlar ve ABD başta olmak üzere, olmakta olanlar çok önemli. Yazar, üzerinde durulası bu önemli konuyu iyi özetleyip değerlendirmiş. Bu durumda bize de, ülkemiz ve dünya için oldukça ehemmiyet arz eden bu konuyu değerlendirmek ve sonunda çözüm önerilerimizi de yazmak kalmış. Nitekim biz de öyle yaptık.

*

Mortgage olayında iki yatırım fonu battı

Amerika nın başlıca yatırım bankalarından Bear Stearns, bir müddet evvel bünyesindeki iki mortgage yatırım fonunun iflas ettiğini açıkladı. Daha önce tam bir buçuk milyar dolarlık varlık değeri bulunan söz konusu fonların değeri şimdi sıfır noktasında.

Amerika Merkez Bankası, bir kısım Yahudilerin bankasıdır. Bu biliniyor. Banka karşılıksız kâğıt doları basmakta, piyasalara sürmekte ve bu yolla dünyayı haraca bağlamaktadır. Sözkonusu olan son iflasları da o gerçekleştirmekte, krizleri de o çıkartmaktadır.

Düşünülen veya hazırlanan plan şudur: Sermaye "dolar"ı batıracak, kendi sermayesini "euro"ya kaydıracak; bu arada dünya çapında yapacağı operasyonlarla gayrimenkullere sahip olacak.

Sömürü sermayesi ne yapıyor

-Önce halkın elindeki gayrimenkulleri ele geçirmek için kredi veriyor.

-Sonra vaktinde geri ödenemeyen kredileri bahane ederek icra ile o gayrimenkulleri ve evleri alıyor; hem de dörtte bir fiyatla alıyor.

Böylece dünyanın büyük çoğunluktaki taşınmazlar onun oluyor.

Bu operasyonlar gerçekleştirilirken, bankaların veya yatırım fonlarının iflası sömürü sermayesine herhangi bir zarar vermiyor. Çünkü, başlangıçta halkı ikna edinceye kadar yapılan reklamlarla cazibesi artırılan ipotekli konut kredileri , özellikle faizli sistem sayesinde kredi verenlere tanınan avantajlar sebebiyle, halkın elindeki evler çok düşük fiyatla sermayenin oluyor.

Önemli olan halkın malını bir şekilde ele geçirmek, ondan ötesi onlar için hiç önemli değil!

*

Global bir kriz için şartlar hazırlanmıştır

ABD mortgage piyasasındaki istikrarsızlığın nereye varacağı merak ve endişe konusu. Wall Street gazetesine göre, şayet mortgage şirketleri arasından bir-ikisi daha iflas ederse, küresel bir finansal krizin patlaması kaçınılmaz. Moody s derecelendirme kuruluşunun baş ekonomisti ise, global bir şok için tüm ön koşulların mevcut olduğunu iddia ediyor.

Global krizi veya krizleri kendileri çıkarıyorlar.

Dünya ekonomisini ellerinde tutabilmeleri için zaman zaman istedikleri alanlarda ve yerlerde krizler çıkarıyorlar. Ele alıp değerlendirdiğimiz sözkonusu yazıdan da anlaşıldığı üzere; bizzat kendi gazeteleri ve yine kendi derecelendirme ekonomistleri aracılığıyla, yine kendilerinin global bir kriz çıkaracaklarını adeta açık açık ilan ediyorlar. Bunu neden yapıyorlar Böylece kendi yandaşlarına fırsatları değerlendirmek üzere neler yapmaları ve nasıl hareket etmeleri gerektiğini haber veriyorlar. Bu arada bütün dünyaya da Biz istediğimizi yaparız haa! demiş oluyorlar.

Devamı var