İdrak ettiğimiz ve ihya etmeğe çalıştığımız Miraç Kandili
vesilesiyle hatırlatmak isterim ki tarih boyunca farklılıkları zenginlik olarak
kabul etmiş bir medeniyetin mensupları olarak birbirimize her zamankinden daha
çok hoşgörü göstermeliyiz. Birbirimizle daha çok konuşmalıyız. Birbirimizi daha
çok dinlemeliyiz. Birbirimizi daha çok anlamaya çalışmalıyız.
Bugün Mirac-ı Nebi nin sırrına vakıf olmanın yollarından
biri de ibadet ve taatimizi bu gecenin hürmetine gerçekleştirirken sağlam ve
donanımlı birer mümin olmanın yollarına vasıl olmaktır. Başkaları için ne ifade
ettiğimiz, kimi neden öfkelendirdiğimiz, kimlerin duasına muhtaç olduğumuz,
kimlerin şerrinden ALLAH Teâlâ ya sığınmamız gerektiği konusunda alnımızı
secdelerden kaldırmadan kendimizi sorgulamamız gerekmektedir.
Bu yüzden biz Müslümanlar Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin
büyük tarihî yolculuğunun bu yıldönümünde bunun utancı ve ıztırabı içindeyiz.
Zira Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimizin Miracının ilk durağı temel mekanı bugün
ağyarın elinde, yıllardır karanlık içindedir.
Kudüs, tarihin ünlü şehirlerinden biridir. Yeryüzünde
ALLAH Teâlâ ya ibadet maksadı ile inşa edilen mabetlerin ilki Mekke-i
Mükerreme deki Kabe, ikincisi de Kudüs deki Mescid-i Aksa dır. Mescid-i Aksa,
Hz. Musa (A.S.)dan Hz. İsa (A.S.)a kadar pek çok peygamberin toplandığı yerdir.
İnsanlığa ilahî nurlar getiren, vahy-i ilahînin en önemli menzillerinden birisi
de Kudüs ve Mescid-i Aksa olmuştur. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa
(S.A.V.) Efendimizin miracında ilk durağı da Mescid-i Aksa dır. Kabe ve
Mescid-i Aksa, Mirac-ı peygamberinin arzımızdaki mihveri, başlangıcı ve
sonudur. Bu büyük manevî olay, Mekke-i Mükerreme den, Mescid-i Haram dan
başlatılmış, Kudüs ve Mescid-i Aksa, bu tarihî ve dinî yolculuğun uğrak yeri
olmuştur.
Kur an-ı Kerîm de Miraç olayı anlatılırken; Mescid-i
Aksa nın mübarek kılındığı belirtilen etrafı, Kudüs ve çevresidir. ALLAH Teâlâ
bu mıntıkayı dinî ve manevî bakımdan şereflendirmiş, maddî yönden de bağlar,
bahçeler ve nehirlerle bereketlendirmiştir. Mescid-i Aksa, hem Müslümanlar, hem
de Yahudi ve Hıristiyanlarca mukaddes beldelerden sayılır. Dinimizde Mekke ve
Medine-i Münevvere den sonra üçüncü kutsal şehirdir. Kabe, yüce ALLAH
tarafından kıble olarak tayin edilmeden önce Müslümanlar namazlarını Mescid-i
Aksa ya yönelerek kılarlardı. Ebû Hureyre (R.A.) den rivayete göre Hz.
Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
Namaz kılmak ve ibadet etmek arzusu ve daha fazla sevap
kazanmak maksadıyla ancak şu üç mescide yolculuk yapılabilir. Bunlar: Mekke-i
Mükerreme deki Mescid-i Haram, Medine-i Münevvere deki Mescid-i Resûl yani
Hz.Peygamber (S.A.V.) efendimizin Mescidi, Kudüs deki Mescid-i Aksa.
Cabir b. Abdullah
(R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
Mescidülharam da kılınan bir namaz yüz bin namaz
kıymetindedir. Benim mescidimde kılınan bir namaz bin namaz kıymetindedir.
Beytülmakdis yani Mescid-i aksa da kılınan bir namaz beş yüz namaz
kıymetindedir. buyurmuşlar ve Mescid-i
Aksa nın, Müslümanlık nazarındaki manevî makamını tayin etmiştir. Abdullah b.
Amr (R.A.) den rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
Süleyman b. Davûd (A.S.) ALLAH Teâlâ dan üç dilekte
bulunmuştur. ALLAH Teâlâ da O na ikisini ihsan buyurmuş, üçüncüsünü de ihsan
buyuracağını ümit etmekteyim. Süleyman (A.S.) ALLAH Teâlâ dan:
1- Kendisinden
sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat verilmesini istemiş,
ALLAH Teâlâ da O na bunu ihsan buyurmuştur.
2- ALLAH Teâlâ nın
emrine uygun bir adalet dağıtımı gücünün bahşedilmesini istemiş, ALLAH Teâlâ da
O na bunu ihsan buyurmuştur.
3- Yalnız namaz kılmak gayesiyle Mescid-i Aksa ya gelenlerin,
analarından doğdukları gün gibi günahsız olmalarını istemiş, üçüncü isteğinin
de mazharı kabul olmasını ümit ederim buyurmuşlar ve Mescid-i Aksa da kılınacak namazlarla ALLAH Teâlâ ya
yaklaşan ve O ndan affını dileyen kulların affedilmelerini sevgili Hz.Peygamber
(S.A.V.) Efendimiz de Mevlasından talep etmiştir.