Mescid-i Aksa’nın neresi olduğuna dair bir soru sorulduğunda, alınan cevaplar Müslümanların bugünkü durumunu yansıtan türden ne yazık ki; birçoğu “benim cevabım doğru” ısrarıyla geri kalan bütün cevapların bilgisizce olduğunu vurgulama derdinde!..
Mescid-i Aksa’nın neresi olduğu konusunda bile ittifak edemeyen Müslümanlar geri kalan konularda nasıl bir araya gelecekler!..
Hâlbuki Mescid-i Aksa yeryüzüne inşa edilmiş ikinci yapı –Hz. Âdem’in yeryüzüne inşa ettiği ilk mescit Kabe’dir. Hz Âdem, Kâbe’den 40 yıl sonra Mescid-i Aksa’yı inşa etmiştir. Bunu Peygamberimiz Efendimiz’in (sav) hadislerinden öğreniyoruz – olarak insanlığın ilk yıllarından itibaren kadim şehir Kudüs’te duruyor ve alanı belli…
Hz Ömer, Kudüs’ü fethettiğinde, Haçlıların çöplük olarak kullandığı Mescid-i Aksa’nın sınırlarını Hz Âdem’in inşa ettiği şekliyle yeniden belirlemiş ve temizliğine – ki bu alan 144 dönümlük (144 bin m2) bir alandır – cübbesini kullanarak katılmıştır… Sonraki yıllarda ise Emeviler, Eyyubiler ve Osmanlı Mescid-i Aksa’nın korunması ve sürekli canlı kalması noktasında gerek surlarını muhkem hale getirerek, gerekse içine yeni eserler yaparak günümüze kadar gelmesine vesile olmuşlardır… Allah, Mescid-i Aksa’ya hizmet eden herkesten razı olsun…
Mescid-i Aksa, içinde 200 civarında eser ve zeytin ağaçlarının da bulunduğu 144 dönümlük surlarla çevrili geniş bir alanın tamamının adıdır…
Mescid-i Aksa’nın içinde, bugün birçok Müslümanın “işte Mescid-i Aksa bu” dediği ve fakat Emeviler’in inşa ettiği sarı kubbeli yer olan Kubbet’üs Sahra da bulunuyor, bir kısım Müslümanın “hayır Mescid-i Aksa kurşun kubbeli mescittir” dediği Kıble Mescidi de bulunuyor. Bu mescitlerin haricinde Burak Mescidi, Kadim Mescit ve Mervan Mescidi diye üç ayrı kapalı alan daha mescit olarak hizmet vermekte… Geri kalan açık alanın büyük bir kısmı ise zeytin ağaçlarından oluşuyor
Mesci-i Aksa külliyesi içinde, Nurettin Zengi’nin yaptığı, Selahattin Eyyubi’nin Kıble Mescidi’ne yerleştirdiği ve fakat Yahudilerin 1967’de yaktığı minberin de bulunduğu İslami eserlerin sergilendiği bir yapı daha mevcuttur. Bunların haricinde açık alana kurulu çok sayıda mihrap vardır ve yazın gece serinliğinde Müslümanlar bu mihrapların kurulu olduğu açık alanlarda namazlarını eda etmeyi tercih ediyorlar. Bu mihraplar ve daha başka sütunlar Osmanlı eseridir. Mescid-i Aksa’nın surları son olarak Kanuni Sultan Süleyman tarafından onarılmış ve muhkem hale getirilmiştir…
Toplam 15 kapısı bulunan Mescid-i Aksa’nın kapılarından beşi Selahattin Eyyubi tarafından güvenlik nedeniyle kapatılmış… Geri kalan 10 kapıdan 9’unun kontrolü Müslümanlarda. Burak Duvarı tarafında –ki Mescid-i Aksa’ya dair yapılan en vahim hatalardan biri de Burak Duvarı ile ilgilidir… Ne yazık ki Yahudiler işgal ettikleri bu bölgeyi Ağlama Duvarı olarak kullanmaya başladılar ve Müslümanlar da Burak Duvarı yerine Yahudilerin diliyle konuşarak onlara hizmet etmektedirler!..– bulunan Megaribe Kapısı ise Yahudiler tarafından işgal edilmiştir… Yahudiler bu kapıyı kullanarak Mescid-i Aksa’ya baskınlar düzenliyor ve mabedi kirletiyorlar…
Ez cümle;
Mescid-i Aksa’nın içinde bulunan hiçbir yapı tek başına Mescid-i Aksa değil, her biri Aksa’nın içinde bulunan bir parçadır ve bu yapıların tamamı Emeviler döneminden itibaren Mescid-i Aksa’ya hizmet edenler tarafından yapılmıştır…