Perakende şirketlerinde kârlılığı yalnızca satış miktarı belirlemiyor. Ürünün ne kadar süre stokta kaldığı, doğru mağazaya gönderilip gönderilmediği ve fiyat değişimlerine ne kadar hızlı yanıt verildiği de finansal sonucu etkiliyor.
Gülaylar’ın açıkladığı teknoloji dönüşümü bu üç alana odaklanıyor. Şirket; talep tahmini, dinamik fiyatlama, kişiselleştirilmiş ürün önerileri ve otomatik stok optimizasyonu için veri ve yapay zekâ sistemlerinden yararlanmayı hedefliyor.

İlhan Gülay kimdir?

Mehmet İlhan Gülay, ticari geçmişi 1926 yılına uzanan Gülaylar ailesinin üçüncü kuşak temsilcilerinden biridir.

Kamuoyunda İlhan Gülay adıyla bilinen iş insanı, Gülaylar Group bünyesindeki görevlerinin yanında WAM Asset Management İcra Kurulu Başkan Yardımcısı olarak perakende gayrimenkulü alanında da çalışmalar yürütüyor.

Gülay’ın son dönem açıklamalarında iki konu öne çıkıyor:

  • Mücevher perakendesinin veriyle yönetilmesi
  • Fiziksel mağazaların yeni ekonomik işlevler kazanması

Bu yaklaşım, Gülaylar’ın teknoloji yatırımını yalnızca e-ticaret veya dijital pazarlama çalışması olarak görmediğini gösteriyor.

Gülaylar neden veri odaklı bir modele geçiyor?

Gülaylar’ın bir milyonu aşan kayıtlı müşterisinden oluşan veri tabanı, şirketin yeni iş modelinin temelini oluşturuyor.

Şirket bu verilerle geçmiş satışların yanında müşteri tercihlerini, satın alma davranışlarını ve talep değişimlerini analiz etmeyi amaçlıyor. Elde edilen sonuçların ürün geliştirme, fiyatlama, stok dağılımı ve müşteri önerilerinde kullanılması planlanıyor.

İlhan Gülay, şirketin yeni konumunu şu sözlerle açıklıyor:

“Gülaylar artık bir mücevher şirketi değil; veri, yazılım ve ticaretin kesişiminde konumlanan bir teknoloji şirketidir.”

Bu tanım, şirketin mücevher faaliyetlerinden çıktığı anlamına gelmiyor. Gülaylar, mücevher üretimi ve satışını teknoloji destekli bir operasyon modeliyle yönetmeyi hedefliyor.

Gülay’ın “Artık tahmin değil, algoritma konuşuyor” açıklaması da karar alma yöntemindeki değişime işaret ediyor. Şirket, yöneticilerin sektörel deneyimini müşteri ve satış verileriyle desteklemeyi planlıyor.

Teknoloji yatırımının ekonomik karşılığı: Stok verimliliği

Mücevher sektöründe stok, yüksek miktarda sermayenin ürüne bağlanması anlamına geliyor. Ürünün satılmadan mağazada veya depoda beklemesi, şirketin aynı kaynağı başka alanlarda kullanmasını engelliyor.

Talebin yanlış hesaplanması iki sonuç doğuruyor:

  1. Fazla ürün üretildiğinde veya satın alındığında stok maliyeti yükseliyor.
  2. Talep gören ürün doğru mağazada bulunmadığında satış fırsatı kaybediliyor.

Gülaylar’ın otomatik stok optimizasyonu sistemi, ürünlerin satış performansına ve müşteri talebine göre dağıtılmasını hedefliyor. Şirket, yapay zekâ destekli uygulamalarla stok maliyetini düşürmeyi ve satış dönüşümünü artırmayı amaçlıyor.

Modelin ekonomik başarısı, kullanılan yazılım sayısından çok stokta bağlı sermayeyi ne ölçüde azalttığıyla değerlendirilecek.

Talep tahmini ne sağlıyor?

Mücevher talebi yıl boyunca aynı seviyede kalmıyor. Düğün dönemi, nişan sezonu, yıl dönümleri ve hediye alışverişleri ürün gruplarına yönelik talebi değiştirebiliyor.

Talep tahmini sistemi şu sorulara veriyle yanıt vermeyi amaçlıyor:

  • Hangi ürün grubu daha fazla talep görecek?
  • Talep hangi dönemde artacak?
  • Ürün hangi mağazada bulunmalı?
  • Hangi stoklar başka satış noktalarına aktarılmalı?
  • Hangi ürünlerin yeniden üretilmesi gerekiyor?

Bu sistem doğru çalıştığında şirketin fazla stok taşıma ve satış fırsatı kaçırma riskini azaltabilir. Bu, kaynaklarda açıklanan sistemden çıkarılan ekonomik bir değerlendirmedir.

Dinamik fiyatlama ne anlama geliyor?

Mücevher fiyatları altın, döviz, işçilik ve ürün talebindeki değişimlerden etkileniyor. Maliyetlerin hızlı değiştiği bir ortamda fiyatların geç güncellenmesi kâr marjını azaltabiliyor.

Gülaylar’ın entegre teknoloji altyapısında fiyatlama süreçlerinin gerçek zamanlı verilerle yönetilmesi planlanıyor. Dinamik fiyatlama, şirketin maliyet ve talep değişimlerine daha hızlı yanıt vermesini amaçlıyor.

Dinamik fiyatlama yalnızca ürün fiyatını artırmak anlamına gelmiyor. Sistem şu kararları da destekleyebilir:

  • Talebi zayıflayan ürünlerde fiyat aksiyonu alınması
  • Maliyet değişimlerinin ürün bazında değerlendirilmesi
  • Kampanyaların stok durumuna göre planlanması
  • Ürün gruplarının kârlılığının ayrı ayrı izlenmesi

Bu modelin sonucu, fiyatlama sisteminin satış ve stok verileriyle ne kadar doğru çalıştığına bağlı olacak.

Fiziksel mağazanın ekonomik işlevi değişiyor

Gülaylar’ın dönüşümünde fiziksel mağaza ile online satış kanalı birbirine rakip iki yapı olarak görülmüyor.

“Phygital” olarak adlandırılan modelde müşteri alışverişe dijital ortamda başlayıp mağazada devam edebiliyor. Mağazada incelediği ürünü daha sonra internetten satın alabiliyor veya online siparişini fiziksel noktadan teslim alabiliyor.

Bu yapıda mağazanın işlevleri genişliyor:

  • Ürünün fiziksel olarak incelenmesini sağlamak
  • Müşteriyle doğrudan temas kurmak
  • Online satışları desteklemek
  • Teslimat ve satış sonrası hizmet sunmak
  • Müşteri davranışları hakkında veri üretmek

Gülaylar’ın açıklamasına göre fiziksel mağazalar yalnızca satış noktaları değil, müşteri deneyimi ve veri merkezleri olarak konumlandırılıyor.

Bu yaklaşım mağaza performansının değerlendirilmesini de değiştiriyor. Fiziksel alanın katkısı yalnızca kasadan geçen satışla değil, online satışa, müşteri sadakatine ve veri üretimine sağladığı katkıyla da ölçülüyor.

Perakende gayrimenkulünde deneyim yatırımı

İlhan Gülay’ın veri odaklı yaklaşımı Gülaylar’ın mücevher operasyonlarıyla sınırlı değil. WAM Asset Management tarafından yönetilen perakende projelerinde de fiziksel alanların işlevi yeniden tanımlanıyor.

Meydan İstanbul’daki yeni nesil Zara mağazası yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda Zara Woman, Zara Man ve Zara Kids koleksiyonlarını bir araya getiriyor. Mağaza, Zara’nın yeni konseptinin Türkiye’deki ilk uygulamalarından biri olarak tanımlanıyor.

Meydan İstanbul’da açılan Sephora mağazası 800 metrekarelik alana ve 10 binden fazla ürün çeşidine sahip. Açılış gününde binden fazla ziyaretçinin mağaza önünde kuyruk oluşturduğu belirtiliyor.

City’s Nişantaşı’ndaki Lululemon mağazası ise spor giyim satışının yanında wellness etkinlikleri ve topluluk buluşmaları sunan bir konseptle hazırlandı.

Bu yatırımların ortak noktası mağaza büyüklüğü değil. Markalar, fiziksel mağazayı ürün satışıyla birlikte deneyim, etkinlik ve müşteri etkileşimi sunan bir alana dönüştürüyor.

Flagship mağazaların ekonomik etkisi

Büyük metrekareli flagship mağazalar yüksek yatırım ve işletme maliyeti taşıyor. Buna karşılık bu mağazalar markaya ürün satışı dışında görünürlük, müşteri verisi ve fiziksel deneyim sağlıyor.

Alışveriş merkezleri açısından ise güçlü bir flagship mağaza şu etkileri yaratabilir:

  • Ziyaretçi trafiğini artırmak
  • Ziyaret süresini uzatmak
  • Diğer mağazaların satış potansiyelini desteklemek
  • Merkezin marka karmasını güçlendirmek
  • Yeni kiracıların yatırım kararlarını etkilemek

İlhan Gülay’ın açıklamalarında global markayı merkeze getirmek kadar mağazaya gerçek talep oluşturmak da önemli bir ölçüt olarak öne çıkıyor. Sephora açılışındaki ziyaretçi yoğunluğu bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Gülaylar’ın dönüşümünde başarı nasıl ölçülecek?

Gülaylar’ın teknoloji modelinin sonuçları dört temel gösterge üzerinden değerlendirilebilir:

  • Stokta bağlı sermayenin azalması
  • Satış dönüşüm oranının yükselmesi
  • Müşteri başına gelirin artması
  • Fiyatlama ve stok kararlarının hızlanması

Şirketin açıkladığı hedefler de stok maliyetlerinin düşürülmesi, satış dönüşümünün artırılması ve müşteri değerinin yükseltilmesi üzerinde yoğunlaşıyor.

İlhan Gülay’ın ortaya koyduğu model, teknoloji kullanımını doğrudan operasyonel ve finansal sonuçlarla ilişkilendiriyor.

Gülaylar’ın yaklaşık 100 yıllık geçmişi, şirkete marka bilinirliği ve sektör deneyimi sağlıyor. Yeni dönemin belirleyici unsuru ise bu birikimin veri, yazılım ve yapay zekâ sistemlerine ne ölçüde aktarılabildiği olacak.

Kaynak: www.timeturk.com