Son dönemlerde camilerimizde okunan Cuma hutbeleri oldukça ses getirmeye başladı!

Bir kesim “Diyanet her şeye karışıyor” diye feryat ederken, bir kesim de hutbelerin sadece Diyanet Radyo’da değil, TRT’de de yayınlanmasını talep ediyor.

Cuma günleri okunan hutbelerin böyle ses getiriyor olması bizim açımızdan memnuniyet verici bir gelişme!

Suya sabuna dokunmayan sıradan hutbeler yerine bir Müslüman’ın nasıl yaşaması gerektiğine dair yapılan uyarıları elbette çok faydalı buluyoruz.

Cuma hutbelerinde bazen kılık kıyafetlerimizin nasıl olması gerektiği anlatılıyor.

Bazen tatil anlayışı üzerinde duruluyor.

Söz konusu hutbelerde özellikle İslam dininin koyduğu kurallar hatırlatılıyor.

Evet, bu hutbeler kimilerinin nasırlarına basıyor olabilir ama kimilerinin de gönüllerini fethediyor.

Ve hutbelerin sadece cami cemaati tarafından değil, ülke genelinde herkes tarafından dinlenmesinin çok daha yararlı olacağı dile getiriliyor. Cuma hutbeleri, sadece Diyanet Radyo tarafından yayınlanıyor.

Ancak Diyanet Radyo’nun ulaşabildiği dinleyici kitlesi ile TRT’nin ulaştığı dinleyici kitlesi kuşkusuz kıyas kabul etmez.

Müslüman olarak nasıl yaşamamız, nasıl giyinmemiz ve nasıl yiyip içmemiz gerektiğini elbette sahih kaynaklardan öğrenmek zorundayız.

Cuma hutbelerinde de bu yapılıyor.

Yani dinimiz neyi emrediyorsa o anlatılıyor.

Anlatılanların daha geniş kitlelere ulaşması için hutbelerinin TRT tarafından yayınlanmasının çok faydalı olacağı aşikâr!

Bu konuda “Diyanet her şeyimize karışıyor” diye ortalığı velveleye verenlerin etkisinde kalınmamalıdır.

Bu arkadaşlara hutbelerde anlatılanların bir ya da birkaç kişinin fikri olmadığı, doğrudan doğruya dinin emri olduğu hatırlatılmalıdır.

Ve bu dini emirlerin sahih kaynaklar aracılığı ile vatandaşlara aktarılmaya çalışıldığı anlatılmalıdır.