İkizlerin maçı Fransa’nın...

Dünya Kupası’nın ilk yarı final oyunundan Fransa, tipik bir İngiliz kafa golü ile Belçika’yı 1-0 yenerek finale adını yazdırdı. Peki, bu maçın en çok ilgi çeken yanı ne idi? Hiç tartışmasız, adeta birbirinin kopyası gibi oynayan iki takımın tempolu, zaman zaman topa sahip olarak dinlenme gibi özellikleri taşımalarıydı.

Önce finalin ilk ayağından söz edelim. Didier Deschamps, yani Dünya Kupası’nın ilk kazanan Fransa’nın takım kaptanı, şimdinin teknik patronu öyle bir orta saha kurmuş ki, aman aman... Kante isimli müthiş bir ön libero var. Bu isim turnuvanın bir numaralı ön liberosudur. Pogba ve Umtiti de bu futbolcunun sağ ve soludur. Bu üçlü maçın her anında pozisyon değiştirerek hem savunmalarına yardımcı oluyorlar, hem de öndekilere... Kaleci Lloris ise hem kaptan olarak, hem de hakiki kaleci olarak öne çıkıyor. Savunmanın hiç bir gün ve hiç bir maç dörtlüden değişerek üçlüye geçtiği görülmedi. Bu da Fransa’nın, Brezilya’nın 1990’da kazandığı kupanın ardından model olarak sunduğu dörtlü alan savunmasına geçişidir. O Brezilya’nın hocası Carlos Alberto Pereira Fenerbahçe’yi de çalıştırmış ve bize de bu model onun sayesinde girmiştir. Finale çıkan bu Fransa’nın Giraud yerine bir daha hareketli son adamı olsaydı forvetinde, daha da fazla gol atarak karşımıza çıkardı. Bu Giraud’un tek marifeti, duran topların hepsinde savunmasının içine girmesidir. Griezmann’ın yukarıdaki orta alana kendini göstererek sık sık top alarak rahatlatması da bir başka özellik... Mbappe’nin kenara alınması da rakibin dikkatinin kenarlara çekilerek sahanın genişletilmesi anlamı taşıyor.

Belçika mı? Çok kişinin gizli favorisi idi. Bu yolda kafa yoranlarını da yanıltmadılar dersek yeridir. Belçika’nın bence en ciddi eksiği veya yanlışı, savunmasını üçlü olarak kurmasıdır. Bu yüzden de iki kenar adamı ağır mesai yapmak zorunda kalıyor. Yük paylaşımı açısından da Fellaini denen etkili orta alan-forvet sık sık sol kenara bağlı olarak oynuyor. Hatta hatta Eden Hazard’ın da fiziksel gücünü bu yüzden boş yere harcadığı da ortadadır. Lukaku denen uç adamı ikili bir ön libero sisteminden önde oynayan bir üçüncü ile iş birliği yaparsa Belçika çok şey kazanmaz mı? Örneğin bu isin Witsel olmaz mı? Yine de Belçika bundan böyle temel çalışmalarına aynen devam ettiği takdirde hem Avrupa Futbol Şampiyonası için, hem de gelecek Dünya Kupası için yine favoriler arasında gösterilir.

Yazıyı noktalarken bir anıyı kısaca aktarayım... Aykut Kocaman İstanbulspor teknik direktörü iken şöyle bir görüş ortaya koymuştu: “Üçlü savunma oynatmak bir insanlık suçudur. Ortanın iki kenar adamına 100 metreyi devamlı kullanma görevi başka ne anlama gelir ki? İşte bu suçun azaltılması gereğinden Belçika da oyun formatını sıkça arızaya uğratabiliyor.”                                                                                                          

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Kemal Belgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Seçim barajı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?