İşverenin, sözleşmede yer almadıkça her ücret kalemine asgari ücret zammı yapma zorunluluğu olmadığını belirten mahkeme, diğer taraftan işçinin kazanılmış haklarının korunması için devrim niteliğinde bir hesaplama yöntemi getirdi. Emekli olan bir işçinin açtığı davanın sonucu, sadece davacıyı değil, benzer durumdaki tüm çalışanları ilgilendiren emsal bir kurala dönüştü.
Maaşlarda "Asgari Ücret" Endeksi Hatalı Bulundu
Yargıtay, ücret farkı hesaplamalarında bugüne kadar kullanılan "asgari ücret artış katsayısı" formülünü reddetti. İşverenlerin "asgari ücrete göre zam yaptık, diğer kalemleri boş verin" şeklindeki savunmalarını çürüten bu karar, işçinin emeğinin değerini korumayı hedefliyor. Mahkeme, "işçinin aldığı yan hakkın, o tarihteki brüt maaşına oranı" üzerinden bir hesaplama yapılmasını zorunlu tutarak, işçinin maaş skalasındaki yerinin korunmasını sağladı. Örneğin; işe başladığı yıl brüt maaşının %20'si kadar ikramiye alan bir işçinin, emekli olduğu tarihte de brüt maaşının %20'sini ikramiye olarak alması gerektiği prensibi kabul edildi.

"Sadeleştirme" Adı Altında Hak Gaspına Dur Denildi
Birçok iş yerinde uygulanan ve "bordro yönetimi" adı altında sunulan sistemlerde, yan hakların sabitlenmesi veya erimesi artık mümkün olmayacak. İşçinin, maaşının bir kısmını "diğer" adı altında bordrolaştırıp, ardından bu kaleme yıllarca zam yapmamak artık hukuken "kazanılmış hak ihlali" olarak görülecek. Yargıtay, işçinin bu yapı değişikliğine imza atmış olmasının, söz konusu kalemin erimesine rıza gösterdiği anlamına gelmeyeceğini net bir dille ifade etti. Bu durum, özellikle taşeron sisteminden devrolan veya şirket içi devir yaşayan çalışanlar için ciddi bir tazminat farkı doğuracak.
İşçiler İçin Yol Haritası: Haklarınızı Nasıl Alabilirsiniz?
Yargıtay'ın bu kararı sonrasında, bordrosunda yıllardır artış yapılmayan ek ödeme kalemleri olan çalışanların atması gereken adımlar da belirginleşti. İş sözleşmelerinde zam oranına dair bir madde bulunmayan işçiler, öncelikle geçmişe dönük 5 yıllık zaman aşımını göz önünde bulundurarak bir hesaplama yaptırmalı. Eğer bordrolarda "diğer" kalemine yansıyan tutarların yıllar içerisinde reel olarak eridiği tespit edilirse, bu durum iş mahkemelerinde dava konusu yapılabilecek. Yargı süreci, işçinin sözleşme başlangıcındaki ücret yapısını ve o dönemki yan hakların brüt maaşa oranını kanıtlamasına dayanacak. Bu gelişme, iş dünyasında bordro kalemlerinin daha şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiği bir dönemi başlatıyor.




