Okuduğunuz lisede bine yakın öğrenci varmış. Eğitim

sistemimiz müflis, işe yaramaz, John Ahmed Bey’in devr-i daim makinası gibi

acayip bir şey olduğundan öğrenciler buğday gibi öğütülüyor, perişan ediliyor.

Sizin devrenizden bir kişinin doğru dürüst eğitim

alacağını düşünerek hareket edelim. Söylemeye hacet yok, o bir kişi sizsiniz.

Peki, nasıl yetişeceksiniz Kemalist rejimin, Tevhidî

eğitime taban tabana zıt olan Tevhid-i tedrisat sistemi sizin doğru inançlı,

yüksek kültürlü, ahlaklı, faziletli, sanat ve estetik boyutuna sahip bir Türkiyeli

olarak yetişmenizi istemez. Binaenaleyh sizin resmi eğitime paralel, alternatif

bir eğitim görmeniz gerekir.

Birinci madde: Mutlaka bin yıllık Osmanlıca yazıyı ve

lisanı öğreneceksiniz. Bunları öğrenmek muhal veya mümteni, olmayacak işler

değildir. Azim ve sabırla öğrenebilirsiniz.

İki: İyi düşünebilmek için Türk edebiyatını çok iyi

bilmeniz gerekir. Bugünkü liselerdeki edebiyat dersleri gülünç denecek kadar

sığ ve yozdur, bir aldatmacadan ibarettir. Fuzuli, Şeyh Galip divanlarını

yanlışsız okuyup anlayacak derecede edebi Türkçe’ye vakıf olmalısınız.

Üç: Kendinizi kurtaracak kadar İslam kültürüne vakıf

olmalısınız. Müslümanları bölmek, parçalamak, birbirine düşürmek için bir sürü

İslamcılık cereyanı çıkarttılar. Bunların hiçbirine kapılmamalı ve katılmamalısınız,

aksi takdirde ne kendinizi yetiştirebilirsiniz, ne de İslam’a ve Türkiye’ye

hizmet edebilirsiniz, sadece bir mıncıklayıcı olursunuz.

Dört: Yüksek ahlak ve karakter terbiyesi almalısınız.

Lafla çok kolay, hayata geçirilmesi çok zor bir iş…

Beş: Geleneksel İslamî sanatlardan birini öğrenmeye

başlayınız. Bu sanat dalı sizin için bir kapı, yeni bir boyut olacaktır.

Anne ve babanızın “Oğlum veya kızım doktor olsun,

mühendis olsun, bilgisayarcı olsun… ileride parlak bir kariyer yapsın… bol para

kazansın… dünya nimetlerinden payı çok olsun… lüks ve konfor…” gibi

temennilerine kulak asmayınız. İyi insan, iyi Müslüman, iyi vatandaş olmaya

bakınız… İslam’a gerçekten hizmet edebilecek vasıflara, ilme, irfana, kültüre

sahip olunuz… Bugünkü yaldızlı hizmet edebiyatına kapılmayınız. Zamanımızda

hizmet diye yapılan şeylerin bazısı hezimettir de, zavallıların haberi yok.

Bağımsız bir Müslüman olunuz, cemaatçilik holiganlığı

çukuruna düşmeyiniz.

Benim size bir faydam dokunur mu, bilmiyorum. Yukarıda

saydığım bilgileri, hasletleri size Allah rızası için öğretecek, kazandıracak

kimseler arayın, bu zatlar sizden şahısları için bir şey beklemesinler ve

istemesinler. Hele hizip, fırka, grup, cemaat, tarikat militanlığı yapmasınlar.

Unutmayın okuduğunuz liseden İslam’a, Türkiye halkına,

insanlığa, ülkeye, devlete (rejime ve düzene değil) gerçekten hizmet edebilecek

dört başı mâmur sadece bir kişi yetişecektir ve o da sizsiniz, buna göre

hazırlanınız.

“İkinci yazı”

Doğruları Tekrarlamak

Bu yazım, hayırlı ve doğru bir cemaat içinde yine hayırlı

hizmetler yapan, ümmet şuuruna sahip olan cemaatli kardeşimizi hedef

almamaktadır. Cemaatçilik yapan, holigan, militan, fanatik=bağnaz kardeşimize

bir uyarıdır.

Siz günde bin kez cemaat, cemaat, cemaat diyorsunuz;

sonra kalkmış bendenizi “Hep aynı şeyleri yazıyorsun, bıktık yeter artık!” diye

azarlıyorsunuz. Siz cemaat, cemaat, cemaat derken bendeniz ÜMMET, ÜMMET, ÜMMET…

BİRLİK, BİRLİK, BİRLİK diye tekrarlayıp duruyorum.

İyi inançlar, düşünceler, konular, teklifler, çareler,

çözümler bir kere söylenmekle amaca ulaşılmaz. Bunların bıktırmayacak,

usandırmayacak bir tarz ve üslup ile tekrarlanmaları gerekir.

Bugün Türkiyemizin ezici çoğunluğu Müslümandır ama

ağırlıkları yoktur. Çünkü düşmanlarımız, kâfirler, münafıklar, kriptolar,

emperyalistler, sömürgeciler, onların iş birlikçileri Müslümanları bölmüşler,

parçalamışlar; olumlu çeşitlilikler içinde tek bir ümmet olmaktan çıkartıp

ortaya bir İslam Protestanlığı mozaiği koymuşlardır. Mozaik dediğime bakmayınız,

bizim mozaiğin parçaları yerli yerinde bir tablo değil; yerde öbek öbek renkli

taş yığınlarıdır.

Müslümanların tek bir ümmet olmamaları çok büyük bir

günah ve noksanlıktır. Kur’an,  Sünnet ve

Şeriat bütün mü’minlerin tek bir ümmet olduğunu söylüyor; biz ise İslamcılık,

hizip, fırka, sekt, cemaat protestanlığı gayyasına düşmüşüz.

Ümmet olamayan Müslümanlar o’cular, bu’cular, şu’cular,

mu’cular, filancalar, falancalar diye hadsiz hesapsız, birbirinden kopuk

gruplara ayrılmış.

Bunca Müslüman var, bunların bir genel başkanı, İmam-i

kebiri, Emîri yok.

Bütün cemaatler, parçalar, gruplar para topluyor,

Müslümanların bir genel bütçesi yok.

Her parça kendi yayın organını çıkartıyor, ümmetin büyük

yayın organı yok.

Üniter bir yapı ve hiyerarşi yok.

Emperyalistlerin teşvik ve kışkırtmasıyla oluşan

İslamcılık cereyanları bütün gücümüzü boşa harcatıyor… Türkiye’de on altı bin

tek kimlikli Musevi vatandaşımız var, terazinin bir kefesine onları öbür

kefesine on altı milyon Protestanlaşmış İslamcıları koyun; iktisat, finans,

ticaret faaliyetlerinde Yahudiler ağır basıyor.

İslamcı protestanlar reform, değişim, yenilik,

mezhepsizlik, telfik-i mezahip, Kur’an Müslümanlığı bayraklarını kaldırmışlar,

ehl-i Sünneti yıkmaya çalışıyorlar.

Yazıyı uzatmayayım. Bendeniz Müslümanları, çeşitlilik

içinde tek bir ümmet olmaya, tek bir İmam-ı kebire biat ve itaat etmeye,

İslam’ı mıncıklama hareket ve teşebbüslerine muhalif olmaya, re’y ve heva ile

Kur’an tefsiri yapmamaya, İslam’ın ikinci kaynağı olan Sünnet’e değer verip ona

temessük etmeye, Şeriatın değer ve hükümlerine bağlı kalmaya davet ediyorum ve

bunları sık sık tekrarlıyorum.

Cemaatçi  (cemaatli

değil) kardeşimiz günde defalarca cemaat, cemaat, cemaat diyecek. Bendeniz

ÜMMET, İMAM-I KEBİR, BİRLİK, BERABERLİK, EHL-İ SÜNNET, deyince “eee hep aynı

şeyleri tekrar ediyorsun…” olacak.

İmana, İslam’a, Kur’ana, Şeriata, Ümmete, Hilafete, İslam

ahlakına hizmet eden bütün hayırlı, olumlu, kucaklayıcı, birleştirici

cemaatleri destekliyorum ve benimsiyorum. Kendilerine teşekkür ve minnetlerimi

sunuyorum. Onlar ecirlerini mahlukattan değil Haliq’tan isterler.

Hürmet ve selamlarımla.

07.02.2013