Liderlerin sokaktaki vatandaştan biraz olsun farklı olması gerekmez mi Farklılıktan bahsederken vatandaşa tepeden baksınlar, kendilerini Kaf Dağı nda görsünler istiyor değilim.. Onların lider olmak hasebiyle vatandaştan daha fazla sorumluluğu olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sadece liderler değil tüm halka mal olmuş sanatçısından tüm siyaset adamlarına kadar herkes oturup kalkmalarına ve özellikle de konuşmalarına dikkat etmek zorundadırlar. Onlar her hal ve tavırları ile iyi örnek oluşturmak durumundadırlar. Üzülerek belirtmek zorundayım ki topluma iyi örnek olması gerekenler giderek kalite kaybediyor. Genellikle ayaküstü akıllarına estiği gibi konuşmayı marifet sayan siyaset erbabı öylesine laflar ediyor ki insan şaşırıp kalıyor.. Kimi zaman belli bir muhatap hedef alınırken çoğu zaman hedef tam tarif edilmeden söylenen sözlerin günlerce muhatabı bulunmaya çalışılıyor. Bu arada sözlerin ne anlama geldiği tartışılıyor. Kısacası herkesin Türkçe konuştuğu bir ülkede liderlerin sözlerini Türkçeden Türkçeye çevirmeye meraklı kişiler ortaya çıkıyor.
Liderlerin bilerek ya da bazen farkına varmadan ettikleri laflar sürekli olarak gerilimi tırmandırıyor. Belli ki bazı liderler gerilimden yararlanmaya çalışıyorlar. Halkın oyları ile iktidar olamayanlar gerilim sonucu muhtemel bir olağanüstü durumdan yararlanmanın hesabı içindeler.
Buna karşılık halkın oyları ile iktidar olanlar da ayaküstü ettikleri laflarla gerilimin tırmanmasına katkı sağlıyorlar. Bir bakıma halkın iktidar yapmadıklarına hizmet etmiş oluyorlar. Bu söylediklerimizi ispatlamak için sadece 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı sürecinde Meclis te söylenen ve yaşananlar ile Meclis dışındaki söz ve davranışları hatırlamak yeterlidir.
Söz gelimi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün yemek davetine CHP Genel Başkanı Baykal ın katılmayışını anlamak mümkün olabilir mi Hadi diyelim ki kendisine göre bir takım gerekçeleri var ve Cumhurbaşkanı Gül ün davetine icabet etmedi ve bir kebapçıda birkaç muhtar ile yemek yemeyi tercih etti. Peki muhtarlarla yediği yemeğin samimi ve içten, Cumhurbaşkanı Gül ün yemeğini ve katılanları samimiyetsiz bulma hakkını nereden alıyor Sayın Baykal kendisini samimiyetin ölçüsü ve miheng taşı olarak mı görüyor Eğer öyle ise belli ki milletin büyük bir bölümü CHP ye oy vermeyerek Baykal ın samimiyetine inanmadığını göstermiş olmuyor mu Muhtarları onore etmek için kendinden başka tüm siyasi parti liderlerini devletin üst yönetimini samimiyetsizlikle suçlamanın adı siyaset olabilir mi Öyle inanıyorum ki bu sözler Baykal ın asıl maksadını aşmıştır. Ancak, gerilimi tırmandırmayı siyasetinin esası haline getiren bir liderin böylesine maksadını aşan lafları sıkça tekrarlaması kaçınılmaz oluyor.
Hele bir de kurultay münasebetiyle hazırlanan afişlerde din dahil her şeye CHP nin sahip çıkması, kendi dışında kalan siyasi partileri yok saymasını Baykal ın millete izah etmesi mümkün olmaz. Bu millet inancı gereği başını örtenlerin okuma hürriyetinin elinden alınmasına Baykal ın verdiği desteği bilmiyor mu Bir başka ifade ile o afişler sempati değil, antipati doğurur. Bunu anlamak için kendi yuvalarından başlarını biraz dışarı çıkartıp halka kulak vermeleri yeterlidir.
Bu arada Başbakan Erdoğan ın "Ayaklar baş olunca" şeklinde başlayıp devam eden cümlesi de bize göre maksadını aşan bir sözdür. Yapılan açıklamalarla Başbakan ın sendikacıları kastetmediği söylenerek konu izaha çalışılsa da "Peki kimi kastetti " sorusu cevapsız kalıyor. Bu arada belli ki Başbakan Erdoğan, 1 Mayıs ın Emek Bayramı ve tatil olması teklifine de çok kızmış. Bu teklifin Başbakan dan habersiz verildiğini düşünmemiştim. Acaba, Başbakan dan habersiz bir milletvekilinin verdiği teklifin muhalefetten de destek bulmuş olması öfkesinin esas sebebi midir Sebep her ne olursa olsun ülke yönetimini ellerinde bulunduranların ayak üstü akıllarına geldiği gibi konuşmaları doğru değildir. Çünkü, ayaküstü edilen laflar söyleyenleri altında bırakabilir. Maksadını aşan sözlerin teviline çalışıldıkça işler daha da karışır. Bu ise sadece gerilimde yarar görenlerin işine yarar.
Millet dalaşma değil, meselelerine çözüm bekliyor. Lafla peynir gemisinin yürümediğini millet çok iyi biliyor. Liderler, varsa meselelere buldukları çözümlerini millete anlatsınlar. Çünkü millet ağız dalaşından bıktı.