Haftalardır büyük
acılarla kıvranıyoruz. Dünyanın dört bir yanından feryatlar işitiyoruz. Bu
haftaki yazımızı değişik bir noktaya çekmek istiyoruz.
Domino taşı gibi birbirinin bir nevi kopyası olan
süreçten, devrim sonrası Libya dan bahsetmek, daha doğrusu sade bir turist
gözüyle gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Aslında son yaşananları görünce yeni
bir sömürü ülkesi tanımlaması yeterli olacaktır sanıyorum. Çöl ve petrol
ülkesi, bir milyon hafızın ülkesi Libya...
Uçakta yanıma oturan Türk işadamından Kaddafi sonrası
Libya yla ilgili bilgi almaya çalışarak, Ülkede durum nasıl diye sordum.
Baraj, kampus, konut ve daha bir sürü ihaleden bahsederek, Çok büyük işler
var, ama şimdilik askıda! dedi. Oğulları şımarmasa, Kaddafi devrilmezdi.
Milletin canına tak etti diye eklemeyi ihmal etmedi. Belli ki Kaddafi nin
yıkılışını ülke için bir kayıp görüyordu.
Adı Libya yla özdeşleşen çadır ı, nerdeyse Trablus un
hiçbir yerinde göremezsiniz. Çadırın sembolik anlamı var. Uluslararası Ticaret
Fuarı nın ana girişine vitrin süsü olarak Diyarbakır karpuzu gibi bir çadır
monte edilmiş. Bizim gibi saf turistler de yanında fotoğraf çektiriyor.
Başkentin telaşlı ortamında herkesin bir anlamsız
koşuşturmaca içinde olduğu görülüyor. Delik deşik binaların arasından ilerlerken
eski başkanlık sarayına yakın bölgede yer alan devrik lider Muammer Kaddafi
taraftarlarının oturduğu mahallelerde ölüm sessizliği hâkim. Belli ki içlerine
kapanmış korkuyla kötü şeyler daha açık söyleyelim bir saldırı korkusu
yaşıyorlar.
Libya da yabancı sermaye yatırımları turistik alanda göze
çarpıyor. Ülkenin sanayi ve kalkınması adına pek hareket olmasa da konut, yol
gibi inşaatlar göze çarpıyor. Gözlemlerimize göre diyebiliriz ki ülkenin
kalkınması/sanayisi adına yapılan şey distribütör/ithalatçı firmaların depo
inşaatları görülüyor.
Yeni yeni monte edilen billboardlarda iki konu dikkat
çekiyor. Biri boy boy Türk dizilerinin reklâm afişleri ki; rezalet ve
kepazeliğin haddi hesabı yok. Otele döndüğümde televizyon ekranında Osmanlı
padişahlarının gerçek hayatı bu dizide anonsunu görünce afişlerin etkisini ve
ne demek istediğini(!) anladım.
Diğeri ise, değişik meslek mensuplarının fotoğrafı
altında ben oyumu kullanacağım afişi
var. Halk, sandığa oy kullanmaya teşvik ediliyor.
Albay Muammer Kaddafi nin 27 hektar genişliğindeki
başkanlık sarayı NATO bombardımanıyla yerle bir edilmiş. Koca alanda taş
üstünde taş kalmamış. En katı muhalifler bile NATO vurdu diye utanarak
söylüyor. Sarayın altında bulunan tünelden şehrin her yanına yollar açılıyor.
Tünel, onar km. uzunluğunda şehrin dört bir yanına uzandığı ve uzunluğunun 30
km. olduğu söyleniyor. Başkanlık sarayı üzerinde tek bir kulübe de dâhil bir
şey bırakılmadan bombalanmış. Saray, tam bir moloz yığını olarak duruyor, belli
ki ibret olsun diye yeni yönetim öylece bırakmış.
Trablus ta şehir meydanının adı Yeşil Meydan ken
devrimden sonra Şehitler Meydanı olarak ismi değiştirilmiş. Şehrin en büyük
alanında Ahmet Paşa Meydanı ve tarihi eski çarşı en canlı alış veriş merkezi
olarak göze çarpıyor. Yeşil Meydan da asılı Kaddafi telifi yeşil kitap yerle
bir olmuş.
Devrimle birlikte Libya da ne değişti sorusunu ise,
haftaya Perşembe ye cevaplayalım inşallah.