Gerçek konular tartışılmasın diye tartışılan her şey
örtüdür ve gizlediği ne ise yakında ortaya çıkacaktır. 50 yıl laiklik üzerinden
baskı kurmak isteyen zihniyet yerini, 50 yıl daha yönetebilmek için laikliğe
nasıl saldırırım anlayışına bırakacaksa bu: kayıp 100 yıl demektir. Asıl mesele
şu: laiklik anayasaya konduğu yıllarda herkes Cuma namazına giderken, laikliği
anayasadan kaldıralım denilen yıllarda çoğunluk Cuma namazına gitmiyor!
Laiklik sorunu, tanımlamadan çok uygulamadan
kaynaklanıyorsa; laikliğin değil, onun eski uygulayıcılarının, sorunun asıl
kaynağı olduğunu ortaya koyması icap ediyor. Böyle bir takip mekanizması var
mı Bırakın takip mekanizmasını, dönemin başbakanıyla Mısır ziyaretinde yapılan
röportajın başlığı Laiklikten korkmayın olması düşündürücü değil mi! Dindar
anayasa dan bahsedenler önce bu dinden, dinin sahibinden korkmalıdırlar! Eğer
biraz korkuları olsa idi AB-Türkiye müzakerelerde 72 faslın sonuna gelinemezdi.
Dinini rahatlıkla yaşamak isteyen halk, neden kişilere ya
da kurumlara mecbur ediliyor İnanmak bir tercih ise, bu tercih öncesi sağlıklı
bir bilgilendirme yapılması gerekirken neden insanımız zihinsel bölünme ve
duygusal kopuş yaşıyor Neden itiraz eden de etmeyen de kendini akışa teslim
etmiş durumda! Çünkü kuramsal buhran ve düşünsel inkişaf yaşamadan konforlu bir
ortamda İslamcılığa devam edilmek isteniyor. Yaşanan sayısız kirliliğe,
yolsuzluk ve istismara karşı tutum geliştirmeyen bir görüşün korunması daha
büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.
Tarihimizin içini boşaltan miş gibi yapma hali,
istikbalin de içini boşaltıyor. Basit tartışmalardan kurtulamayan, tarafgirliği
aşamayan İslami hareketler, ülkedeki yapısal değişim ve toplumsal dönüşüm
sürecinin gerisinde kalıyor. Gelinen noktada biriken sorunlar ise, Diyanet
İşleri ni aşan boyutlara sürükleniyor. Olan oluyor ama her şeye hâkimmiş gibi
bir görüntü veriliyor olması insanları sahih dinden uzaklaştırıyor, değerlerin
yitirilmesini tetikliyor. Değerlerin kaynağını teşkil eden manevî yaklaşımların
toplumsal hayatımızın hemen her karesinden uzaklaş(tırıl)ması karşısında
yetkili ve sorumlu kişi ve kurumların sessiz kalması, laiklik tartışmaları ile
örtülemez!
Müslüman bir ülkedeyiz, neden anayasa Allah ismi ile
başlamadı şeklindeki soruya biz Allah ile başlattık ama konsey kaldırdı
diye cevap verilen bir ülkede laiklik ile ilgili yapılan her açıklama kişinin
kendi görüşü dür. Laiklik tartışmaları kişisel görüşleri aşarak, farklı
inançların bir arada yaşamasının anayasal teminatı olacaksa, mevcut anayasanın
ilk dört maddesi tartışmaya açılmalıdır. Yeni anayasada yer alacak ya da yer
alması engellenecek her ne ise; sosyal adalet ve sosyal sorumluluk şuurunu
beslemedikçe sadece kargalar beslenmiş olacaktır! Bu açıdan laiklik tasmasının
da, laiklik taslamanın da kimseye faydası yoktur, olmayacaktır.