Bir kez daha anladık ki, kutuplaştırma, ötekileştirme,
hisleri derinleştirme, körükleme ve düşman edebiyatı, her zaman siyasi
partilerin ekmek kapısı olarak çok işe yarıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan,
bundan önceki seçimlerde yaptığı gibi, bu seçimlerde de kendisine yel
değirmenleriyle savaşacak bir alan açtı, insanların zihinlerini dönüştürmek,
biçimlemek ve partisine oy devşirebilmek için farklı bir algı oluşturdu. Bu
algı, Biz gelmezsek, CHP gelir Biz olmazsak, her şey tu kaka olur Bizim
olmadığımız bir iktidarda sizleri öcüler yer şeklinde, mesnetsiz, dayanaksız
ve siyaset şablonuyla taban tabana zıt bir algıydı. Maalesef, siyaset algısı
demokrasinin çok partili döneme ulaştığı DP ve CHP döneminden beri, doğru
dürüst biçimde olgunlaşmamış, siyaset yelpazesindeki farklı partilerin bu
ülkeye yapacakları/yaptıkları kazanımları çözümleme yeteneği elinden alınmış
kitleler ise, oluşturulan bu atmosfere inanarak, seçimlerde, Ya o, ya bu
tercihine zorlandılar. Bu bir yerel seçimdi Ama dikkatinizi çektiyse, AKP bu
seçimi tamamen genel seçim atmosferine büründürdü. Başbakan 50 nin üzerinde
miting yaptı Bu mitinglerin hiç birisinde o bölgenin belediye başkanının
konuştuğuna şahit oldunuz mu Başbakan nereye giderse gitsin, kendisi konuştu
Kendisi üzerinden oluşturulan bir siyaset savaşının cephelerini açtı Yerel
seçimler tamamen kendi amacından saptırılmış oldu
Ben, İstanbul da yaşıyorum Benim seçeceğim belediye
başkanının, öncelikle bu kentin en önemli sorunu olan trafik meselesini kökten
çözebilmesi gerektiğine inanıyorum. Göstermelik metrobüs projeleriyle, benim
kullanmadığım akslerin tamamen dışında kalan Marmaray la, bu işin çözülmesi
mümkün değil. O halde, bu meseleyi kökten çözecek bir belediye başkanının
işbaşına gelmesi ve İstanbul u rahatlatması lazım. Yeni dönemde belediyeden bu
problemin çözülmesini beklemek hakkım değil mi
Ben İstanbul da yaşıyorum Tarih boyunca bu kente tevarüs
etmiş tüm güzellikler, tarihsel siluetler benim gözüm gibi korumam gereken
değerler. Benim belediye başkanım da, bu kentin tarihsel mirasını canından aziz
bilerek koruyacak, kollayacak ve yarınlara ulaştırmak için özel çaba sarf
edecek. Oysa Cumhuriyet tarihi boyunca ilk defa bu belediye döneminde,
Süleymaniye, Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı nın içinde bulunduğu tarihi
İstanbul silueti, yanlış imar politikaları sebebiyle taa derinden hançerlendi.
Zeytinburnu ndan yükselen devasa gökdelenler, İstanbul un kartpostallık
görüntülerini, tarihsel mirasını rezil ve kepaze etti. İstanbul un belediye
başkanı, kapitalist hevesleri uğruna, bu şehrin tarihsel mirasını ortadan
kaldırmamalı
Çok yakından izleyeceğiz Bu dönemde Zeytinburnu ndan bu
şehrin tarihsel kalbine hançer gibi saplanan bu görüntülerin temizlenip
temizlenmeyeceğini, bu binaların tıraşlanıp tıraşlanmayacağını çok yakından
izleyeceğiz.
Adımız gibi eminiz ki, Türkiye nin birçok noktasında da,
ideolojik saplantılar dolayısıyla yerel yönetimlere hiç de hak etmeyen insanlar
oturdu.
Ama şehirleri içinde kurması ve şehirleri yüreklerinde
yaşaması gereken insanların, önümüzdeki süreçte, Ah vah etmemesi en büyük
dileğimiz. Çünkü bu şehrin sokakları bizim, caddeleri bizim, bulvarları bizim,
yolları bizim
Belediyeler ise, bu caddelerde, bu sokaklarda, bu
yollarda, bizim hizmetkârımız olmaktan öte bir anlam taşımıyor.
Önemli olan, bu şehri sevmek
Şehirlerini sevenler, şehirde yaşayanlara daha fazla
hizmet ederler!