ABD ve AB nin Türkiye ye bakışları ve ülkemiz üzerindeki hedef ve niyetlerinin gizli bir tarafı kalmadı. Kalmadı ama Türkiye nin resmi politikalarının gerek ABD gerek AB ile ilişkileri ve yaklaşımı arsız aşık psikolojisinin bir yansıması gibi görünüyor. Böyle bir tavır ise ülkemizi emperyalizmin bir oyuncağı haline getiriyor. Elbette ABD ve AB nin Türkiye üzerindeki planlarını ve hedeflerini bile bile birlikte yürümeye devam etmeyi uşaklık, bu politikaları uygulayanları hain ilan edip işin içinden çıkmak işin kolay yanıdır. Bu bakımdan kestirmeden bir takım nitelendirmelerden ziyade işin perde arkasını bilmek gerekir. Bu arada, sık sık "Borç alan emir de alır" gibi bilinen bir gerçeği tekrarlayarak ABD ve AB yi izaha çalışmak bu bağımlılığı, gidilen yanlış yolu mazur göstermeyeceği gibi bir gerçeği tekrarlayarak vicdanlarını rahatlatmaları da pek mümkün olmaz.
Söylenen söz doğrudur... Artık borçlu ülkeler ister istemez alacaklıları karşısında güçsüz ve zayıf kalıyorlar ve onların istedikleri çizgiye mecbur oluyorlar. Bu doğru tesbitin arkasından bir başka tespitin gündeme taşınması gerekmez mi Yani borç batağından kurtulup, ekonomik bağımsızlıkla birlikte siyasi bağımsızlığa da kavuşmayı sağlayıcı teklif sunmadan tespitin doğru yapılması ne işe yarar Yıllardan beri bir işe yaramadığı görüldü.
Ancak, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) da Çarşamba günü E. Kur. Albay Ömer Lütfi Taşçıoğlu nun verdiği "ABD ve AB Kıskacında Türkiye" konulu konferansını dinlerken tüm sorularıma cevap bulmuş olmam sebebiyle mutlu oldum. Elbette konuşmacı ile ABD ve AB konusunda düşüncemizdeki paralellik benim için konferansı daha da etkili kıldı. Konuşmacı çok ciddi bir araştırma sonucu ABD nin Müslüman ülkelere ve özellikle de Türkiye ye yönelik planlarını ortaya koyması ve ardından da konferansını sadece bir durum tespiti ile bitirmeyip Türkiye nin neler yapması hususundaki tekliflerini sıralaması pek çok konuşmacının tercih ettiği sadece tespitleri sıralamakla yetinmek gibi bir kolaycılığa sapmaması geceyi çok daha yararlı hale getirdi.
Gerek konferansı dinlerken gerek ardından birtakım sorular arka arkaya gelmeye başladı. Söz gelimi konuşmacının söylediklerinin yani bu ülke üzerindeki ABD ve AB nin emellerini bu ülkeyi yönetenlerin de bilmesi gerekmez mi Biliyorlarsa niçin ülkemizin parçalanmasını hedef alan planlara karşı kayıtsız kalınıyor, hatta yardımcı olunuyor Sömürgeci güçlerin planlarını bu ülkeyi yönetenlerin ve kendileri entelektüel ilan eden çevrelerin bilmiyor olması düşünülemez ama bilmiyorlarsa o zamanda bu konularda ahkam kesmeye devam etmeleri düşündürücü değil mi
Söz gelimi yıllarca bu topluma küreselleşme ve globalleşmeyi sevimli kavramlar gibi takdim edenler işin başında bu kavramların cazibesine kendilerini kaptırmış olabilirler ancak bugün için biraz düşünen herkes bu kavramların ne anlama geldiğini bilir, bilmesi gerekir. Söz gelimi bugün küreselleşmenin toplumları bir merkezden dönüştürme ve sömürgeleştirme projesi olduğunu, çağdaş sömürgecilerin ve siyonistlerin hedeflerine ulaşmak için kullandıklarını bilmeyen kaldı mı Bu kavramları kullanarak sömürgecileri şirin gösterme gayreti sömürgecilerle işbirliği anlamına gelmez mi
Bilerek veya bilmeyerek ya da teslim olmaktan ve birlikte hareket etmekten başka çare kalmadığına samimiyetle inanmaktan kaynaklansın küreselleşmenin önemli bir parçası olan Büyük Ortadoğu Projesine destek vermenin ABD emperyalizminin canavarlaşmasına ve özellikle de Siyonistlerin hedeflerine hizmet anlamına geldiğini bilerek başta Türkiye olmak üzere tüm İslam dünyasının karşı planlar hazırlaması gerekiyor. Bu yapılmadığı takdirde İslam ülkelerinde bir takım farklılıklar körüklenerek birbirine düşürülmesi, yeni çatışmaların gündeme gelmesi ihtimali giderek güçleniyor.
Bu noktada ülkesinin içinde buluduğu duruma ilgi, olumsuzluklar karşısında üzüntü duyanların E. Kur. Albay Ömer Lütfi Taşçıoğlu nun başta "ABD nin Küreselliştirme Politikaları" olmak üzere yayınlanmış 10 u aşkın eserini tavsiye ediyorum.Okuduğum "ABD nin Küreselleştirme Politikaları" kitabından çok yararlandım.