İslamcılar yeni bir küresel çile dönemine girdiler.
Zaten hiç çıkmadılar ki! Küresel giyotin yine başlarına uzanıyor. Hem İslami
hareketlere hem de İslami liderlere. Buna dair en çarpıcı misal Libya dan.
Sözgelimi Libya nın geleceğine dair iki kesim çekişme halinde. Bu iki
hareketten birisi darbeci cenahı temsil eden Keramet Hareketi. Bunların başında
da Halife Hafter geliyor. Hafter in müttefiki olduğu Mahmut Cibril gibiler de
aynı koalisyonun diğer ortakları. Bunların bütün derdi İslamcıları tenkil etmek,
geriletmek. Banlar Zintan (Ebu Ka ka, Saika gibi) milisleriyle birlikte darbeci
olmalarına rağmen uluslararası camia tarafından kayrılıyor ve gözetiliyorlar.
Batı diğer kampı veya İslamcıları parya olarak görüyor ve öyle muamele ediyor.
Daha önce Mısrata Devrimcileri olarak bilinen Fecri Libya (Libya nın Aydınlığı)
hareketine yönelik bir karalama ve onun ötesinde kovuşturma kampanyası
düzenliyorlar. Hafter in komuta ettiği Keramet Hareketi darbe sürecini
yürütürken Fecr-i Libya (Libya nın Sabahı) 17 Şubat süreci olarak da anılan
devrimci çizgiye sadakatini sürdürüyor. İki kanadın çekişmesi sonucu şimdi
Libya da iki meclis, iki hükümet ve iki merkez oluşmuş durumda. İslami kesimler
Trablus ta üslenirken darbeciler merkezlerini Tobruk a aldılar. Yeni teşekkül
eden meclis Trablus ve Bingazi ye pas geçerek faaliyet merkezini Tobruk a
çekti. Onun ötesinde uluslararası müdahale çağrısında bulundu. Böyle bir meclis
ve Abdullah Sini hükümeti yabancıları hiç rahatsız etmezken İslamcılara karşı
siyasi hacr ve boykot uygulanıyor.
*
Batılılar işbirlikçi ve darbeci meclisi himaye ediyorlar
ve onu meşru olarak tanıma eğilimi içine giriyorlar. Libya ile alakalı olarak
Madrid de yapılan bir uluslararası toplantıda Libya da paralel yapıların veya
hükümetin veya meclisin tanınmaması çağrısı yapıldı. Bundan kastettikleri açık
bir biçimde Fecr-i Libya ve İslamcı Ömer Hasi hükümetidir. Darbeciler ve Batı
dünyası bir bütün olarak İslamcıların altındaki halıyı çekmeye çalışıyor.
Hâlbuki Libya da İslamcılar, alınlarının akıyla ve bileklerinin hakkıyla sahada
da kazandılar. Sahada askeri olarak üstünlük sağlayınca meseleyi uluslararası
müdahale zeminine çekmeye çalışıyorlar. Bu zeminde liberal veya laik güçler
meşru addedilirken İslamcılar parya veya gayri meşru sayılıyor. Darbecilerle
yabancı müdahaleciler paslaşıyor. Bu baptan olmak üzere Libya Müftüsü Sadık el
Garyani ve Fecri Libya kuvvetlerine karşı BM andının yedinci maddesi
işletiliyor. Libya Müftüsü dik duran nadir âlimlerden birisi. Onun susturmaya
matuf olarak BM bile devreye giriyor. Vecdi Guneym hakkında İngiltere nin
vermiş olduğu kararın bir benzerini BM Libya Müftüsü Sadık el Garyani hakkında
veriyor. Kışkırtma ve öldürmeye teşvik! Onu şiddet ve öldürmeye teşvik ve
kışkırtma iddiasıyla yedinci madde kapsamına alıyorlar. Mal varlığı
donduruluyor ve kendisine seyahat yasağı getiriliyor. Her alanda hakkında
kısıtlamalara gidiliyor. Sadece doğruyu söylediği için. Doğru da dokuz köyden
kovuluyor.
*
Yedinci madde kapsamına dünyayı ateşe veren Bush, Obama,
Putin gibiler alınmazken vurun abalıya misali Sadık el Garyani gibiler
alınıyor. Sadık el Garyani sözde Tobruk Meclisinin yabancı müdahale çağrısına
karşı çıktığından dolayı Abdullah Sini hükümeti yani gerçek paralel hükümet
Müftüyü azletmeyi tasarlıyor. Tobruk Meclisi ve Hükümeti Müftü Sadık el
Garyani nin Libya halkı arasında fitne tohumları ektiğini ve biçtiğini ileri
sürüyor. Görüldüğü gibi sadece İslami hareketler değil, aynı zamanda müstakil
İslami şahsiyetler de topun ağzında. İsrail ile birlikte Batı ittifakı küresel bir
düzenleme yapmak istiyor. İslamcıların boyunlarını küresel giyotinde görmek
istiyor. Ne diyelim: Allah kerim. La havle vela kuvvete illa billah!