Geçtiğimiz hafta içinde müziğimizin taçsız kralı Orhan Gencebay la müzik, sanat ve hayata dair keyifli bir sohbet yaptık Eminiz bu sohbeti dikkatle okudunuz. Orhan Gencebay, sanatçı kimliğini kısa yoldan elde etmiş bir isim değil. Donanımlı, altyapısı sağlam, Türk Halk, Türk Sanat, Türk Tasavvuf Müziği ni araştırarak öğrenmiş, çok iyi bilen ve bilgiye meraklı bir sanatçı. Röportajımızda, tarihe de meraklı olduğunu ve bugünlerde tarih kitapları okuduğunu ifade etti. Ve Türklerin tarihine doğru dürüst sahip çıkamadığına dair çok önemli tesbitler yaptı. Gencebay ın, "İstanbul un fethini bile anlatamıyoruz. İstanbul un Fethi ile ilgili bir film çekemiyoruz. Fatih Sultan Mehmet i tanıtamıyoruz" çok doğruydu.

Hollywood, batı medeniyetinin tüm unsurlarını ve içi boş, kof, değersiz kültürel unsurları sürekli üzerimize boca ediyor. Batı medeniyeti, kendi tarihine ve kültürüne ait şeyleri, allem kallem ederek edebiyatla, müzikle, sinemayla pazarlamasını biliyor. Biz ise, tarihimize ait değerleri, yok saymak ve görmezden gelmek için uğraşıyoruz. Batı, en basit tarihi olaylarını, pırıltılı bir biçimde, sinemanın görsel vuruculuğuna yaslanarak önümüze getirirken, biz ise tarihe yön vermiş olaylarımızı kullanamıyoruz, kullanmıyoruz.

Robin Hood, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Kırmızı Başlıklı Kız Çocuklarımız bu kahramanlarla büyüyor. Nasrettin Hoca yı, Keloğlan ı, Karagöz ve Hacivat ı doğru dürüst anlatamıyoruz, sinemaya aktaramıyoruz. Önceki günlerde iki kanalda birden yayınlanan Keloğlan Karaprense Karşı ve Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü filmlerini izlediniz Müthiş prodüksiyon harcamalarıyla çekilen bu filmler, kendi tarihimize ve kendi kahramanlarımıza ne kadar yabancı olduğumuzu açıkça ortaya koydu. Milyonlarca izleyici gibi biz de, gerek senaryosuyla, gerek kahramanların inandırıcılığıyla bu filmleri izledikten sonra tam anlamıyla hayal kırıklığına uğradık. Bize öyle geliyor ki, Keloğlan Kara Prense Karşı filmlerini yazanlar, hayatlarında hiç Keloğlan Masalı okumamışlar. Karagöz Hacivat Neden Öldürüldü filmi ise, tarih, zaman ve senaryo kurgusuyla tam anlamıyla fecaatti. Temaşa sanatının en büyük iki kahramanı olan Hacivat ve Karagöz, Osmanlı nın ikinci padişahı olan Orhan Bey döneminde yaşayan, sanki Yunan mitolojisinden esinlenmiş sahne oyuncusu gibi takdim ediliyorlardı.

Aşk, entrika, aksiyon, bilim kurgu türünde tonlarca film çekilen Hollywood, son dönemde müthiş bir senaryo bunalımına düşmüş durumda. Konu yok Senaristler ve yönetmenler, herşeyin iciğini cıcığını çıkardılar. İşte bu noktadan itibaren, Türk sinemacılarının dünyaya yön verecek bir atılım içine girme şansları doğmuştur. Çünkü, Türk tarihi, savaşları, kahramanları senaristler, yapımcılar ve yönetmenler için hiç işlenmemiş bakir bir alan oluşturmaktadır. Malazgirt Savaşı, İstanbul un Fethi Her birisi ayrı değer olan Padişah ların hayatı Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı Batılıları her seferinde bozguna uğrattığımız savaşlar Mel Gibson, İskoçya nın bağımsızlık mücadelesini işlediği Cesur Yürek filmiyle, "Kahramanlık Filmlerinin" ne kadar başarılı olabileceğini gösterdi. Truva filmi karşımızda canlı bir örnek Peki bizim sinemacılarımız, neden bunalım filmleriyle seyirciyi kandırmanın derdindeler

Topyekün bir kültür harekatı için neyi bekliyoruz