Baba filmlerinin unutulmaz yönetmeni Francis Ford Coppola Karşısında Cinemania adlı sinema tanıtım programının sunucusu hanımefendi Hanımefendi soruyor, "Türk şaraplarını tattınız mı " Coppola, "Hayır tadamadım Şimdi değil, daha sonra" Muhabbetin Türk sinemasına bağlanmasını bekliyoruz ama, nafile Türk kültürüyle ilgili bir şeyler söylenmesini bekliyoruz ama, boşuna Hanımefendi, Türk kültürüyle ilgili, Coppola ya şunları söylüyor: "Türkiş Kebap, Türkiş Rakı "
İşte bir kültür programında bile Türk kültürünün uluslar arası çapta şöhret sahibi olan bir yönetmene yansıtılma biçimi. "Şarap içtiniz mi Kebap, Rakı "
Bu kadar basit mi bu işler Bu mu bizim uluslar arası arenada insanların zihinlerinde oluşturacağımız algı boyutu Bu mu Bize ait değerleri neden beynelmilel arenada daha doğru dürüst bir mecrada tanıtamıyoruz Neden böyle basit algılara ve tanımların içine sıkıştırıyoruz Nedeni çok basit
Dar alanda kısa paslaşmalar yapıyoruz Kendi kendimizi avutuyoruz Kendi kültürel değerlerimizi yansıtmaktan daha çok, kısır çekişmeler etrafında dönüp dolaşıyoruz. Francis Ford Coppola nın kafasında bir kültürel değer algısı oluşturacak hiçbir uluslar arası eserimiz yok. Ve dönüyoruz, dolaşıyoruz, "Kebap, rakı" muhabbetine işi vuruyoruz. Oysa, bizim tarihimiz, kültürel değerlerimiz, efsanelerimiz, kahramanlarımız Francis Ford Coppola gibi bir yönetmenin dudaklarını uçuklatacak zenginliğe sahiptir. Coppola, bizim tarihimizi bilse, kahramanlarımızı yedinci sanat sinemaya aktarmaya kalkışsa, ömrü yetmez bu işleri becermeye. Ama ne hazindir ki, uluslar arası arenada bize ait değerlerin festivallerde yarıştığı, gişe rekorları kırdığı bir ürünümüz maalesef yoktur.
Yıllardır, bir "Yol" tutturmuş gidiyoruz Avuntumuz bu
Ha, bir de son dönemde Oscar adaylığına layık görülen Yaşamın Kıyısında. O da neyi ve kimi anlatıyor belli değil! Coppola, İtalya nın derin devletini, devlet içinde devlet mücadelesini anlattığı "Baba" ile ödülleri sildi, süpürdü. Siz, kendi ülkenizin yakın tarihini bile anlatan doğru dürüst bir eser ortaya koyabildiniz mi Geçtiğimiz günlerde galiba TRT 2 ekranlarında yayınlanan bir filme göz atayım dedim Aman Allah ım bu ne işkence, bu ne ıstırap Filmin adı, "Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu" İzledikçe adamın içi kararıyor İzledikçe, insanın ruhu bunalıyor
Bizim kendimize ait bir sinema anlayışımız var mı mesela Uluslar arası arenada hemen hemen her ülkenin yönetmenlerinin kendilerine ait bir tarzı vardır, üslubu vardır, anlatış biçimi vardır. Bizim, "Bu film Türk sinemasını yansıtır" diyebileceğimiz bir üslubumuz var mıdır Görüntü yönetmenliğinde, montajda, kurguda, işleyişte bir Türk sineması tarzı var mıdır
Mesela, Bollywood bir üsluptur Peki, bizim üslubumuz nedir
Yaşamın kıyısında mı Ötesinde mi Berisinde mi