Ev sahibi olmakta zorlanan vatandaş, yüksek kira bedelleri karşısında da nefes almakta zorlanıyor. Konut fiyatları enflasyondan arındırıldığında gerilerken, yeni ev arayan vatandaşın karşısına çıkan kira bedelleri düşmüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Temmuz 2026 verileri de bu tabloyu ortaya koyuyor. Konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak yüzde 25 artarken, enflasyondan arındırıldığında yüzde 5,1 geriledi. Buna karşılık Yeni Kiracı Kira Endeksi yıllık yüzde 28,4 yükseldi. Özellikle büyükşehirlerde ev almakta zorlanan vatandaş, kiralık konut piyasasında da yüksek bedellerle karşı karşıya kalıyor.

İSTANBUL’DA KİRACI DAHA FAZLA ZORLANIYOR

Konut ve kira fiyatları arasındaki ayrışma özellikle İstanbul’da dikkat çekiyor. Temmuz ayında İstanbul’da konut fiyatları yıllık yüzde 27,7 artarken, yeni kiracı kira bedellerindeki yıllık artış yüzde 32,4 oldu. Böylece İstanbul’da yeni kiracının karşılaştığı kira artışı, konut fiyatlarındaki yıllık artışı geride bıraktı. Üstelik konut fiyatlarındaki artışın enflasyonun altında kalması, ev arayan vatandaş açısından doğrudan bir rahatlama anlamına gelmiyor. Çünkü evini değiştirmek zorunda kalan vatandaş, eski kira bedelinden değil, piyasadaki güncel kira fiyatından etkileniyor. İş, eğitim, tayin veya ailevi nedenlerle yeni bir eve çıkmak zorunda kalan vatandaş için hesap her geçen gün daha da zorlaşıyor.

ANKARA’DA DA KİRA ARTIŞI KONUT FİYATINI AŞTI

Başkent Ankara’da da benzer bir tablo ortaya çıktı. TCMB verilerine göre Ankara’da konut fiyatları yıllık yüzde 26,6 arttı. Yeni Kiracı Kira Endeksi’ndeki yıllık artış ise yüzde 28,6 oldu. Ankara’da konut fiyatları Temmuz ayında aylık yüzde 2,2 yükselirken, yeni kiracı kiraları da yüzde 2,2 arttı. Konut satın alma gücü bulunmayan vatandaş açısından kiralık konut piyasası zorunlu bir alternatif olurken, gelirine uygun bir ev bulmak da giderek güçleşiyor.

Özellikle dar ve sabit gelirli vatandaşlar açısından kira, aylık bütçenin en ağır kalemlerinden biri olmaya devam ediyor.

İZMİR’DE KONUT FİYATLARI GERİLEDİ

İzmir’de ise konut fiyatları ile yeni kiracı kiraları farklı bir seyir izledi. Temmuz ayında İzmir’de konut fiyatları aylık bazda yüzde 0,5 geriledi. Yeni Kiracı Kira Endeksi yıllık yüzde 26,3 artarken, aylık bazda ise yüzde 1,8 geriledi.

Bu tablo, konut satış fiyatları ile yeni kiracı kiralarının kısa vadede aynı yönde hareket etmek zorunda olmadığını gösteriyor. Vatandaş açısından ise asıl mesele, konut fiyatındaki değişimden ziyade gelirine uygun bir kiralık eve ulaşabilmek.

EV ALAMAYAN VATANDAŞ KİRAYA YÖNELİYOR

Konut satış fiyatları ile kira bedellerinin aynı şekilde hareket etmemesinin temel nedenlerinden biri, iki piyasanın farklı dinamiklere sahip olması. Konut satın alma gücü azalan vatandaş kiralık konut piyasasına yöneliyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde barınma ihtiyacının devam etmesi, kiralık konutlara yönelik talebin de canlı kalmasına neden oluyor.
Barınma ihtiyacının ertelenememesi, uygun fiyatlı kiralık konutların sınırlı olması ve vatandaşın gelirinin konut maliyetlerine yetişmekte zorlanması, kira piyasasındaki baskının devam etmesine yol açıyor.

ASIL SIKINTI UYGUN FİYATLI KONUTTA

Konut fiyatlarının reel olarak gerilemesi, vatandaşın konuta erişiminin kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Çünkü dar gelirli vatandaş için önemli olan yalnızca bir evin satış fiyatının ne kadar olduğu değil, kendi gelirine uygun bir ev bulup bulamadığı. Özellikle büyükşehirlerde vatandaşın gelirine uygun, güvenli ve ulaşılabilir konut bulabilmesi giderek daha önemli hale geliyor. Konut piyasasındaki sorun bu nedenle yalnızca fiyat artışı üzerinden değil, vatandaşın barınma hakkına erişimi üzerinden de değerlendirilmek zorunda.

KİRACININ HESABI DEĞİŞMİYOR

Türkiye genelinde konut fiyatları yıllık yüzde 25 artarken, Temmuz ayı tüketici enflasyonu yüzde 31,75 olarak gerçekleşti. Böylece konut fiyatları reel olarak yüzde 5,1 geriledi. Ancak bu gerileme, kiracının cebine aynı ölçüde yansımıyor. Ev değiştirmek zorunda kalan vatandaş, yıllardır ödediği eski kira bedeliyle değil, yeni ev sahibinin talep ettiği güncel kira bedeliyle karşı karşıya kalıyor.

Bu nedenle konut fiyatlarında reel gerileme yaşanması, kira ödeyen vatandaşın aylık bütçesinde otomatik olarak bir rahatlama sağlamıyor. Aksine, ev almakta zorlanan vatandaş kiralık konut piyasasına daha fazla yönelmek zorunda kalıyor.

BARINMA SADECE BİR PİYASA MESELESİ DEĞİL

Ortaya çıkan tablo, barınma meselesinin yalnızca konut fiyatları üzerinden ele alınamayacağını gösteriyor. Vatandaş için mesele, bir evin kaç liraya satıldığı kadar, hatta ondan da önce, gelirine uygun bir evde insanca yaşayıp yaşayamadığı. Bu nedenle sosyal konutların artırılması, dar gelirli vatandaşların erişebileceği konutların yaygınlaştırılması ve kiralık konut arzının desteklenmesi önem taşıyor. Konut fiyatları reel olarak gerilerken yeni kiracıların karşılaştığı yüksek kira bedelleri, Türkiye’de barınma meselesinin hâlâ önemli bir ekonomik ve sosyal sorun olduğunu ortaya koyuyor.

Vatandaşın beklentisi yalnızca daha ucuz bir ev değil; gelirine uygun, güvenli ve insanca yaşayabileceği bir yuvaya ulaşabilmek.

Muhabir: Abdullah Kutay Eskalen