Kuvvet komutanlarının yargıya hesap verme noktasına gelmeleri, yeni bir duruma işaret ediyor. Bu ülkede onlarca yıldır genç subaylar, askeri öğrenciler, ‘bu ülkeyi sivillerin elinden kurtaracaksınız, hepiniz birer vatan kurtarıcısınız‘ şeklinde eğitildiler, müdahalelere teşvik edildiler. Darbeler alkışlandı...
Militaristler, bu rejime dayanarak ve siyasetin zaaflarını kullanarak egemenliklerini sürdürdüler. Türkiye‘yi özürlü bir rejime mahkum ettiler. Bu ülkede darbecilerin hala itibar gören kişiler olmalarını birçok insan doğal karşılıyor... Darbeciler, ressam olarak sergiler açıyorlar... Bu açılışlara komutanlar da katılıyorlar.
Kuvvet komutanlarının yargıya hesap verme noktasına gelmeleri, yeni bir duruma işaret ediyor. Bu ülkede onlarca yıldır genç subaylar, askeri öğrenciler, ‘bu ülkeyi sivillerin elinden kurtaracaksınız, hepiniz birer vatan kurtarıcısınız‘ şeklinde eğitildiler, müdahalelere teşvik edildiler. Darbeler alkışlandı. Türkiye‘deki rejimin hiçbir zaman tam anlamıyla demokratikleşememiş olmasının en temel nedenlerinden birisini, bu eğitim anlayışı oluşturuyor. Bu anlayış hâlâ egemenliğini sürdürüyor. Bununla henüz hesaplaşabilmiş değiliz.
Komutanların sivil yargının önüne çıkmalarının ve yaptıkları düşünülen darbe girişimleriyle ilgili hesap verecek noktaya gelmelerinin ifade ettiği önemi ne kadar vurgulasak yeridir. ‘Onu öldür‘, ‘buraya bomba at‘, ‘kitleleri birbirine düşürmek için provokasyonlar yap‘ döneminin sona ermesi için önemli bir merhaleyi geçiyoruz.





