Komitacılığın yüz yıl geride kaldığını düşünenler gelişmelere bakarak yanıldıklarını anlamışlardır sanıyorum. Ülkemizdeki gelişmelere bakıldığında yaşananları demokrasi ile izah etmek, hatta demokrasi ile birlikte düşünmek mümkün değildir. Demokrasi açık toplum demektir. Tüm gelişmeler milletin gözü önünde cereyan eder, etmelidir. Çünkü, hedef toplumun desteğini ve onayını almaktır. Ancak, komitacılık toplumun desteğini almak yerine bir güç gösterisidir. Kim kimin bileğini bükerse onun dediğinin olduğu bir çalışmadır.
Bu tesbitlerimizi bir de Baykalın açıklamaları ile aktaralım:
"Birbiri ardına belgeler, andıçlar, not defterleri ifşa ediliyor. Çankaya seçimi ötesinde devlet içinde bir bilek bükme çatışması var. Bir adayın önünü kesmesi düşünülebilecek olanları ürkütmeye yönelik olduğu anlaşılan, bir adaya muhalefet edebilecekleri etkisiz kılmayı amaçlayan çabalar sergileniyor."
Aslında bu sözlerin sahibi Baykalı da aynı tarifin içine sokmak mümkündür. Çünkü, kendisi de benzer bir tavır sergiliyor, birilerinin önünü kesmek adına hem kendisi ve partisi, hem de bazı çevreler adına yoğun bir çaba sergiliyor.
Özellikle olayın tehdit ve şantaja varan birtakım muhatapları sindirmeye yönelik çıkışlarla yapılacak bir seçimden istenen sonucun alınmaya çalışılması sanıyorum sağlıklı bir mücadele tarzı olarak değerlendirilemez. Kaldı ki her yolu mübah sayarak yürütülen bir kampanya sonunda birileri istedikleri sonucu almış olsalar bile bu işten ülkemizin zarar göreceğini düşünmek durumundadırlar.
Tehdit ve şantajın özellikle internet ortamına kaydırılmış olması teknolojik gelişmeler pek çok kolaylıklar sunarken bu tür davranışlara zemin hazırlıyor olmasıyla sanıyorum sağladıklarının fazlasını da götürmektedir.
Kimliklerini gizleyerek internet ortamında birtakım belge ve bilgiler yayınlayanlar böylece ülkeye hizmet mi yoksa kötülük mü ettiklerini düşünmek durumundadırlar. Ülkenin çıkarlarını koruduklarını iddia edenlerin kimliklerini gizlemeye niçin ihtiyaç duydukları sorusu önem kazanıyor. Özellikle kendilerini gizleyerek etrafa tehdit savuranlar bir takım kırgınlıkları gidermek yerine kırgınlıkları bilerek ya da bilmeden düşmanlığa dönüştürüyorlar.. Ayrılıkları körüklüyor, kılıçların çekilmesine çanak tutuyorlar. Tüm bunları da vatanseverlik adına yaptıklarını ileri sürüyorlar.
Bu arada, bazılarına ait soy kütükleri, özel bilgi notları nereden ele geçiriliyorsa geçiriliyor internette binlerce kişiye servis yapılıyor. Diyebiliriz ki, hukukun dışına kayarak bir mücadele yürütülüyor. Bunun adı hukukun çiğnenmesi, hukuksuzluk değil midir
İşin üzüntü veren yanı ise, artık ülkemizde kimin kimin yanında olduğu da belli olmaz hale geldi. Bir zamanlar bazı askeri çevrelerin siyasete müdahele girişimlerine destek veren alkış tutan kalemler bir bakıyorsunuz demokrasi sevdalısı kesilmiş. Aslında bunların çoğunluğunun derdi gerçekte demokrasi falan değil. Sadece kendi durumları ve çıkarları. Bu tiplerin belirgin bir başka özelliği de güce tapıcılık.. Rüzgarın yönüne göre tavır belirlemeyi bilgiçlik sanıyorlar.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, perde arkasına gizlenerek birtakım taktiklerle perdenin önündekileri yıldırmaya, sindirmeye yönelik çabaları komitacılık olarak nitelendirilebilir. Ne yazık ki, birtakım çevreler de tüm demokrasi söylemlerine rağmen kendilerini komitacılıktan kurtarabilmiş değiller. Belli ki demokrasiye teslim olduklarında savunduklarının geçerliliği kalmayacak. Bu da onları rahatsız ediyor.