Artık kimseye kırılmıyoruz! Kimse de bize kırılmıyor! Kimse kimseye kırılmıyor! Bilmem farkında mısınız; toplum olarak kırgınlığı hayatımızdan çıkarıp attık. İlk bakışta olumlu bir durum gibi. Hatta demek ki hayatta hiç olumsuz bir durum yaşanmıyor, ne güzel bile denilebilir. Refah düzeyimiz yükselmiş, her şey güllük gülistanlık olmuş, adaletsizlikler yok, kimse kul hakkı yemiyor, herkes çok doğru insan olmuş, küçükler seviliyor, büyükler sayılıyor, ortancalar ortada kalmıyor gibi bir durum var! Hele bir de, herkes ama herkes çok haklı! Kime rastlasak haklı! Kime rastlasak çok dürüst! Kime rastlasak hiç hatası yok! Kime rastlasak her şeyi çok iyi biliyor! O kadar her şeyi biliyor ki bilmeyi bile bilmiyor! Bilmemeyi mi, yok canım onu kimse bilmiyor! Herkes her şeyi çok bildiği için bilmemeyi bilmeye gerek kalmıyor! Öyle ya ne gereği var bilmemenin! Her şeyi bilelim çıkalım şuraya! Kimse bize kırılmasın! Kırgınlığı çıkaralım hayatımızdan! Oh hayat ne âlâ! Hiç hata yok! Hatayı bırakın hata payının gramı bile yok! Evet! Acaba böyle mi?
Kırgınlık nedir? Bir insan bir insana niçin kırılır? Neden kırılırız? Bir kere bir insana kırılmamız için o insanla aramızda sağlam bir hukukun olması gerekir öncelikle. Aramızda bir hukuk olmayan bir insana kırılmamız söz konusu olamaz. Peki, bu hukuk dediğimiz belirteç neyi kapsıyor? Kestirmeden cevap verirsek hayata dair her şeyi… Hayata dair her şeyin niteliği nedir? Düz mantık olmayan her şey! Düz mantıkla düşündüğümüzde kırılacak bir durum yok. Şöyle ki bir insana kırıldığımızda hemen o insan o kırgınlığımızı düz mantıkla düşmanlık olarak algılıyor. Bizim kırgınlığımızı anlamaya çalışmak yerine bizi hasım olarak görmeye başlıyor. Bizim kırgınlığımızı anlamaya çalışmak yerine düz mantıkla bizi yok edilmesi gereken bir varlık olarak görüyor. Peki, neden düz mantık işliyor bu meselelerde?
İnsan her geçen gün canavarlaşıyor; kim ne derse desin dünya iyiye gitmiyor. İnsanı canavarlaştıran insandaki düz mantığı oluşturan etkenlerdir. Hayatın kuralıymış gibi topluma kabul ettirilen her şeyi maddi açıdan düşünüp görme görgüsüzlüğü, kırgınlığın yaşamdan çıkarılmasını sağlıyor. Her şeyi maddi açıdan düşünme beraberinde maddiyatın edinilme sürecindeki alicengiz oyunlarını hayatın bütün alanlarına yayıyor. Kazancını alicengiz oyunlarıyla elde edenler kırgınlığı da alicengiz oyunlarının kurallarına göre yorumluyorlar. Kırılan insan alicengiz oyunlarından haberi olmadığı halde kırıldığı insan alicengiz oyunlarını çok iyi bildiği için onu o şekilde değerlendiriyor. Dolayısıyla kırılan insan bilmediği kurallara göre değer alınca düşman cesametine bürünüyor. Kırılınca düşmanlaşıyoruz! Kırgınlık düşmanlık doğuruyor. Bizi düşman olarak görüyorlar. Çünkü öyle alışmışlar. Herkesi kendileri gibi biliyorlar. Herkesi kendileri gibi alicengiz oyunu ustası zannediyorlar. Oysa kırgınlıkta sevgi vardır…
Günümüzde, yaşanan yaşamdan sevgi çıkarılınca kırgınlık da hayattan çıkarıldı. Her şeyi makam mevkie bağlıyor insanlar. Makama göre davranış sergilenince karşılıksız duygular yaşanmaz hale geliyor. Çünkü kırgınlık karşılıksız sevgi ve hukuk kaynaklıdır. İnsanlar arasında karşılıksız sevgi ve hukuk yok ki kırgınlık olsun. Her şey maddiyata bağlanmış durumda. Şu şuna şunu yapmışsa şundan dolayıdır. Her şey maddi bir nedene bağlanıyor. Oysa hiçbir nedeni olmadan bir insan bir insana iyilik yapamaz mı, yapar, yapsa çok güzel olur. Ama nedensiz iyilik yapılmadığı için kırgınlık da oluşmuyor. Çünkü verilen karşılık alınmak üzere verildiği için karşılık verilmediğinde oluşan durumdaki kırgınlık da mutlaka bir karşılığa yoruluyor. Böylece hayat karşılıklılık üzerine kurulduğu için ne kırgınlık oluyor ne de huzur. Hani her şey güllük gülistanlıktı!
Kırgınlık kırgınlığımızı bilecek insanlar içindir. Ben kimseye kırılmıyorum!