Böyle olayları ancak kalbin ve vicdanın gözü görebilir. Başbakan da meseleye o gözle bakmalıdır. Devlet için çalışırken özel sektöre göre düşük ücrete razı olanlar, teselliyi işin güvenceli olmasında bulurlar. Bu insanlar köle değil; devlet çalıştırdığı insanlara karşı zımnen kabul ettiği iş güvencesini böyle durumlarda da sürdürmek zorundadır.

Başbakan, toplum vicdanını yaralayan bu mücadelede ağırlığını işçilerden yana koysun. Korkmasın, Tekel işçilerinin hakkı olan birkaç yüz lirada kimsenin gözü kalmaz. Eğer iki gün içinde anlaşma olmaz ve direnenler ölüm orucuna başlarlarsa ve hele can kaybı doğarsa... İşte asıl bundan korkmalıdır! Öte yandan sendika da ölüm orucu eylemini asla desteklememelidir. Çünkü bu kavga, ölmeyi değil yaşayarak zorluklarla baş etmeyi talep ediyor. Başbakan Tekel işçilerinin haklarını verdikleri takdirde kendini yenilgiye uğramış hissetmemeli. "Birkaç bin kişi bana diz çöktürmeye çalışıyor" diye onlara kinlenmemeli.

Sonuçta hiçbiri devlet bankasından gazete, TV veya gemi satın almak için kredi istemiyor. Kavgası bir tencere çorba içindir. Baş eğmemeyi en büyük erdem saydığını her fırsatta tekrarlayan Tayyip Erdoğan bu ihtilâfa sevgi, merhamet ve adalet duygusu ile yaklaşmaya çalışmalıdır. Ne kadar kızarsa kızsın, Tekel işçilerini hiç olmadı "yaradandan ötürü" sevmelidir!

Muhabir: Haber Merkezi